şükela:  tümü | bugün
124 entry daha
  • aklımda kalan notların aşağıdaki gibi olduğu spordur, tabii bunları daha yeni cmas 1 yıldız almış, acemi birinin kendine de not olsun diye yazdığını unutmayalım.

    1) dalış için iyi, disiplinli, bilinen bir tekne buluyoruz, herhangi bir sıkıntı yüzünden tereddüt edersek, teknede bile olsak, parasını bile vermiş olsak vazgeçebiliyoruz. çünkü aşağıda yaşamamız muhtemel bir sıkıntının sonuçları çok daha ağır olabilir.

    2) önce dalış kıyafetimizi giyiyoruz, yazın kısa kol, shortie, kışın kalın uzun kıyafetler oluyor bunlar :) eveet kuru bir halde bu kıyafete girmek kafamızın sığmadığı bir deliğe girmeye çabalamak kadar çarpıcı olabiliyor hele ki sıcak havalarda, bu yüzden kıyafeti mi kendimizi mi ne bulursak artık bir ıslatıyoruz, ıslak ıslak daha rahat giyiniyoruz. zayıf arkadaşlar bu bölümü keyifle geçebilir dicem ama 48 kiloluk bünyem small bedene sığacam derken toplam enerjimin 3/4'ü gidiyor nedense...

    3) kilomuza, suyun durumuna, vs. göre ağırlığımızı seçiyoruz (benimki 48 ve 50 iken de 5 kilo idi) toka solda olacak şekilde önümüze koyup, eğilip arkadan sırtımıza alıyoruz, kemeri takıp, ağırlıkları dengeliyoruz. yoksa suda döner dururuz. bir de bu arkadaşın ucu çekildiğinde kolay açılabilir olmasına dikkat ediyoruz. taktıktan sonra sallanan tarafı ona göre ayarlıyoruz. burda çok önemli bir durum var: hele ki bu kemer dipte çıkarsa, mazallah hafazanallah roket gibin yüzeye fırlama riski var. bundan sonra evlerden ırak, emboli mi dersin, kan pıhtısı olur dolanır, orda burda felç mi dersin, seç beğen. kendimizi bir helikopterde en yakın basınç odasına giderken bulmak istemiyorsak, ki amerikan filmi değil bu, bildiğin yurdum toprakları, kemeri takarken azami dikkat ediyoruz.

    4) sıra geldi tüpümüzü seçmeye, seçiyoruz :) sonra yeleğimizi ki bunu da kendimize göre seçeceğiz, tüpe bağlıyoruz, bu sırada tüp dipte kafamıza kafamıza vurmayacak şekilde ayarlıyoruz, bizzat kafaya tüp vurma hadisesi yaşanmıştır, pek de keyifli olmuyor.

    5) geldi sıra regülatörümüze, seçip bir suya basıp çıkarıyoruz :) gerçi öncesinde yapılmıştır inşallah bu:) alıyoruz bu arkadaşı tüpümüze takıyoruz.

    6) sonrasında inflatör-deflatör müdür nedir yelek şişirme, boşaltma düğmelerinin olduğu zamazingonun bağlantısını yapıyoruz yeleğimizlen. alternatif hava kaynağını müsait bir yere sokuşturuyoruz, gerektiğinde kullanıma hazır bir şekilde. tüpümüzü sonuna kadar açıp, bir yarım tur kapatıyoruz, bu sırada basınç ölçeri yeleğe doğru tutup mümkün olduğunca kapatıyoruz hafazanallah. derinlik ölçerin maksimum derinlik
    göstergesini sıfırlıyoruz. hava basıncı 200-220 bar felan olacaktı. ana hava kaynağımızı kontrol ediyoruz, hava güzel mi, güzel, on numara tamam :)

    7) yeleğimizi giyip kuşanıyoruz, hava basıncı-derinlik ölçer kardeşleri belimize bir yere koyup üstüne yeleğin bağlantısını yapıyoruz. burada önemli olan badimizi check, body check. misal yanlış yapmaya aç susuz bünyem bu adıma kadar kimbilir ne hatalar yaptı, kendi kendime ne tuzaklar hazırladı, body check candır, vazgeçilmemeli...

    8) giyindik, kuşandık, geldik maske ve paletimizi alıp teknenin ucuna oturmaya. maskemize bir sağlam tükürüyoruz, kibar arkadaşlar bu işlem sırasında şampuan da kullanabilirmiş, ilk günlerde kibar feyzo gibi sonrasında da hayvan gibi tükürdüğüm için benim için sorun yok. dipte giderek görüş beyazlayıp kaybolunca bir dahakine başlarım kibarlığına da diyebiliyor insan. bir de maskeyi çok sıkmamak lazım, iyice ayarlamak lazım yoksa dipte bol bol maske tak çıkar antremanı yapılabiliyor, tabii bir de o sırada grup iyice ilerlemişse tadından yenmez.

    9) giydik paletlerimizi de, aman sıkan palet olmasın, insanın bayağı bir canını acıtabiliyormuş bu hede de.

    10) kalktık ayağa, yeleği şişirmeyi unutmayalım, külçe gibi dalmayalım, kulaklara yazık, kulaklar candır :)

    11) bir ayağımızı karşıya atıyoruz, zıplamadan, sol elimiz belimizde, sağ elimiz hava kaynağı ilen fırlar mırlar diye maskeyi tutuyor, ya allah bismillah atlıyoruz.

    12) sudayız evet, hemen tekneye dönüp sağ elimizi başımıza dokundurup bir okey işareti yapıyoruz, grupla birlikte başlıyoruz, yeleği boşaltıyor, nefes vererek iniyoruz hadi bakalım bu sırada ara ara yutkunuyor kulakları dengeliyoruz, ben diğer hareketi yapamıyom, bende işe yaramıyor. bu arada gençler, yeleğimizdeki havayı hangi düğme ile indiriyoruz, örneğin benim en son kullandığımda havayı indiren düğme tam yukardaydı, şişiren ise hemen aşağısında yandaydı. bunları şaşırmıyoruz, zaten şaşırıyosak japon tiyatrosunda pörtleyip gülme krizine giren oyuncuyu çeker gibi çengelle yukardan çekip alsalar yeridir.

    13) indik ineceğimiz kadar, yelek şişirme boşaltma düğmeleri 2 sn felan sonra işliyor, bu yüzden basıp bekliyoruz, şişirme düğmesine pıs pıs diye az basıyor, asılmıyor, kendimizi yüzeyde bulmuyoruz.

    14) hava boşaltmak için iyice sol elimizi kaldırıp sağa alıyoruz anca öyle hava boşalıyor.

    15) giderken denizatı gibi değil mümkün olduğunca yatay gidiyoruz, elimizin kolumuzun bi hayrını göremiyoruz, bunları bağlayıp bel üstünde bırakmak mantıklı gibi. bu arada eldiven candır, eldiven alalım mutlaka. kayalar mayalar, deniz kestanesi, benim gibi acemilerin dostudur eldiven. bir de sadece düğmelere müptela bir şekilde yüzerlik sağlayacaz diye kasmaya gerek yok sanki, aslında nefes versek az inecez, alsak çıkacaz. bir de yelek havası boşaltma ipleri var, onları da kullanabiliriz diye hatırlıyorum. neyse işte bu buoyancy midir yüzerlik midir nedir, önemli birşey, yoksa benim gibi kayalara kah tutuna tutuna, kah vura vura, dalış mı yapıyor, ne yapıyor bu meczup dedirtebiliriz kendimize.

    16) sorarlarsa merak ettiğimizde havamıza bakıyoruz, suyun altında derin derin yavaş yavaş nefes alıp veriyoruz, her daim soğukkanlı oluyoruz, panik yapmıyoruz, gaza gelmiyoruz :) bi durum olursa bir duruyoruz, kontrolümüzü sağlayıp düşünüyoruz, ve çözümü gerçekleştiriyoruz. badimizi kolluyoruz, kendisi bize emanet, benim gibi kendi canını zor kurtaran sersefil, garip gureba bir haldeysek bile en azından biraz biraz bunu yapmaya çalışıyoruz. dikkatli oluyoruz, milletin dalışını çileye çevirmemek için her daim gözü açık, göz teması kuran, her sorulana cevap veren, kendinde, aklı başında, sakin bir halde kalıyoruz.

    17) çıkış başladıktan sonra safety stop hadisesine dikkat ediyoruz, dalış liderimiz yapar kendisine güveniyoruz :)

    18) çıkış sırasında gerekirse hava boşaltmaya, düzenli nefes alıp vermeye dikkat ediyoruz, ağzımından çıkan kabarcığın çıkış hızını geçmiyoruz.

    19) su yüzeyine çıkıyoruz, aman da ne güzel derinlik ölçerden max derinliğimize de bir bakış atabiliriz bu durumda:)

    20) merdivenlere tutunup, paletimizi çıkarıyoruz, çıkıyoruz, maskemizi erken çıkarsak bile elimize alıp yüzmek yok, boynumuzda duracak, uygun bir yere oturup, yeleğimizi çıkarıyoruz, ilk iş tüpü sağlama almak, oraya buraya devrilmesin, yeleğimizi çıkaralım, maskeyi sudan geçirip sepetimize atalım. paletlerimizi de, ağırlığımızı çıkarıp sepetimize kolaylım. tüpteki havayı kapatalım, yelekten ayıralım, yeleğimizi bir suya basalım, öyle kaldıralım. regülatörü de asla su kalmaması gereken hedeye iyice bir üfleyip kurutup kapattıktan sonra bir suya basalım, gidip yerine asalım.

    21) ne güzel bir dalışımız daha bitti, nice yeni dalışlara diyelim.

    yukarıda dediğim gibi bu yazdıklarım, işin başında bir acemi çaylak tarafından yazıldığından işi bilenlere komik, yanlış, vs. gelebilir, zamanla öğrendikçe düzeltecez inşallah. son söz olarak da, arkadaşımın zoruyla daldım, eğitim sırasında kaçmak için delik, bahane aradım, yıldızı kapayım bir daha asla dalmam dedim ama son iki dalıştan sonra herşey değişti. ne spor bulduysam yapmaya çalışırım, koşu aşığıyım, hedefim ileride ultramaratonlar ama bu bünye böyle birşey görmedi daha önce. hiç birşeye benzemeyen başka bir spor, başka bir dünya..

    editler: düzeltme gönderen arkadaşlara teşekkürler :)
140 entry daha

hesabın var mı? giriş yap