şükela:  tümü | bugün
586 entry daha
  • - bu entry spoiler içerebilir -

    küçüktüm. benzer bir hikayem olduğu için şeker portakalı'na çok ağlamıştım. zeze'yi içimde hissetmiş, ona sarılıp hüngür hüngür ağlamak istemiştim. çünkü zeze'nin acısı çok açıktaydı, ulaşması ve kavraması çok kolaydı. bu yüzden bu kitaba herkes ağlamış.

    derken jose mauro de vasconcelos'un başka bir kitabı olan yaban muzunu okudum. artık yaşım daha büyüktü. 22 idi. vefaya ağladım, vazgeçmeye ağladım. hemen ardından franz kafka'nın dönüşümünü okudum. dışlanmaya ağladım.

    23 iken atilla atalay'ın sıdıka kitabına ağladım. kitap sanıldığı gibi sadece sıdıka'dan kesitler sunmaz, arka kısımda öpücük balığı ve fabriga gibi başka hikayeler de vardı. işte bu iki hikaye beni çok ağlattı. birinde sevip, sevilip bir boku beceremeyip ayrılmaya ağladım, diğerinde aileden giden bir çınara.

    24 oldum. bir cümlesi sebebiyle yolum sait faik abasıyanık'la kesişti. ilk olarak yazdığı son kitap olan alemdağ'da var bir yılan'ı okudum. kendim gibi, hemcinsini seven bir adamın çaresizliğini okudum. bir rüya formunda, belki de kendi hastalığı sebebiyle gerçekten gördüğü, bir hesaplaşma okudum. homofobik arkadaşlar anlayamaz ama yıllarca içten içe saklanarak, hiçbir duygusunu yaşayamayarak, sevdiğinin elini dahi tutamadan ölüp gidecek olan hasta yatağındaki yazarın, önce alemdağ'da var bir yılan ve çarşıya inemem gibi öykülerle topluma sitem ettiği, en son yılan uykusu öyküsü ile toplumu affettiğini okudum. içinden geldiği için değil, küs gitmemek için kendini kandırıp, son anda toplum tarafından kabul gördüğüne inanmak isteyip böylece ölen, hikayede uykuya dalan, yazarın benimle olan paralel duygularına ağladım. çok ağladım. çünkü ben kendi çapımda dik durabilirken, bir daha asla hayata gelemeyecek ve içindeki devasa sevgiyi paylaşamayacak yazara ağladım. o yıl bütün bir abasıyanık külliyatını okudum. bazen gülümsedim, çoğunlukla irkildim ve üzüldüm.

    25 yaşımda ise antoine de saint-exupery'nin küçük prensini okudum. her yaşta farklı bir mesaj gösteren, ilk bakışta çocuk kitabı denip geçilebilecek bir kitap. çok sevdiği bir "şeyden" kaçmaya, evine dönmek için bileğine altın bir bilezik takması gereken saf ve tertemiz bir çocuğa ağladım. sanırım en çok ona ağladım.

    - bu entry spoiler içerebilir -
3583 entry daha
hesabın var mı? giriş yap