şükela:  tümü | bugün
7 entry daha
  • dünyanın en mantıklı yeri olabilir burası. küçük ama işlevli olan şey nedir derseniz, tam olarak "istisna tatlar" derim.

    biraz önce burada kahvaltı yaptım. tamam servisi biraz fazla beklediğim doğrudur ama bir sürü insan kahvaltı bekliyor, mutfakta tek abla ancak yetişiyor. dünyanın en mantıklı tabağı geldi ve tam istediğim gibiydi: sade omlet, beyaz peynir, domates, salatalık ve zeytin. çok da güzel bir çay içip bunlara 10 tele ödedim. sigara içmeyen insanım zaten olm, kahvaltı hazırlamayı da günahım kadar sevmem. 10 lirayı saçma sapan sigaraya vereceğine gel doğru düzgün kahvaltı yap.

    neyse şimdi bağzı şarkılardaki "hidden track" gibi, burada da hidden entry'ye geçelim.

    istisna tatlar: biraz önce mutluluktan ağladığım yer.

    henüz bunu söylemek için epey erken, ama bugünüm aşırı tatlı başladı. erken bir saatte kendiliğimden ve uykumu almış bir halde uyandım ki bu kişisel tarihimde çok enderdir. kalktım duş aldım ki beş günlük kesintiden sonra alınan her duş bir fenafillahtır. sonra baktım canım yumurta istiyor ki aslında sabahları ölümüne iştahsız bir insanımdır. kalktım oraya gittim.

    moda caddesi'ne bakarak oturuyorum. olm ben burada oturuyorum lan? evim burada, ofisim şurada. ben ciddi ciddi burada oturuyorum, buraya bakıyorum, bu insanları görüyorum. çok güzel değil mi abi?

    param ve sevgilim yok, iki konuda da pek başarılı olamadım. ama istanbul'un en sevdiğim yerinde yaşayıp, çocukluğumdan beri hayalini kurduğum mesleği yapıyorum. gününü çocukluğumdan beri beklediğim ofisi açtım, "boş boş" da olsa onun içinde oturuyorum. akşam buradan çıkıp eşim dostumla bişeyler içiyorum, hepsini de çok seviyorum, yok çok yorgunsam eve gidip yayılıyorum. "benim evim" orası, ev kira ama yuva benim.

    ya bu çok güzel değil mi of. ölücem galiba.

    dün de çok uzun zamandan sonra üst üste türkü dinleyip babama şükretmiştim, iyi ki beni bunlara alıştırmış diye. akşam annemle yeğenimin fotoğrafına bakıp ağlıyordum neredeyse, güzelliklerinden.

    şimdi de oturmuş sabah yumurta yedim diye ağlıyorum.

    bütün bunlar bayağı iyi değil mi? kitap okuyorsun lan, dünyadan sartre, asimov, marquez, saramago diye muhtelif adamlar geçmiş ve sen onları okuyorsun. adam belki senin okuyacağını bilse yazarlığı bırakacak, ama sen utanmadan, haklarında yorum yapabiliyorsun. oha hayata bak. film izliyorsun filan, boyuna bakmadan "john turturro'yu istemeye gidek mi" diye tweet atabiliyorsun. öeh. napıyoruz acaba ya?

    arkadaşlar hayat çok güzel bişey. skmişim parasını sevgilisini. bayağı güzel.
12 entry daha