şükela:  tümü | bugün
93 entry daha
  • ögrenmek isteyenlere suan yazdigim entry ile yardimci olmayi umdugum dil. birazdan baska hicbir yerde bulamayacaginiz fince ders bilgisi toparlamasini sizler icin paylasacagim. yalniz belirtmek isterim ki; ben fince bilmiyorum. simdi "ee o zaman nereden biliyorsun bu bilgileri?" diye sorarsaniz, finlandiya'da yasayan eski bir arkadasin silinen entrylerinden fince olanlari ayirip, anisinin hatrina toparladigimdandir.

    basliyoruz;

    kylla: evet
    evet kelimesinin birebir karsiligi olmasina ragmen evet demek icin en az kullanilan kelime olur kendisi. pek cok finler "joo" veya "juu" kelimesini kullanir.

    ei: hayir
    fince'de "hayir". "ey" diye okunur, gerci baska bir ses de cikmiyor agizdan. okunusu yazmaya gerek yoktu yani.

    ***

    emme: fince olumsuzluk eki. "biz" zamiri icin kullanilir.

    örnek :

    geliyoruz : tulemme
    gelmiyoruz : emme tule.

    -

    niin: fincede "cok".

    ama farkli anlamlara da gelir. örnegin "böyle/öyle" anlamlarina gelir. "böyle istiyorsan" demek icin "jos tahdot niin" deriz. ayni sekilde "öyle olsun" demek icin de "olkoon niin" diyebiliriz.

    bunlari da demeden direkt "evet" anlaminda kullanabiliriz.
    -ögrenci misiniz? (oletteko opiskelija?)
    -eveeeet, /öyleyim (niiiiiin!)

    ******

    pek cok yönden turkce'yle uyusan dil (biz uymayacaksak kim uyacak degil mi?) bu zamanki konuya gelirsek tam turkce'sini bilmedigim icin uzun uzun ve sacma sacma paragraflarla anlatacagim, umarim ben anlatabilirim siz de anlarsiniz.

    bu sefer de konumuz: fince'de, turkce'de söylendigi gibi "okuldan futbola ucan cocuk", "italyanca konusan seksi adam" gibi, ingilizce'si relative clausesolan sey.

    ilk örnek cumlede olan "okuldan futbola ucan cocuk" (burada cocugun futbola neden uctugunu kafaya takmiyoruz, amac bilincalityla oynamak swh)... iste bu cumlenin ingilizce'si nedir?

    the boy who is flying to football from school (böyle de cok sacma oldu ama amac dilbilgisi ona göre)

    iste bu cumlenin fince'si söyledir : "poika joka lentää jalkapalloon koulusta"
    poika : cocuk / boy
    joka : turkce'si "ki" olsa da uymuyor "cocuk ki okuldan futbola ucuyor" diye cumle mi olur? - who/which-
    lentää : ucuyor - is flying
    jalkapalloon : futbola (jalkapallo+on)
    koulusta : okuldan (koulu+sta)

    yani, fince'deki bu olay ayni ingilizce'deki sirayla olur. ama... derseniz ki "ben turk'um, anlamiyorum... yok mu bunun caresi?" diye, olmaz mi! birebir turkce'deki kelime sirasiyla da bunu yapabiliyoruz.

    yani "okuldan futbola ucan cocuk" gibi sacmaliklarin sacmasi olan bir cumleyi fince'de "koulusta jalkapalloon lentävä poika" olarak yazabiliriz. tabii cok sacma ama zaten turkce verdigim örnekte hayir yok.

    neyse efendim, su ana kadar yapmaya calistigim tek sey konuyu baglamakti. artik gercek demek istedigime gecebilirim, buyuk bir huzur sahibi oldum simdi. yani amacim bilincaltina ince ince gireyim derken tum bilginizin icine etmek "swh"...

    geldik gercek konuya : relative clause demisken az önce turkce'deki siraya göre duzenleyip yazdigimizda fiilin "-va/vä" eki aldigini görduk. iste anlatacagim sey budur! bu ek o kadar önemlidir her alanda kurtarabilir bile sizi. bu ekle fiilden sifat yapabilirsiniz -ki az önce lentävä poika diyerek "ucan cocuk" demis olduk- bunun gibi. yine turkce'de olan ve kafa karistiran, fiillere gelen - imi, ini, imizi, inizi, olayini da bununla kurtarabiliriz. söyle yani :

    turkce'de bir insana "konustugunu duydum" demek istersek ingilizce'de "i heard that you spoke" deriz. (aslinda böyle demeyiz ama mantik oturtmak icin böyle yapmak zorundayim). fince'de ise ingiliz dili kurallarinin etkisinde kalan fince'yle "minä kuulin että sinä puhuit" deriz ama demeyiniz, dedirtmeyiniz, hic sevmiyorum. gereksiz uzatmadan baska bir sey degil. zaten birebir turkcesi aslinda "duydum ki konustun" oluyor, ne kadar sacma geliyor degil mi? bu durumdan kurtulmak icin size önerecegim cumle sudur : "minä kuulin sinun puhuvan"

    -buradaki "n" eki akkusatiivi'nin -n'si. ama ben böyle kullanmam derseniz, "puhuva" kelimesinin sonuna direkt iyelik eklerini eklersiniz olur biter.

    yani "kuulin puhuvasi" de diyebiliriz. fince'de "konusmak" "puhua"dir ve "puhuva" ise hem sifatsa "konusan", ama az önce anlattigim durumda ise "konustugunu" anlamina gelir. birkac örnek verelim en iyisi.

    -gittigimi gördun mu? - did you see that i left? - näitkö lähteväni? (lähteneeni de kullanabiliriz ama bu ileride)
    -seni sevdigimi biliyor musun? - do you know that i love you? - tiedätkö rakastavani sinua?
    -senin agladigini duydum - i heard that you cried - kuulin itkeväsi
    -(onun) geldigini hissettim - i felt that he came - tunsin tulevansa

    bu dört cumledeki fiiller "lähteä - rakastaa - itkeä ve tulla"dir. -vä/va eki gelirken yapilan tek sey mastar ekini atip eki eklemektir, sonra da isterseniz iyelik eki eklersiniz. sonu -la-lä-na-nä ile biten fiillerde ise araya -e girer ve ek "eva-evä" olur bu kadar.

    genel kelimeler var, sonu sesli harf ve anlatmasi cok kolay. direkt sonuna "n, iin, ssa, sta, lla, lta" aliyor bitiyor. ama konu sonu sessizlerle bitenlere gelince? hele bazen kelimenin tamami degisiyor. öyle ezberle gec de diyemiyor insan, ama anlatmaya da zekam yetmiyor. gerizekali hissediyorum kendimi.

    örnek icin : ev kelimesini alalim

    ev : talo
    eve : taloon
    evi : taloa
    evde : talossa
    evden : talosta
    evin : talon

    evler : talot
    evlere : taloihin
    evleri : taloja
    evlerde : talossa
    evlerden : taloista
    evlerin : talojen

    bu kadar basit. ama is sessiz harflerle bitenlere gelince kaliyor insan.

    örnek icin : koyun kelimesi.

    koyun : lammas
    koyunun : lampaan
    koyunu : lampasta
    koyunda : lampaassa (lampaalla)
    koyundan : lampaasta (lampaalta)
    koyuna : lampaaseen (lampaalle)

    koyunlar : lampaat
    koyunlarin : lampaiden
    koyunlari : lampaita
    koyunlarda : lampaissa ( lampailla)
    koyunlardan : lampaista (lampailta)
    koyunlara : lampaisiin ( ya da lampaihin) / lampaille

    aslinda cok basit ama o "mm" neden "mp" oldu sorunca birisi cevap yok veremiyorum. öyle ezberleyin bitsin iste.

    rakas var mesela, "canim, cigerim, böcegim" gibi sevgi sözcugu
    onun da cekimleri söyle :

    rakas
    rakkaan
    rakasta
    rakkaassa
    rakkaasta
    rakkaaseen
    rakkaalla
    rakkaalta
    rakkaalle
    ...

    rakkaat
    rakkaiden
    rakkaita
    rakkaissa
    rakkaista
    rakkaisiin ( rakkaihin)
    rakkailla
    rakkailta
    rakkaille

    yine kaliyorum. zaten karsi tarafin anlamasi zor olan bir seyi daha da sacma sapan bir aciklamayla karistiriyorum ( "sonu -s ile bittigi icin öyle oluyor o canim benim" diye aciklama mi olur lan?)

    zaten ben -s ile bittigi icin diyince de bu sefer o zaman "sydän" nasil oluyor diye soruyor, daha beter batiyorum (sydän = kalp)

    kalp : sydän
    kalbin : sydämen
    kalbi : sydäntä
    kalpte : sydämessä / sydämellä
    kalpten : sydämestä / sydämeltä
    kalbe : sydämeen / sydämelle

    kalpler : sydämet
    kalplerin : sydämien
    kalpleri : sydämiä
    kaplerde : sydämissä / sydämillä
    kalplerden : sydämistä / sydämiltä
    kalplere : sydämiin / sydämille

    ....

    o da bitti, sonu "tar-tär" ile bitenler var.

    örnek icin : tytär (kiz evlat)

    kiz : tytär
    kizin : tyttären (bu "t" neden ciftesti demeyin, o bir ahenk o bir uyum o bir vokaaliharmonia)
    kizi : tytärtä
    kizda : tyttäressä / tyttärellä
    kizdan : tyttärestä / tyttäreltä
    kiza : tyttäreen / tyttärelle

    kizlar : tyttäret
    kizlarin : tyttärien
    kizlari : tyttäriä
    kizlarda : tyttärissä / tyttärillä
    kizlardan : tyttäristä / tyttäriltä
    kizlara : tyttäriin / tyttärille

    ama bu kadar birbirine giren eklerin bir tane de olsa kafa rahatlatan bir seyi var.
    sonu sessiz harfle biten bir kelimenin cogul halinin iyeligin yapmak isteseniz

    yani : sydämien, tyttärien demek zorlarsa
    sydänten ve tytärten diyebilirsiniz. böyle de kolayligi var.
    ***
    ****

    tam turkcesi ne oluyor bilmiyorum fakat bu dilde de var sona ek ekleyerek emir verme durumu var. emir kipi olabilir.

    turkce örnek verirsek :

    oku, okusun, okuyalim, okuyun, okusunlar. böyle yani, demek istedigim anlasilmistir umarim.

    bunu fince alirsak sirasiyla "lukea" fiiliyle;

    lue, lukekoon, lukekaamme, lukekaa, lukekoot. yani mastar eki kalkip -koon,kaamme,kaa,koot eklerini koyuyoruz.

    birkac örnek gerekirse :
    mennä (gitmek) : git, gitsin, gidelim, gidin, gitsinler : mene, menköön, menkäämme, menkää, menkööt.
    tulla (gelmek) : gel, gelsin, gelelim, gelin, gelsinler : tule, tulkoon, tulkaame, tulkaa, tulkoot.
    görmek (nähdä) : gör, görsun, görelim, görun, görsunler : näe, nähköön, nähkäämme, nähkää, nähkööt.

    tam anlatamadim ama "biz" icin kullanilan -kaamme eki ingilizce dusunursek ki "let's" kavramina denk gelmiyor. -kaamme sanirim biraz daha "bunu yapalim cunku zorundayiz, böyle olmali" gibi bir mantik olabilir. tam turkce anlatamiyorum. ha, bunlari kullanmaya zaten cok da gerek yok. "kaa"dan baska kullanan insan sayisi az zaten.

    *******

    sifat karsilastirmalari ile turkce ile cok benzerdir.
    turkcede "daha" kullanirken fincede "-mpi" eki kullanilir. istisna sayilan (ama aslinda istisna degildir, sadece kelimenin köku eskiden kalmadir ama kullanabilirsiniz)

    yine "en" demek icin de "-in" eki alir sifatlar.

    örnek : "kucuk" demek olan "pieni"
    "daha kucuk" derken "pienempi" deriz.
    "en kucuk" derken "pienin" deriz.

    sifatlarin bir de cogul olduklari durumlar vardir. turkcede bu durum yoktur ama fincede isimler cogul olunca da sifatlar da cogul olur.

    örnek : "kucuk ev"in karsiligi "pieni talo"dur.

    kucuk evler derken ise "pienet talot" olur

    "daha kucuk ev" derken "pienempi talo" olurken "daha kucuk evler" demek istersek "pienemmet talot" deriz.

    fakat "uc kucuk ev" demek istersek "kolme pientä taloa" dememiz gerekir. (bkz: partitiivi)

    "uc daha kucuk ev" demek istersek de "kolme pienempää taloa" demek zorundayiz.

    buna bir de ismin hallerini eklersek ;
    "kucuk evde" : "pienessä talossa
    "daha kucuk evde" : pienemmässä talossa
    "kucuk evlerde" : pieneissä taloissa
    "daha kucuk evlerde" : pienemmissä taloissa

    ...

    kirmizi bina : punainen rakennus

    en kirmizi bina : punaisin rakennus
    en kirmizi binada : punaisimmassa rakennuksessa
    en kirmizi binalarda : punaisimmissa rakennuksissa

    *iyi - daha iyi - en iyi = hyvä - parempi - paras (aslinda parempi yerine hyvempi de kullanabilirsiniz, dilbilgisel aciden yanlis degil ama tuhaf geliyor.

    uzun - daha uzun - en uzun = pitkä - pidempi - pisin

    kisa - daha kisa - en kisa = lyhyt - lyhempi - lyhin

    ********

    ayrica fiillere "bulunma" eki getirerek cumleye "iken" anlami katilabilir bu dilde. tabii vokaaliharmonia olayi var ama cok kolay. söyle diyelim efendim"

    "eve gelirken hickimse evde yoktu."

    bu cumlenin fincesi sudur : "tullessani kotiin kukaan ei ollut kodissa"

    burada "gelmek" kelimesine denk gelen fiil "tulla"dir ve bulunma eki olan -ssa eki fiile eklenmistir. ses kurallarindan dolayi da -a sesi -e'ye dönmustur -ki zaten hepsi -e'ye dönuyor. birkac örnekle:

    "sen uyurken disari ciktim." = "nukkuessasi menin ulos"

    *fiilimiz "uyumak" anlamina gelen "nukkua"dir ve yine gördugumuz gibi -a sesi -e'ye dönmustur.

    evet, tum fiillerde böyledir. fincede birden fazla mastar vardir fakat hepsi -a ile biter, sese göre -ä ile biter orasi önemli degil. her turlu -ssa alirken -e olur. örnek : gitmek anlaminda olan "mennä" fiili.

    okula gittigimde/giderken seni gördum : mentyäni/mennessäni kouluun näin sinut. ama siz ille de "kun" kelimesini kullanarak yapacagim derseniz engel olan yok. (kun kelimesi ingilizcedeki when-while ile anlamdastir.)

    okula gidince seni gördum : kun menin kouluun näin sinut.

    tum mastarlarda durum ayni dedik, ama yine de örnek verelim.

    -aa : rakastaa : (ben) severken : rakastaessani
    -da : saada : (sen) alirken : saadessasi
    -ta : tarvita : (o) ihtiyac duyarken : tarvitessaan
    -la / na : kuolla / panna : (biz) ölurken, (siz) koyarken : kuollessamme, pannessanne

    bu kadar.

    **************

    sondan ekleme olayi turkce'ye göre daha degisiktir. ekler direkt gelmezler cogu zaman, kelimeyi degistirirler.

    örnek icin : turkce'de ölumsuzluk derken yapilan is cok kolaydir.

    ölmek fiilinden ölum, ölum kelimesine direkt -suz eki sonrasinda da -luk eki gelir ve ölumsuzluk kelimesini elde ederiz.

    fince'de ise ölumsuzluk demek icin :

    ölmek anlamina gelen "kuolla" fiilinden ölum demek olan "kuolema" kelimesini yapariz. sonra -suz anlami veren -ton ekini ekleriz ve sonuc ölumsuz anlamina gelen "kuolematon" olur. ölumsuzluk demek icin de sonra "luk" anlami katan -uus eki gelir ama kelime turkce mantigindaki gibi kuolematonuus olmaz, "-ton" eki "-ttom" seslerine dönusur. sonuc olarak ise elimizde "kuolemattomuus" kelimesi olur. eger, sondan eklemenin daha da icine girecegim demek istersek, anlami turkce'de de sacma olmasina "ölumsuzlukte" demek istersek :

    ölumsuzluk+te. fince'de ismin bulunda hali -ssa ekiyle yapilir. kuolemattomuus kelimesine -ssa eklerken de -uus sesindeki -s, -d" sesine döner, hatta "-de" olur (kafam karisti oha). sonuc olarak ölumsuzlukte demek istersek :

    "kuolemattomuudessa" kelimesini elde ederiz.

    daha da karistirip, iyelik eki de ekleyecegim derseniz o da söyle oluyor :
    turkce'de "ölumsuzlugumde" derken fince ek sirasi böyle olmaz, cunku fince'de iyelik ekleri cekim eklerinden sonra gelir. nasil mi? önce "ölumsuzlukte" kelimesini yapip sonunda iyelik ekini ekleriz.

    yani, az önce elde ettigimiz "kuolemattomuudessa" kelimesinin sonuna sadece "benim" anlamina gelen "-m" ekine karsilik fince'de "-ni" ekini kullaniriz. bu da bize " kuolemattomuudessani" kelimesi olarak döner.

    birkac örnek daha :

    turkce'de "dokunulmazlik" derken dokunmak fiilini pasif yapariz, ona olumsuzluk eki veririz ve sonuna "lik" gelir. yani ölumsuzluk kelimesinden biraz daha karisiktir.

    fince'de ise az önceki kuolemattomuus kelimesi ile ayni mantikta gider.

    dokunmak fiili "koskea"dir. dokunma isi de "koskema"dir.
    "dokunmasiz" icin "koskematon" deriz, dokunmasizlik demek icin ise "koskemattomuus" deriz. evet, turkce'deki ile biraz ters ama anlam ayni.

    turkce'de dokunulmazlik olan kavram fince'de "dokunmasizlik"tir. bu kelimeye de ekler eklemek istersek;

    örnek icin "dokunmasizligimizdan" gibi sacma sapan bir sey demek istersek,

    kelimeye önce "ayrilma hali" eki olan "-sta"i ekleriz sonra da "-imiz" anlamina gelen "-mme" ekini ekleriz ve elimizdeki yeni kelime "koskemattomuudestamme" olur.

    böyle eklerdek gitmisken de bir not vereyim. fince'de "-nen" ile biten kelimeleri cekimi farklidir.

    örnegin sonu "-n" ile biten "sydän" (kalp) kelimesi icin -n harifini 'cogunlukla' "-m" sesine dönusturup eklerken -nen ekinde daha farkli olur.

    -nen eki degisir, -s+"eklenecek ek" sekline girer.

    nasil mi?

    örnegin, "suclu" kelimesi fince'de "syyllinen"dir. gerci burada ek -llinen'dir ama önemli olan sonunun -nen ile bitmesidir.

    sonuna az önce kelimeye -lik anlami katan -uus ekini getirirsek (fince'deki sesuyumundan dolayi -uus eki -yys olur) yani...

    daha önce sonu -n ile bitenlere yaptigimiz gibi "syyllinemyys" yapamayiz (sacma sapan zaten okunmuyor bile swh)
    ne demistik? -nen eki s+ek olur yani: syyllisyys olur böylece sucluluk demis oluruz. bu kelimeyle de oynayip bu sefer "suclulugumuzdan" demek istersek (neden böyle bir sey diyoruz orasi ayri ama amac eklerini görmek)

    syyllisyydestämme kelimesini elde ederiz.

    -nen demisken en basit "nainen" kelimesini alalim (kadin demektir)

    kadin : nainen
    kadini : naista (-nen eki -sta olur, "ayrilma eki olan -sta ile ilgisi yoktur)
    kadinin : naisen (-nen : sen olur, basit degil mi?)
    kadinda : naisessa / naisella ( nen : sessa / sella "kelimeye göre sessä, sellä de olur.)
    kadindan : naisesta / naiselta (nen : sesta / selta, cok ilginc hmmmmmm)
    kadina : naiseen, naiselle (nen : seen / selle)

    kadinlar : naiset (cogul eki neydi? -t idi. nen eki -set oldu yani elimizde hala -t sesi bulunmakta)
    kadinlari : naisia (nen : sia olur cogul belirtme halinde)
    kadinlarin : naisten (nen : sten olur)
    kadinlarda : naisissa, naisilla (nen : sissa, silla ( sessa ile sella gibi)
    kadinlardan : naisista, naisilta (e artik anladiniz az cok?)
    kadinlara : naisiin, naisille (tekildeki -seen oldu -siin, -selle oldu - sille. bu kadar basit)

    devami gelebilir de gelmeyebilir de.

    ***********

    konu adi olarak ne olur bilemem ama bugun de en yakin anlamla relative clauses olabilecek ama aslinda tam olmayan bir seyi yapacagiz!

    turkce örnekle yaparsak söyle bir cumle:
    "(o) babasinin ne oldugunu bize söylemedi"

    bu cumle fincede "(hän) ei kertonut meille mikä (hänen) isansa olleen"dir.

    burada ek alan fiil "olla"dir ve ek almistir.

    ya da mesela "okulda cocugun agladigini duydum" derken
    "koulussa kuulin lapsen itkeneen" denir.

    sanirim en yakin kavram ingilizcedeki past perfect veya past perfect continuous ile relative clauses birlesimi bir seyler olabilir.

    oha, bir dakika. sanirim konu anlatamayacagim. yapabilecegim tek sey örnek cumle vererek sizin anlamanizi ummak; cunku nasil anlatmak bil/e/miyorum.

    örnek 1. "4 yildir norvec'te yasayan arkadasim evime geldi" bunu ingilizce'de nasil deriz?
    "my friend, who has been living in norway for 4 years, came to my house"
    iste bu cumlenin fincesi tam olarak "ystäväni, joka on asunut norjassa 4 vuotta, tuli kotiini"dir ama bunu söyle de diyebiliriz:
    "norjassa 4 vuotta asunut ystäväni tuli kotiini" de diyebiliriz. yani relative clause olan seyi silip baska bir sekilde söyleyebiliriz ve bu cumle tam turkce mantiginda olur.

    ne dedik? "norjassa 4 vuotta asunut ystäväni tuli kotiini"
    "norjassa" : "norvec'te"
    "4 vuotta" : 4 yil / 4 yildir
    "asunut" : "yasayan" / "yasamis olan"
    "ystäväni" : "ystävä"+"ni" = arkadasim
    "tuli" : "tulla" = (hän) tuli = geldi
    "kotiini" : "koti"+ii+ni = kotiini = evime

    "norvecte 4 yil yasayan arkadasim geldi evime". bakin turkcedeki tamamca ayni mantik.

    ....

    örnek 2 : "annesinin nerede oldugunu söylemiyor" : bunun ingilizcesi "he doesn't tell where his mother is"dir ver finceye de ayni sekilde cevirirsek "hän ei kerro missä äitinsä on"dur ama daha duzgun söylemek istersek "hän ei kerro missä äitinsä olleen" diyebiliriz.

    olla fiili "olleen" olur. "olleen" aslinda gecmis zamanlarda kullanilir fakat bu tur cumlelerde zaman uyumu denilen seyler ihtiyaclanmadigi icin kullanabiliriz. yine ayni turkcedeki gibi. ne dedik? "annesinin nerede 'oldugunu'". burada "oldugunu" kelimesi su anki bir durum mudur yoksa gecmis midir bilmiyoruz. iste fincede de durum ayni.

    örnek 3 : "aglayan cocugun babasi uzaktaydi". bunun ingilizcesi nedir? "the father of the child who had cried / been crying was away"
    fincesi de ingilizce kelime sirasi/turuyle yaparsak "lapsen, joka itki, isä oli poissa"dir. ama bunu "itkeneen lapsen isä oli poissa" deriz.

    örnek 4 : "konustugumu kimseye söylemedim"
    ingilizcesi : "i didn't tell anybody that i spoke"
    ingilizce mantigiyla fincesi : "en kertonut kenellekään että puhuin"
    daha uygun olan fince : "en kertonut kenelläkään puhuneeni"

    not : ingilizce duzeninde ingilizce diye ayirdim ama yanlis degildir. fince sondan ek alan bir dil oldugu icin kelimelerle oynamak özgurdur, istediginiz her seyi yapabilirsiniz.

    ...

    söyle bir farklilik var. daha önceki bir yazida "-va" eki demistim.

    "kosan cocuk" mesela : "juokseva lapsi" bu eki "bu isi su an yapan biri" olarak kullaniliriz.

    yani fincede "kosan cocuk" icin:

    - juokseva lapsi
    -juossut lapsi deriz. bu -ne -nut'un cekimi mi oluyor acikcasi bilmiyorum, okulda da dinlemezdim dersleri.

    mesela "kosan cocugun uyumaya gitmesi lazim" cumlesi "juoksevan lapsen täytyy lähteä nukkumaan" iken
    "kosan cocugun uyumaya gitmesi gerekti" cumlesi "juokseneen lapsen täytyi lähteä nukkumaan"dir. farki anladiniz umarim.

    bu kadar efendim. bir sey anlatmak isterken anlatamayan tek insan olma yolunda ilerliyorum.

    **********

    fiillere gelen bir cekimi daha vardir, ekin anlamini turkce'ye cevirirsek biraz karisir anlami ama anlatinca anlasilacaktir.

    ekimiz sudur : "-kse"

    "bu ne lan böyle?" diyenler icin örneklerle aciklamami yapayim efendim. örnek icin; turk dugunlerinde bir durum vardir. kadinlar birbirlerine gaz verir dans zamani. "kaaaalk kiz oturmaya mi geldik?" diye. iste bu cumledeki "oturmaya mi geldik" cumlesinde geldik'te kisi belli fakat "oturmaya" derken kimin icin dedigimiz belli olmadigi icin fincede bu da cekimlenir. cekimlemezseniz de olur aslinda ama cekimlerseniz daha iyi olur.

    "tulimmeko tänne istuaksemme?"
    tulimmeko : tulla (gelmek) fiilinin gecmis zamandaki "biz" icin cekimlenmis sekli, "ko" turkce'deki "mi?" soru eki.

    tänne : bura/ya

    istuaksemme ise oturmak anlamina gelen "istua" fiiline gelen "-kse" eki + biz kisinin cekimlenmis sekli.
    aslinda "tulimmeko tänne istua?" da desek olurdu ama bir tuhaf oluyor, en iyisi cekimlemeniz.

    bu cumlenin tam turkcesi emin degilim ama söyle olabilir : "buraya oturmamiz icin mi geldik?" evet, sanirim en duzgun ek kavrami böyle aciklanabilir.

    -kse eki fiil ne olursa olsun direkt sonuna gelir ve -ni, -si, -en, -mme, -nne, nsa eklerini alir.

    oturmaya mi geldin? : tulitko (sinä) istuaksesi?
    oturmaya mi geldi? : tuliko hän istuakseen?
    oturmaya mi geldik? : tulimmeko istuaksemme?

    aglamaya mi dogduk? : synnyimmekö itkeäksemme? (cok dram koktu ama böyle yani)
    calismak icin dogmussunuz : olitte syntyneet työskennelläksenne (olitte syntyneet ingilizcedeki "had been born" oluyor tam olarak, turkce ile birebir anlami veremiyorum. "olette syntyneet" de kullanabiliriz aslinda.
    ölmek icin savastilar : he kävivät sotaa kuollaksensa. (aslinda "sotaa" mi "sodan" mi emin degilim. partitiivi, akkusatiivi olayi oluyor, ikisi de dogru sayilir ama tam kuralli olmasi icin hangisi gerekir, resmi bir yazida hangisi gecerlidir ben de bilmiyorum. kendimden utandim simdi.)

    aslinda özet gecmek gerekirse bu -kse eki ingilizcedeki "in order to" kalibi oluyor.

    **********

    "baglac" denilen seyle kafa karistirmadan sadece anlamlari ve örnekleri verecegim bu yazimda da.

    "ja" : "ve" demektir. "saana ve mikko evlendiler" = "saana ja mikko meni naimisiin"

    "ama" : "mutta" - "eve gittim ama sen yoktun" = "menin kotiin mutta et ollut siellä"
    olumsuzluk kelimeleri olan "en,et,ei,emme,ette,eivät" ile birlesebilir bu baglaclar.
    "mutten, muttet, muttei, muttet, muttemme, muttette, mutteivät"

    "cunku" : "koska" - "buradayim cunku kalmak istiyorum" = "taas olen koska haluan pysyä"

    "bu yuzden" : "eli, siksi, siis" - "yatmaya gitmedim, bu yuzden yorgunum" = "en lähtenyt nukkumaan eli olen väsynyt"

    "ya" : "entä" (turkcede secenek verirken, ya da hicbir anlami olmadan da kullanilan kelime olan "ya". ingilizcedeki "what/how about" özetlice) "ben okuldayim ya sen?" = "olen koulussa entä sinä?"

    buna ek olarak "entä jos" vardir bu da "ya .. olursa?" demektir.
    "ya ölseydin?" = "entä jos kuolisit?"

    "sanki, -imis gibi" - "ikään kuin"

    "iken, -diginda, inca, ir -irmaz" -"jahka - kun" = "eve gelince seni ararim" : "soitan sinulle jahka tulen kotiin"

    "ragmen" - "vaikka"

    "eger" = "jos"

    *"josko" baglaci da vardir anlami ise ingilizcedeki "whether" baglaciyla aynidir.
    "durakta mi bilmiyorum" = "en tiedä josko hän on asemalla"
    ama, "josko" kullanmak istemezsek turkcedeki gibi kullanabiliriz.
    "durakta mi bilmiyorum" = "en tiedä onko hän asemalla"

    "belki" = ehkä , jospa
    ehkä, birebir "belki" demek iken "jospa" daha cok "umut" iceren bir ifadedir.

    "belki gelirsin" = "ehkä tulet"
    "belki gelmislerdir?" = "jospa ne ovat tulleet?" - "ya geldilerse?" gibi olabilir, turkceme guvenmiyorum.

    "-digi surece / ... sartiyla" : "kunhan" - "dilimizi ögrendigin surece bizimle kalabilirsin" - "voit pysyä kanssamme kunhan opit kieltämme"

    "hem ... hem ..." : "sekä ... että ..."

    "-den beri" : (siitä) lähtien kun
    "tasindigimdan beri bu yerden hic hoslanmadim" = "en ollenkaan tykännyt tästä paikasta siitä lähtien kun muutin tänne"

    yildizzzzz! fince'de "tai" ve "tai" var ama bunlar tam nasil aciklanir bilmiyorum, söyle ki:

    anlamlari "veya, yoksa" demektir.

    "tai" kullaniyorsak durum sudur: karsimizdaki insana iki seyi sunmusuzdur ve secim hakki onundur, özgurdur. sunduklarimizden herhangi birini secebilir, hepsini de secebiliriz, hicbirini de secmeyebilir. ama secim onundur, özgurdur istedigini yapmak icin.

    "vai" kullaniyorsak ise durum sudur : karsimizdaki insana yine iki seyi sunmusuzdur ve bu sefer ikisinden birini mutlaka secmek zorunda birakmisizdir. böyle yani.

    türkçe karşılığı olmayan fince kelimeler:

    mämmi (paskalya pudingi diyebiliriz)
    kelirikko (dogal bir durum ama turkceye tam nasil cevrilir bilmiyorum, felaket mi desem, ruzgarin gectigi yeri yikmasi mi desem ne desem bilmiyorum)
    löyly (sauna icindeki hava akimi bir sey denebilir, sicaklikla ilgili)
    uitto (birinin sizi kollarinizden tutup suya atmasi durumuna denebiliyor, suda odunlarla yapilan bir seye de deniliyor, ne oldugunu tam turkceye ceviremiyorum)
    hölökynkölökyn : kelime bile sayilmaz aslinda, unlem diyelim. "kippis" yerine kullanan vardir ama anlami yaklasik olarak turklerin heyecanlaninca/sinirlenince "alllaaah hallaaaaaa" demelerine denk gelen bir sey.

    simdilik bu kadar efendim.
20 entry daha