şükela:  tümü | bugün
21 entry daha
  • iki farklı kaydın olmasından dolayı biraz kafa karıştıran harika ötesi parçadır. yanılmıyorsam 68 senesinde önce türkiye'de bir kırkbeşliğe kaydedilmiş. daha sonra barış abi şarkıya haklı olarak o kadar güveniyor ki kaygısızlar'ı da alıp dönemin daha iyi teknolojik koşullarında bir de fransa'da kaydediyor. her iki kayıtta son derece harika.

    biraz white room esintileri var diyen arkadaşlar olmuş. ama ben pek katılmıyorum ki zira özellikle progresif, saykoledik rock'ın pırtladığı o zamanlarda rock müzik cenahı bol bol birbirlerine yeni fikirler ile esin kaynağı olmuşlardı. (bu başka bir entry'nin konusu olabilir zira o dönem birbirinden arak diyebileceğimiz onlarca devyarasa grubun onlarca şarkısı ortaya konulabilir.) hatta sözlerinde helter ve skelter kelimeleri geçiyor oha ya demeye hiç gerek yok bu kayıt daha önce.

    dönelim parçaya. bu parçanın iki farklı kaydının ister istemez birbirlerinden müzikal anlamda ayrıldıkları yerler var. ilk kayıt biraz daha sound olarak özellikle elektro soloları ile kendini gösterirken fransa'daki kayıtta barış abinin wah efekti daha bir ön plana çıkarılmış ve ilk kayıtta iki yerde çalınan bağlama çığlığı atan elektro solo çıkarılmış. dediğim gibi her iki kayıt da çok iyidir. ama ilk kayıt daha saykolediktir daha beğenilesidir. (önceki entrylerde her iki kaydında linki var tekrar atmaya gerek duymadım.)

    barış abi, mazhar alanson ve fuat güner gibi türk müziğine hatta ve hatta toplumuna etki etmiş önemli isimlerin gençlik yıllarında verdikleri bu ürün diğer bir çok arkadaşın da dediği gibi bizim buralarda pek etkili olmamış. hulusi kentmen'in tabiriyle bu zımbırtı müzik hiçbir zaman bu toprağın bir mahsülü olamamış. ki zira daha anatolian takılmalarıyla erkin koray ve cem karaca ancak bu toplumda karşılık bulabildiler. zaten mfö ve barış abinin de müziklerine bi noktadan sonra rock denilemez oldu. bunun tek sebebi dönemin türkiye'sinde yaşanan siyasi çalkantılar ile halkçılığın pompalanması ve sonuç olarak gençlerin punk/hipi hevesinin kırılmasıdır. neticede herkes içten içe verdiği ürünün bir karşılık bulmasını ister. gerçi bu tepki en çok arabeske yaramıştır ve asıl arak biraz da ordadır. (aman abiler yanlış anlaşılmasın babalara saygımız sonsuz.)

    o dönem türkiye'de yaşanan müzik bambaşka bir kafaymış. her türde müthiş işler yapılmış. maalesef o noktadan bu hale nasıl geldiğimizi ben de anlamadım diyerek klişenin gözüne bir yumruk da ben atıyorum ve anti-klişe timi gelmeden camdan kaçıyorum. saygılar.
55 entry daha