şükela:  tümü | bugün
4613 entry daha
  • teori kelimesinin bilimsel alanda ifade ettiği mananın bilinmemesinden çok çekmiş teori.

    türkiye özelinde ise, ek olarak kemalist ve/veya solcu kesimin teoriyi içeriksiz, sloganvari ve dolayısıyla da itici sahipleniş şeklinin de payı büyük. pek çok örnekten sadece biri için (bkz: türk solu /#27661155)

    peki evrim teorisi, bilim ile ilişkisi epey sınırlı ve bilgi kavramına epey yabancı olan (dindar ya da seküler) insanların gerçekten anlayabilecekleri bir şekilde sunulsa ne olurdu? bu soruyu türkiye'nin (yaygın) laik kesimi için cevaplandırmak çok zor değil: herhalde biraz daha ne dediklerini bilerek konuşurlardı. peki ya inançlı insanlar? onlar için "bu şartlar altında inançlarını terk ederlerdi" diyebilmek kolay mı? açıkçası, pek değil.

    bilim ve dinin çeliştiği (çatıştığı değil) vakalar, geçmişte de yaşanmış. örneğin, dünyanın güneşin etrafında döndüğünün anlaşılması, benzeri bir paradigma değişimini tetiklemiş. insanlar, dünyanın kainatın merkezinde olmadığı fikrine alışmakta ve bu fikri inançları ile uyuşturmakta zorluk çekmişler. dönemin inançsızları da, onlara, düşüncelerini gözlemlenebilir veriler doğrultusunda şekillendirmelerini söylemişler.

    bugün evrimci bilim insanlarının yaptığı da aşağı yukarı böyle bir şey. ne var ki, inanç ile bilimsel verilerin çelişmesi, insanların inançlarını terk etmeleri için tek başına yeterli değil. zira, yeni bilgiler hakim paradigmaları değiştirse de, insanlar bu paradigmaları inançlarını da teyit edecek şekilde güncelleme eğilimindeler. bir başka deyişle, yeni bilgiler her ne kadar inanç ile çelişkili olsa da, insanlar inançlarını terk etmekten ziyade yeniden yorumlama eğiliminde oluyorlar. bu yeniden yorumun inancın orijinal öğretisi ile uyumlu olup olmaması da çok önemli olmuyor. çünkü, çoğu insanın inancını anlayış şekli (tıpkı bilimi anlayış şekli gibi) mükemmel olmaktan çok uzak.

    peki evrim teorisi tanrının varlığı ya da yokluğu ile zorunlu bir ilgiye sahip midir? mesela, tanrı, kainatı, canlıları ya da insanları evrimleştirerek yaratmış olamaz mı?

    hem evet, hem hayır. şöyle ki, evrim teorisinin ne anlam ifade ettiği belli olsa da, "tanrı" kavramı için aynı sınırlar söz konusu değil. deistik olmaktan epey uzak olan ibrahimi dinlere göre, tanrı, kainatı doğrudan ya da yarattığı sebeplerle (ya da yakın delegasyonla) idare eden bir varlık durumunda. kimi budist, pagan ya da sufi akımlarındaki mistikler için ise, tanrı kavramı çok daha farklı manalar ifade ediyor. dolayısıyla, evrim teorisinin belli tanrı kavramlarının geçersizliğini göstediği ve tanrı kavramı hakkında genel anlamda bazı yeni sorular ortaya çıkardığını söylemek daha doğru olur. (şu iki makale bu konuda bir fikir verebilir: 1. god, darwin and my college biology class, david p. barash 2. why you can't reconcile god and evolution, greta christina)

    peki evrim teorisi nedir? kanıtlanmış mıdır? (ya da meb öğretmeni lisanı ile: "kanun olmuş mudur? neticede hala bir teori değil midir?")

    tek cümlede özetlemek zorunda olsak, şöyle bir şey söyleyebilirdik: evrim teorisi, biyolojik türlerin ortaya çıkışını açıklayan ve bilimsel çevrelerde genel kabul gören bir teoridir.

    ancak burada hem "teori" kavramına yabancılıktan, hem de türkçenin bazı yetersizliklerinden ileri gelen birkaç problem var. (bkz: türkçenin yetersiz bir dil olması/@derinsular) şöyle ki, doğru ifade "evolution theory" değil, "theory of evolution." türkçeye her ikisini de "evrim teorisi" diye çevirmek zorunda kalsak da, bu ikisi farklı şeyler. yani, evrim diye bir vakıa var ve bunun vakıayı nasıl açıkladığımıza dair teoriye "evrim teorisi" diyoruz. yoksa, evrim teorisi, "theory of life" başlığı altında hayatın ortaya çıkışını açıklayan teorilerden biri değil. ya da, daha da açık bir ifadeyle, "hayatın ortaya çıkışını açıklayan birkaç teori var ve o teorilerden biri de evrim teorisi" gibi bir durum söz konusu değil. [lumina obscura şurada açıklamış: (bkz: #16523414)]

    richard dawkins'in şu sözü de bu önemli ayrım konusunda bir fikir verebilir: "çekim kuvveti bir vakıa. evrim bir vakıa. çekim kuvveti konusundaki hakim teori, einstein'ın. evrim konusundaki hakim teori ise, darwin'in." richard dawkins'in, "evrim konusundaki hakim teori"den kastı ise, (elbette) charles darwin'in doğal seçilim teorisi.

    bu noktada, darwin'in kitabının başlığında doğal seçilim ifadesinin yer aldığını hatırlamak da iyi olabilir: "doğal seçilim yoluyla türlerin kökeni üzerine" (on the origin of species by means of natural selection). evrim teorisi konusunda hatırlanması gereken bir diğer önemli vakıa ise, insanlar ile diğer primatlar arasındaki benzerlikler insanların hep ilgisini çekegelmiş olduğu. yani, darwin, arada böyle bir bağ olabileceğini ortaya atan ilk kişi değil. darwin'in önemi (ya da bilime katkısı), bu bağı açıklayan ilk kişi olması ile ilgili.

    meb öğretmeni, sorusunu şimdi şu şekilde sormayı deneyebilir: "peki, darwin'in doğal seçilim teorisi ispatlandı mı?"

    öncelikle, teoriler doğru/yanlış gibi ikili (determinist) değerler almaktan ziyade, delillerle ne derece desteklendikleri ve dolayısıyla da, açıklamak durumunda oldukları gerçeklikleri ne derece açıklayabildikleri ölçüsünde değerlendirilirler. dolayısıyla, teorilerden söz ederken, ispat ya da kanıt (proof) gibi mutlak ifadelerden biraz uzak durmak ve delillere (evidence) odaklanmak gerekli.

    ve cevaben, evet, doğal seçilimi destekleyen çok sayıda güçlü delil var. ama daha da önemlisi, doğal seçilim bir vakıa ve bizzat gözlemlendiği çok sayıda hadise mevcut. (gözlemlenen doğal seçilim örnekleri konusunda şu videoya bakılabilir.)

    tabii bu noktada akla şu sorunun gelmesi mümkün: eğer doğal seçilim bir vakıa ise, neden hala darwin'in "teori"sinden söz ediyoruz?

    cevap: çünkü, teori kelimesinin bilimsel sahadaki manası, halk arasındaki manasından farklı. bilimsel sahada, teori, "ispatlanmamış fikir" anlamına gelmiyor, "herhangi bir gerçekliğe getirilen nedensel bir açıklama" anlamına geliyor. evrim ise, son derece kompleks bir süreç. bu süreç üzerinde belirleyici olan farklı faktörlere vurguda bulunarak çeşitli açıklamalar sunan farklı teoriler var. doğal seçilim, bütün bu teorilere çerçeve sunan bir genel teori - ve aynı zamanda gözlemlenmiş bir gerçek. ama buna rağmen (ilgili karmaşıklıktan ötürü) "evrim = doğal seçilim" diyebilmek de zor. zira, hem ilgili karmaşıklık buna engel, hem de iki farklı vakıayı birbirine eşitlemek hatalı.

    çok sebepli (multicausal) ve karmaşık bir dünyada yaşıyoruz. farklı faktörlerin aynı anda etkili olduğu süreçlere, farklı teoriler farklı açılardan açıklamalar getiriyorlar. bu teoriler zorunlu olarak birbirleri ile çelişki ya da rekabet halinde değiller. bir de tabii, teorilerden bahsederken sadece doğru/yanlış ekseninde mutlakçı bir jargonla konuşmak çok sağlıklı bir tavır değil.

    teoriler hakkındaki bu küçük özet hakkında zihin egzersizinde bulunmaya yardımcı olabilecek bir örnek için bkz.: evrimin mekanizmalarından birine bir açıklama getiren multilevel selection theory

    önemli not: evrim teorisi "maymundan gelmek" demek olmadığı gibi, doğal seçilim de, "büyük balık küçük balığı yer" demek değil. eğer öyle olsaydı, ortada küçük balık kalmazdı. ve tabii, küçük balık kalmayınca büyük balıklar da yiyecek pek bir şey bulamayarak yok olabilirlerdi.

    tema:
    (bkz: evrim teorisi /@derinsular)

    tekmili birden: pdf
1542 entry daha