şükela:  tümü | bugün
  • herkesin kucuklugunde duydugu, disney filmlerine konu olan kirmizi baslikli kiz, kulkedisi ve pamuk prenses ve yedi cuceler gibi belli basli masallar vardir. gunumuzde bu masallarin kitaplara yansiyan ve filmlerde gosterilen versiyonlariyla orjinal versiyonlari arasinda daglar taslar kadar fark bulunmaktadir. bilinen meshur masallarin buyuk cogunlugu alman grimm kardesler tarafindan yazilmis veya derlenmistir ve zaman icinde cocuklar daha iyi sindirebilsin diye bu masallardaki bir cok oge yumusatilmistir. bu entry'de bu masallara deginecegiz.

    on not: entry'i kendi ellerimle yazdim, copy paste yok ve her zaman oldugu gibi isteyen kisiler istedikleri yerde paylasabilirler veya istedikleri sekilde kullanabilirler.

    grimm kardesler jacob grimm ve wilhelm grimm adli iki alman elemandan olusur. bu elemanlarin gercek meslegi dil bilimciligi ve edebiyat alanlarinda akademisyenliktir. bu iki eleman zaman zaman kendi masallarini yazmislardir, zaman zaman da alman koylulerinin dilden dile ve nesilden nesile dolasan eski hikayelerini derleyip kitap haline getirmislerdir. bu kitaplardan ilki 1812 yilinda yayinlanir epeyce ilgi ceker. daha sonra babalarini kaybettikleri icin uzun sure fakirlik goren kardesler une kavusurlar ve omurlerini bu masallara adarlar. grimm kardesler 200'den fazla masal yazip derlerler ve bu masallar bir sure sonra cesitli dillere tercume edilip almanya disinda okunmaya baslayinca her millet bu masallara kendilerinden birseyler katar ve bazi yumusatmalar gorulur. bu entry'de bu masallarin orjinal hallerini ve yumusatilan kisimlarini paylasmaya calisacagim.

    kurbaga prens:

    yillar once bir kral varmis ve bu kralin birbirinden guzel kizlari varmis. kralin her dogan kizi bir oncekine gore daha da guzelmis. en son dogan kiz da gunesi bile kiskandiracak bir guzellikteymis. bu kizin en buyuk hobisi gun boyunca kralin kalesinin yakinindaki bir kuyuya gidip yaninda oturmak, zaman zaman da altindan topuyla oynamakmis. gunun birinde kizcagiz yine kuyunun yaninda altin topuyla oynarken top elinden kayip dusmus ve kuyunun icine girmis. bundan sonra kiz aglamaya baslamis, oyle cok aglamis ki gozyaslari taslari eritecek kadarmis. daha sonra kiz yakinlarindan "neden agliyorsun? bir sorun mu var?" seklinde bir soru duymus. arkasina donup bakinca da oldukca cirkin bir kurbaga gormus ve kurbagaya "topum kuyuya dustu, kuyu cok derin oldugu icin onu oradan cikartmam mumkun degil" demis.

    kurbaga kiza "topu kuyudan cikartirim ama bunun karsiliginda bana ne vereceksin" deyince kiz "istedigin kadar altin, hazine, kiyafet, zenginlik veririm" demis. kurbaga da "bunlarin hicbirini istemiyorum ama topu cikartirsam benim en iyi arkadasim olacaksin, ayni kaptan yemek yeyip ayni yatakta uyuyacagiz, hep beraber gezecegiz" demis ve kiz da bir yandan bunu kabul etmis, bir yandan da "bu kurbaga kendini ne saniyor, onunla beraber hayatimi gecirecegimi mi dusunuyor" diye dusunmus. birazdan kurbaga topu kuyudan cikartinca topunu alan kiz kosabildigi kadar hizli bir sekilde kosarak kurbagadan kacmis ve sozunu yerine getirmemis (vay serefsiz).

    birkac gun sonra kiz sarayda oturup yemek yerken kapisi calinmis ve kapiyi actiginda karsisinda kurbagayi gormus. kiz kurbagayi gorunce kapiyi suratina kapatmis ve odasina cekilmis. daha sonra kral kizinin endise icinde oldugunu gorunce ona ne oldugunu sormus. kiz olan biteni anlatinca da babasi "kurbagaya verdigin sozu tutmak zorundasin" demis. kiz da gidip kapiyi acmis ve kurbagayi odasina kabul etmis. kurbaga yemek masasina atlayip kizin az once yemegini yemekte oldugu tabagin kenarina gelmis ve o tabaktan yemeye baslamis. kiz her ne kadar kurbagayi durdurmak istese de babasi "verdigin sozu tutmak zorundasin" deyip mudahele ediyormus.

    kurbaga kiza "karnim doydu ve uykum geldi, beni yatagina tasi da uyuyalim" deyince kiz kabul etmemis ama babasi yine ona verdigi sozu tutmasi gerektigini hatirlatmis ve kiz caresiz olarak babasinin emrine uymus. kiz kurbagayi odasina goturmus ama yatagina almamis. kurbaga da "beni yatagina almazsan seni babana sikayet ederim" deyince sinirlenip kurbagayi tuttugu gibi duvara firlatmis. duvara yapisan kurbaga bir anda cok yakisikli bir prense donusmus (not: bu masalin daha cok bilinen ama orjinal olmayan versiyonunda kiz kurbagayi opuyor ve kurbaga prense donusuyor). kurbaga yakisikli bir prense donusunce kizin fikri degismis ve bu elemanla evlenmeye karar vermis. babasi da onay verince evlilik gerceklesmis ve kiz prensin sarayina tasinmaya karar vermis.

    prensin henry adinda bir yardimcisi varmis. tasinma isinde yardimci olmak icin at arabasini alip kralin sarayina gelen henry prensin kurbagadan insana donustugunu gorunce sevinmis cunku zamaninda prens kurbagaya donusunce uzuntuden kalbi parcalanacak kadar agrimis. o da kalbi parcalanmasin diye gogsunun bulundugu yere ust uste 3 zirh giymis. prens ve prenses yolculuk ederken bir catirti duyulmus. prens at arabasinin tekerleklerinden birinin kirildigini dusunmus ama bu henry'nin giydigi uc zirhtan biriymis. daha sonra diger iki zirh da patlamaya baslamis. eski efendisine kavusan henry o kadar mutluymus ki kalbi buyumus ve giydigi zirhlari catlatacak kadar guclu olarak atmaya baslamis. masal burada sona ermis....

    kulkedisi:

    bir gun zengin bir adamin karisi olum dosegindeyken tek kizini (cinderella) yanina cagirip "bugun oluyorum ama cennetteyken surekli seni izliyor olacagim ve surekli seni koruyor olacagim" seklinde soz vermis ve hayata gozlerini yummus. kiz hayatina iyi bir insan olarak devam etmis ve her gun annesinin mezarini ziyaret etmis. aradan bir sene gecince zengin adam yalnizliga dayanamayip yeniden evlenmeye karar vermis. eve yeni tasinan kadinin dis gorunusu guzel ama ici cirkin kizlari varmis. bu kizlar cinderella ile ayni odada oturmak, ayni yerde yemek yemek istemiyorlarmis. ayrica bu kizlar cok kiskancmis. cinderella'nin tum guzel kiyafetlerini yirtip atmislar, pahali ayakkabilarini cope atip ona tahtadan ayakkabi vermisler ve mutfaga hizmetci olarak gondermisler. kizlarin annesi de bunu onaylamis.

    zaman icinde cinderella evdeki tum agir isleri yapmis ve bir hizmetci gibi kullanilmis. bir sure sonra cinderella'nin eski yatagi da kaldirilmis ve kizcagiz komurlukte yatmaya baslamis. her gun evdeki diger kizlar kendisine eziyet ediyormus ve surekli dalga geciyorlarmis.

    bir gun cinderella'nin babasi bir is icin sehir disina cikacakmis ve kizlarina ne istediklerini sormus. kotu kalpli kizlar bol bol mucevher ve pahali kiyafetler istemisler. cinderella da "ormanda yururken sapkana takilan ilk dal parcasini getir, bana yeter" demis. cinderella'nin babasi hic soru sormadan evden ayrilmis ve tum kizlara ne istiyorlarsa onu getirmis. cinderella kendisine verilen dal parcasini alip annesinin mezarina koymus ve onu gozyaslariyla sulamis. bir sure sonra bu dal buyuyerek agaca donusmus. bir sure sonra bu agacin dallarinda beyaz bir kus ev yapmis. cinderella gunde 3 defa annesinin mezarini ziyarete gidiyormus ve bu agacin altinda dua ediyormus. beyaz kus da cinderella'yla konusup onun bir dilegi olup olmadigini soruyor, bir dilegi varsa aninda yerine getiriyormus.

    bir sure sonra ulkenin krali bir festival verip ogluna gelin bakmaya karar vermis. festivalin davetiyesi eve ulasinca cinderella'nin uvey kardesleri onu hizmetci gibi kullanip saclarini yapmasini, kiyafetlerini dikmesini, ayakkabilarini temizlemesini filan istemisler. cinderella da bu partiye gitmek istiyormus ama ne giyecek temiz bir kiyafeti, ne de bir ayakkabisi varmis. zaten uvey annesi de gitmesine izin vermemis. cinderella aglayip yalvarinca "cati katinda mercimek var, onlari 2 saat icinde ayiklayip hazirlarsan gitmene izin veririm" demis. cinderella da hemen ise koyulmus.

    mercimekler kullerin icindeymis ve ayiklanmasi cok zormus. cinderella arka bahceye cikip sesli bir sekilde bahcedeki kuslara bir siir okumus ve yardim istemis. birazdan mutfaga pencereden bir suru kus girmis ve bu kuslar mercimek ayiklamaya baslamis. kisa sure icinde mercimek ayiklama isi tamamlanmis. bundan sonra uvey anne yine de cinderella'nin temiz kiyafeti olmamasini ve dans etmeyi bilmemesini bahane gostererek kizin baloya gitmesine izin vermemis. uvey anne iki kiziyla beraber evden cikip baloya giderken cinderella arkalarindan bakakalmis. birazdan cinderella aglaya aglaya annesinin mezarina gitmis ve agacin altinda dua etmeye baslamis.

    birazdan beyaz kus agactan asagi inip cinderella'yi altindan ve gumusten kiyafetlerle kaplamis. ayrica kendisine gumus ve ipekten yapilmis bir ayakkabi vermis (dikkatinizi cekerim, hikayenin bu versiyonunda cinderella'ya istediklerini veren bir peri veya at arabasina donusen bir balkabagi yok. ayrica gece 12'de eve gitme zorunlulugu da yok). baloya gelen cinderella tum misafirleri etkilemis ve prens tum aksami onunla gecirmis. diger kizlar prense dans etmek icin yanastiginda prens onlari geri cevirmis ve aksam boyunca cinderella haric kimseyle tek kelime konusmamis.

    aksam olup balo bitince cinderella dahil herkesin eve donme vakti gelmis. prens cinderella'yi eve birakmayi teklif etmis cunku boylesine guzel ve alimli bir kizin nerede yasadigini ve hangi ulkenin prensesi oldugunu merak etmis. cinderella da prense evini gostermek istemedigi icin bunu geri cevirmis. prens cinderella'yi birakmak istememis ama bir anda ceviklikle prensin elinden kacan kiz civardaki bir guvercin yuvasina saklanmis. birkac saat sonra prens guvercin yuvasinin icini aratmis ama kizi orada bulamamis. balodan eve donen uvey anne ve iki kizi da cinderella'yi evde pis kiyafetler icinde otururken bulmuslar. boylece kimse cinderella'nin kim oldugundan suphelenmemis.

    cinderella ormanda hizlica kosup annesinin mezarina gelmis, burada altindan ve gumusten kiyafetleri beyaz kusa geri verip eski kiyafetlerini geri almis ve hizla eve gitmis ve bunu kimse gormemis. ertesi gun balo devam edecekmis ve uvey anne ve kizlar yeniden cinderella'yi evde birakip baloya gidecekmis. cinderella da ayni gecen seferde oldugu gibi annesinin mezarina gelip dua etmeye baslamis ve beyaz kus ona yine altindan ve gumusten olusan kiyafeti getirip teslim etmis. cinderella balonun ikinci gunune de katilacakmis.

    cinderella'nin ikinci gecede giydigi kiyafet ilk gecekine gore daha da guzel ve alimliymis. balonun yapildigi saraya giren cinderella prensi icerde kendisini beklerken gormus. prens kimseyle dans etmiyor veya konusmuyormus ve butun gun cinderella'yi bekliyormus. aksam boyunca cinderella ile dans eden prens bu kez kizin yasadigi yeri ogrenmeyi kafasina koymus. bu kez yine cinderella cok hizli bir sekilde kosmus ve once prens'in elinden kurtulmus, sonra bir agaca tirmanmis ve ormanin icinde karanlikta ilerleyerek eve gelip eski kiyafetlerini giymis. ikinci gecenin sonunda da prens cinderella'nin nerede yasadigini kestirememis.

    balonun ucuncu gununde uvey anne ve kizlar yine baloya gitmis ve cinderella yine annesinin mezarina gitmis. bu kez tamamen altindan olusan bir kiyafet ve yine tamamen altindan olusan ayakkabilar giymis. ucuncu gunun gecesinde cinderella yine prensin elinden kacip kurtulmus ama ayakkabilarindan biri ormanda camura takilmis. prens bu ayakkabiyi yanina almis.

    ertesi gun prens ayakkabiyi eline alip ev ev dolasmaya baslamis ve tum kizlarin ayakkabiyi tek tek denemesini istemis. prens cinderella'nin evine geldiginde uvey kardesler ayakkabiyi denemisler ama ikisine de uymamis. kizlarin annesi kizlara bicak verip "ayaginin sigmayan kismini kes, kralice olunca ayagina ihtiyacin olmayacak, her yere tasinacaksin" demis (hikayenin daha cok bilinen versiyonlarinda ve disney versiyonunda malum sebeplerden dolayi bu sahne gecmiyor). kizlardan biri ayaginin ayakkabidan tasan kismini kesmis ve ayagi altin ayakkabiya uymus. prens de onun cinderella oldugunu dusunup o kizi yanina almis.

    atlara binen prens ve heyeti saraya geri donerken cinderella'nin annesinin mezarinin yanindan gecmisler ve o sirada beyaz kus agactan inip prensin yanina gelmis ve siirsel bir sekilde "o gercek prenses degil cunku ayagini kesti" seklinde laflar soylemis. prens kizin ayakkabisini cikartmasini istemis ve ayakkabinin kanlarla dolu oldugu gorulmus. bundan sonra prens cinderella'nin evine geri donmus. daha sonra evdeki diger kiz da ayaginin topuk kismini kesip ayni numarayi yapmis ve prens bu numarayi yine yemis ve yine ayni yerden gecerken ayni kus prensi uyarmis.

    prens sinirlenip cinderella'nin babasina "baska kizin var mi?" diye sormus. babasi "sadece bir karim var. bir de cinderella adinda bir kiz var ama o baloda yoktu" demis. prens eve geri donup cinderella'yi sorunca uvey annesi "ustu basi cok kirli, insan icine cikacak halde degil" demis. prens zorlayinca cinderella'yi mutfaktan bulup getirmisler. mutfakta elini yuzunu yikayan cinderella asagi inmis ve ayagindaki tahta ayakkabiyi cikartip altin ayakkabiyi giymis. ayakkabi ayagina uyunca prens de onun kim oldugunu hatirlamis.

    disney versiyonunda ve gunumuzde cokca bilinen versiyonunda hikayenin bundan sonrasinda cinderella prenses oluyor ve kendisine kotuluk yapan kizkardeslerini affediyor ve herkes mutluca sarayda yasiyor ama orjinal versiyonu boyle degil. grimm kardeslerin versiyonunda cinderella'ya yardim eden kuslar prens ile cinderella'nin nikah toreni sirasinda gelip uvey kardeslerin gozlerini oyuyorlar ve prens de "yalancinin cezasi omur boyunca kor kalmaktir" diyor. boylece kizkardesler kor kaliyor. gerci cinderella'nin hikayesinin orjinal versiyonunun fransiz oldugu ve bu versiyonun da alman versiyonuna gore farkliliklar tasidigi soyleniyor ama o baska bir entry'nin konusu.

    rapunzel:

    eski zamanlarda bir cocuk sahibi olmaya calisan ama bir turlu basaramayan bir kari koca varmis. bu kari kocanin evlerinin yaninda etrafi surlarla kapli cok guzel ve herkesin imrenerek baktigi bir bahce varmis. bu bahce yine herkesin kendisinden cekindigi ve korktugu bir cadiya aitmis. cocuk sahibi olmaya calisan kadin bir gun bu bahceye baktiginda cok miktarda rampion (koku yenebilen ve salatada kullanilabilen bir bitki; turkcesini bulamadim) gormus ve cani bu bitkiden cekmis. aradan gunler gecmis ve kadincagiz hala bu bitkiyi alip yemeyi istiyormus ama buna cesaret edemiyormus. bir sure sonra durumu ogrenen kadinin kocasi herseyi goze alip o bitkiyi alip karisina getirmeye karar vermis.

    aksam bahceye gizlice giren adam bitkiden alabildigi kadarini yanina alip karisina getirmis. karisi bitkiyi yeyince tadini cok begenmis ve bu kez her zamankinden daha fazla istemeye baslamis. adam da ertesi gun yeniden bahceye gidip yine ayni bitkiden almaya karar vermis. ikinci gun cadi adami yakalamis ve onu cezalandiracagini soylemis. adam da cadiya "ne olur beni cezalandirma, karimin cani bu bitkiyi cok istedi ve yiyemezse olecegini soyledi" deyip af dilemis. cadi da "oyleyse bu bitkiden istedigin kadar alabilirsin ama seni bir sartla birakirim, ilerde cocugunuz olunca o cocugu bana vereceksiniz" demis. adam da sirf canini kurtarmak icin bunu kabul etmis.

    aradan cokca zaman gectikten sonra ciftin bir kizi olmus ve cadi da kizin dogdugunu ogrenince olay yerine gelip kiza el koymus. cadi kizin ismini annesinin surekli caninin cektigi rampion bitkisinden dolayi rapunzel koymus. rapunzel 12 yasina geldiginde cadi kendisini bir kuleye hapsetmis ve ne zaman kendisini ziyaret etmek istese cama dogru "rapunzel, rapunzel, sacini uzat da kuleye tirmanayim" diyormus. rapunzel de o ana kadar hic kesilmemis olan metrelerce uzunlugundaki sacini uzatiyormus ve cadi da kuleye tirmaniyormus.

    rapunzel'in kulede tek basina cani sikiliyormus ve vakit gecirmek icin sarkilar ogrenmis. boylece kulede butun gun sarki soylemeye baslamis. bir gun o ulkenin kralinin oglu ormanda dolasirken yuksek bir kuleden gelen bir sarkiyi duymus ve duydugu sese asik olmus. kralin oglu artik her gun ormana gidiyormus ve rapunzel'in soyledigi sarkilari dinliyormus. eleman bir yandan da bu sarkilari bu kadar guzel soyleyen kizin kim oldugunu, neye benzedigini merak ediyormus.

    bir gun kralin oglu agacin arkasina saklanmis rapunzel'in soyledigi sarkilari dinlerken cadi kulenin altina gelmis ve "rapunzel rapunzel, sacini uzat da kuleye tirmanayim" demis. bundan sonra sapsari upuzun saclar kuleden asagi sarkitilmis. bunu ogrenen kralin oglu ertesi gun ayni yere gelip cadinin sozlerini tekrarlamis. birazdan prens saca tutunarak kuleye tirmanmis. karsisinda prensi goren rapunzel once cok korkmus cunku o ana kadar ilk kez karsisinda annesi sandigi cadidan baska biri varmis ama prens ona oldukca nazik davraninca sakinlesmis. prens kendisini kuleden alip karisi yapmak istiyormus. rapunzel de ona "bundan sonra her gelisinde biraz ipek getir, ben getirdigin parcalari birlestirerek bir merviden dikecegim ve merdiven bitince beraberce kuleden ayriliriz" demis.

    artik gunduzleri kulede cadi varken aksamlari da prens varmis. boylece rapunzel'in gunleri gecip gidiyormus. bir gun rapunzel cadiya karsi agzindan soylememesi gereken bir seyi kacirmis: "anne nasil oluyor da senin buraya tirmanman saatler surerken prens birkac dakika icinde hizla tirmaniyor" demis. bunu duyan cadi cok sinirlenmis. once rapunzel'in uzun saclarini bir hamlede kesmis, sonra rapunzel'i kuleden indirip hicbir agacin ve bitkinin yetismedigi bir colun ortasina birakmis. daha sonra cadi kuleye geri donup beklemeye baslamis. aksam saatlerinde prens gelip rapunzel'e seslenince rapunzel'den kestigi saclari asagi sarkitmis.

    prens de bu saca tutunarak kuleye cikmis. cadi prensi gorunce "senin sarki soyleyen kusun artik sarki soylemeyecek, onu bir daha hic goremeyeceksin" demis. prens de canini kurtarmak icin kuleden asagi atlamis ve bas asagi duserken bahcedeki dikenler gozlerini kesmis. boylece prens kor olmus. prens bundan sonra ormanda yasamaya baslamis ve agaclarin ve bitkilerin koklerini yiyerek hayatta kalmis. her gun sabahtan aksama kadar rapunzel'in ismini sayikliyormus ve onu bulmayi umuyormus.

    yuruye yuruye rapunzel'in yasadigi cole kadar gelen prens rapunzel'i o sirada soylemekte oldugu bir sarkidan tanimis. rapunzel o sirada biri kiz biri erkek iki cocuk sahibiymis. rapunzel prens'i gorunce yanina gitmis ve ona sarilip aglamaya baslamis. rapunzel'in gozyaslari prensin gozune gelince prensin kor olan gozleri acilmis. bundan sonra prens rapunzel'i alip sarayina goturmus ve ikisi mutlu bir sekilde yasamaya baslamis (hikayede cadiya ne oldugundan da bahsedilmiyor).

    uyuyan guzel:

    bir kral ve kralice uzun sure boyunca cocuk sahibi olmaya calismasina ragmen bunu basaramiyormus. bir gun kralice banyo yaparken kovadaki sudan bir kurbaga firlamis ve kraliceye "uzulme, bir yil icinde bir kiz cocugu sahibi olacaksin" demis. bir yil sonra gercekten de kral ve kralice cocuk sahibi olmus. kral cocugunu olmasini kutlamak icin buyuk bir yemek vermis. o sirada ulkede herkesin saygi duydugu 13 bilge kadin varmis ama kralin sofrasinda sadece 12 altin tabak oldugu icin sadece 12 bilge kadini misafir edebilecekmis. bu yuzden bilge kadinlardan biri sofraya davet edilmemis (koskoca kral 1 tabak daha almak yerine boyle bir yol cizmis).

    kralin yemegi sirasinda davet edilen 12 bilge kadin kralin cocuguna hediye sunmaya baslamis ama bu hediyeler soyut kavramlarmis. mesela kadinlardan biri cocuga "guzellik" vermis, digeri "bilgelik" vermis, digeri "seref ve onur" vermis. henuz davet edilen 12 kadindan 11 tanesi hediyelerini sunmusken yeterince tabak olmadigi icin davet edilmeyen 13. kadin gozukmus ve oldukca sinirli ve kiskanc bir ses tonuyla "bu kiz 15 yasina geldiginde ona bir makara ignesi batacak ve can verecek" demis. bundan sonra davet edilen 12. bilge kadin gelmis ve "henuz ben hediyemi sunmadim, her ne kadar kiskanc kadinin buyusunu bozamazsam da onu yumusatabilirim, bu kiz 15 yasina geldiginde olmeyecek, sadece 100 yil surecek derin bir uykuya dalacak" demis.

    (edit: ozel mesajdan anlatildigi uzre masalin bu kisminin bir de soyle bir versiyonu var: tabak mevzusuna çok takıldın diye söyleyeyim dedim:) benim bildiğim hikaye de benzer ama farklı. 12 altın tabak olduğu okey, fakat tabi kralın evinde 12 tabak yok sadece. ama 12 altın tabak varmış. 13. tabağa "e altın yok hacıt naabacaz? koymasak olmaz kadına davetiye yolladık üç günlük yoldan geldi, e gümüş koyalım bari" diyor. ama kendisine gümüş tabak verilen bilge kadın, kibar feyzo'daki kemal sunal gibi "gardaş benimkisi niye eskik" demiyor tabi. "lan lahana, elaleme altın bana gümüş hemi? du ben senin kızını bi lanetliyim" diyor. sonrası aynı.)

    kral endiseye dusmus ve ulkedeki tum makaralarin ve ignelerin yakilmasini emretmis. boylece kizini koruyacagini dusunuyormus. bir gun kiz 15 yasina girince kral ve kralice bir seyahate veya sefere cikmis ve kiz kalede tek basina kalmis. kizin oldukca merakli bir kisiligi varmis ve kalenin her tarafini didik didik etmeye baslamis. kizcagiz kalede girmedik oda, dokunmadik alet birakmamis. birazdan kiz kaybolup kendisini kaledeki kulelerden birinde bulmus.

    yavas yavas kulenin merdivenlerini tirmanan kiz en ust kata cikmis ve buradaki tek kapiyi acmis. icerde igneyle dikis yapan yasli bir kadin varmis. iceri giren kiz kadini izlemeye baslamis. birazdan ignelerden birini eline alan kiz igneyle oynarken parmagina batirmis ve hemen yanindaki bir yatagin uzerine yigilmis. kiz uykuya dalmasina dalmis ama tum kale de kizla beraber uykuya dalmis. o sirada kalede kim varsa hepsi derin bir uykuya dalmis. kral ve kralice seferden donup kaleye ayak basar basmaz onlar da derin bir uykuya dalmislar. kalenin civarindaki atlar, kuslar, ve bitkiler bile uykudaymis. kalenin etrafinda uyanik bir tek canli bile kalmamis. bununla da kalmamis ve kalenin etrafinda esen ruzgar bile esmeyi birakmis ve etraftaki atesler bile yanmayi birakmis. yani cansiz maddeler bile uykuya dalmis.

    kalenin etrafinda olup uykuya dalmayan bir tek sey varmis o da kalenin etrafindaki dikenli sarmasiklarmis. bu sarmasiklar zaman icinde o kadar buyumus ki uzaktan bakanlar kaleyi goremez olmus. her ne kadar bazi bolgelerde kalenin varligi bile unutulmus olsa da bazi bolgelerde insanlar hala o kalenin ve uyuyan prensesin hikayesini konusuyormus. cevre ulkelerdeki krallarin ogullari uyuyan prensese ulasmak icin defalarca ugrassa da her seferinde dev sarmasiklar onlari yakalayip dikenleriyle olduruyormus. bu ugurda bir cok prens can vermis ama kaleye ulasabilen olmamis.

    aradan cok uzun yillar gecmis ve bir gun prensin biri kalenin yakinlarindan gecerken yolda yasli bir adama rastlamis. yasli adam ona "dedemin anlattigina gore karsidaki dev sarmasiklarin arkasinda bir kale varmis ve orada da dunyanin en guzel kizi uyuyormus. bugune kadar oraya ulasmaya calisan bir suru prens telef olmus" deyip gaz vermis. prensimiz de sansini denemek icin kalenin oldugu yere dogru yola koyulmus.

    prens dikenli sarmasiklarin yanindan gecerken dikenli sarmasiklar birden bire alimli ve guzel ciceklere donusmus. prenses uykuya dalali tam tamina 100 yil olmus ve artik uyanma vakti gelmis. bu yuzden onu koruyan dikenlikler yavas yavas ciceklere donusmus ve kaleye giden yol acilmis. prens de kasila kasila yuruyerek kalenin onune kadar gelmis.

    kaleye giren prens icerde duvardaki sinekler dahil herkesin uykuda oldugunu gormus. kaleye oyle bir sessizlik hakimmis ki prens kendi nefes sesini bile duyabiliyormus. biraz kalenin icinde dolasan prens daha sonra prensesin oldugu kuleye yonelmis (prensesin orada oldugunu nerden biliyormus acaba). birazdan iceri giren prens prensesin guzelligini gorunce cok etkilenmis ve gozlerini bir an icin olsun ondan ayiramamis. prensesi open prens onun uyanmasini saglamis ve prenses uyaninca kale ve cevresinde uyuyan kim varsa hepsi uyanmis (ve butun bunlar sirf koskoca kral zamaninda sofraya bir tabak daha koyamadi diye olmus).

    hansel ile gretel:

    buyukce bir ormanda odunculukla gecinen fakir bir ailenin bir kiz bir de erkek cocugu varmis. bir gece ailenin babasi uyumadan once karisina donup "ne yapacagimizi bilmiyorum, cocuklarin karnini zor doyuruyoruz ve cogu zaman kendi karnimiz hic doymuyor" demis. karisi da "cocuklari yarin sabah ormanin en agaclik bolgesine goturecegiz, ellerine birer ekmek verecegiz ve isinmalari icin bir ates yakacagiz. sonra da onlari orada kendi hallerine birakacagiz. oradan evin yolunu bulmalari imkansiz oldugu icin kendi baslarinin caresine bakmayi ogrenecekler" demis (nedense bu hikayelerde zulmeden hep kadinlar. erkek tarafi genelde kotuluge goz yumuyor ama kotu fikirler hep kadinlardan cikiyor. o donemin kulturel yapisiyla alakali bir sey olmali).

    adam bu fikri duyunca "olmaz, cocuklarimi ormanda birakamam, onlar daha yiyecek bulamadan vahsi hayvanlar onlari yiyecektir" demis. karisi da "o zaman simdiden 4 tane tabut hazirla cunku dordumuz de acliktan olecegiz, bu isin baska yolu yok" demis. cocuklar o gece yemek yemedikleri icin acliktan uyuyamamislar ve anne babalarinin bu muhabbetine kulak misafiri olmuslar. gretel (kiz cocuk) hansel'e (erkek cocuk) donup "yapacak bir sey yok, kendi basimizin caresine bakmayi ogrenme zamani geldi" demis.

    anne babalari uykuya dalinca gecenin karanliginda evden cikan hansel ay isiginin altinda ceketinin cebini ufak tas parcalariyla doldurup eve geri donmus ve kardesine "yarin sabah harekete geciyoruz, tanri bizi yalniz birakmayacaktir" demis. boylece iki kardes uykuya dalmis.

    sabah olunca kadin cocuklari uyandirmak icin odalarina gelmis ve "uyanin tembeller, ormana odun kesmeye gidiyoruz" demis. sonra da cocuklarin eline ekmek tutusturup "bu ekmekler aksam yemeginiz olacak, aksamdan once yemeyin" demis. sonra ailecek evden cikilmis. ormanda ilerlerken cocuklarin birinin cebi tas doluymus digerinin cebi de ekmek doluymus. hansel evden uzaklastikca gozunu evden ayiramiyormus ve bu babasinin dikkatini cekmis. babasi sorunca hansel "kedim damin uzerine cikmis ve bana veda ediyor, ona bakiyordum" demis. annesi de arkadan "o gordugun kedin degil aptal, gunesin catidaki yansimasi" diyerek cevap vermis.

    hansel anne babasina caktirmadan belli araliklarla yere cakil taslari birakiyormus ki donus yolunu bulabilsin. belli bir sure sonra babalari hansel ve gratel'e caliliklari toplayip kendilerini isitacak kadar ates yakmalarini soylemis. cocuklar bunu yapinca da "siz burada bekleyin, biz odun kesip birkac saat sonra geri gelecegiz" demis. cocuklar oturduklari yerde ekmeklerini yemeye baslamislar. birazdan ruzgar agaclarin dallarini sallamaya baslayinca odun seslerini duyan hansel ile gretel babalarinin baltayla agac kesmekte oldugunu dusunmus ve biraz da onceki gece uyuyamadiklarindan dolayi yorgun olduklari icin uykuya dalmislar.

    cocuklar uyandiginda gece karanligiyla karsilasmislar ve yaktiklari ates soneli saatler olmus. hansel yol boyunca biraktigi cakil taslarini hatirlamis ve ay isigi vurunca parlayan bu taslari takip ederek evin yolunu bulacagini dusunmus. gece boyunca yolda yuruyen cocuklar sabahin isigiyla beraber evlerini bulmuslar ve kapiyi calmislar. kapi calinca anneleri cocuklara bagirip "orada bizi beklemenizi soylerken neden uyudunuz ki? az kalsin kaybolacaktiniz aptallar" diye cikismis. babalari da yaptigindan biraz pisman olup cocuklara sarilmis (bu arada bu hikayenin daha cok bilinen ve populer olan versiyonunda hansel ile gretel evden kacip kaybolmaktadirlar. orjinal versiyonunda cocuklarin evden kacmasindan ziyade anne babalarinin fakirlikten dolayi cocuklari ormana birakmasi var).

    birkac ay sonra yeniden ailenin erzaklari tukenmeye baslamis ve kotu kalpli kadin yeniden "cocuklari zamaninda ormana biraktik ama yollarini buldular. bu kez cok daha uzaga birakalim ki bir daha yollarini bulamasinlar" demis. baba en basta buna karsi cikmis ama karisi "ilk seferde bu fikre uyduysan isi bitirene kadar fikrini degistiremezsin, bu iste artik suc ortagiyiz" deyince sesini cikartmamis. hansel ve gretel yeniden bu konusmayi duymus ve hansel yeniden disari cikip cakal taslarini toplamayi planlamis ama anneleri evin kapisini kilitledigi icin disari cikmayi basaramamis.

    bu kez hansel ile gretel'in yaninda tas parcalari olmadigi icin yanlarindaki ekmegi ufak parcalara bolup yol boyunca yere birakmislar (bu hikayenin daha cok bilinen versiyonunda cakil taslari yok ve cocuklar daha ilk sefer de yola ekmek parcalarini birakiyorlar). kamp yerine varildiginda cocuklar yine uyuyakalmis ve uyandiklarinda yine gece karanligiyla karsilasmislar. cocuklar gece vakti ekmekleri takip edip eve gitmeyi planlarken ekmeklerin kuslar tarafindan yenmis oldugunu gormusler ve kaybolduklarini anlamislar. yine de evi bulmak icin 2 gun gece gunduz demeden yurumusler ama evi bulamamislar. bundan sonra da pes edip agacin birinin altinda uykuya dalmislar.

    cocuklar uyandiklarinda beyaz bir kusun melodili bir sekilde ottugunu duymuslar. kusa hayranlik duyan cocuklar bir sure kusu takip etmisler ve sonunda kusun uzaklardaki bir evin catisina kondugunu gormusler. artik acliktan kirilma noktasina gelen cocuklar ekmek istemek icin evin yanina yaklastiklarinda evin pasta, corek ve ekmekten yapilmis oldugunu farketmisler. cocuklar birazdan evi yemeye baslayinca icerden kapi acilmis ve "evimi yiyen kimdir" diye kukreme sesi duyulmus. cocuklar "duydugun ruzgardan ibaret" diye cevap verince kapi kapanmis ve cocuklar evi yemeye devam etmisler.

    birazdan kapi yeniden acilmis ve yasli bir kadin disari cikmis. cocuklar en basta kadina korkuyla bakmislar ama kadin onlari sakinlestirip iceri davet etmis. kadin cocuklara daha fazla yiyecek ve icecek ikram ettikten sonra rahatca uzerinde uyuyabilecekleri 2 tane yatak gostermis. cocuklar olup cennete gittiklerini dusunmeye baslamislar.

    yasli kadin sekerlemeden yaptigi evle cocuklarin ilgisini cektikten sonra onlari evine davet ediyor, besleyip sismanlamalarini sagliyor ve istedigi kivama gelince onlari pisirip yiyormus. kadinin gozleri iyi gormese de burnu cok iyi koku aliyormus ve hansel ile gretel'in evine yaklastigini metrelerce oteden farketmis ve cocuklarin evini yemesine izin vermis.

    sabahin ilk saatlerince cadi kadin hansel'i uyandirip evin yakinlarindaki bir ahira hapsetmis. daha sonra gretel'i uyandirip "kardesini esir aldim ve yeterince sismanlayinca yiyecegim. simdi tembel tembel uyuyacagina kalk da kardesine yemek hazirla, boylece hizla sismanlasin" diye bagirmis. bundan sonra hansel gretel'in kendi elleriyle pisirdigi en iyi yemeklerle beslenirken gretel'in payina kabuklar ve artiklar kalacakti. hansel giderek sismanliyordu ve gretel de giderek zayifliyormus.

    her sabah ahiri ziyarete giden yasli kadin hansel'e "parmagini uzat da ne kadar sismanladigini goreyim" diyormus. hansel de kadinin gozlerinin iyi gormedigini anlayinca ona bir kemik parcasini uzatmaya baslamis. kadin da her sabah "seni ne kadar beslersem besleyeyim bir turlu sismanlamiyorsun" diye sikayet ediyormus. aradan 4 hafta gectikten sonra artik cadi kadinin sabri tasmaya baslamis ve gretel'e "yarin kardesin sismanlasa da sismanmasa da onu mideye indirecegim" demis.

    ertesi sabah kadin ocagin altini yakmis ve isinmasini beklemis. birazdan gretel'in yanina gelip "su ocagin icine gir bakalim isinmis mi isinmamis mi kontrol edelim" demis. gretel ocaga girerse pisecegini anlamis ve tereddut etmis. sonra kadina "ben bu ocaga sigmam ki" demis. kadin da "aptal kiz, ben bile sigarim" deyip kafasini ocagin icine sokunca gretel onu ocaga dogru ittirmis ve ocagin kapagini kapatmis. yasli kadin da ciglik cigliga yanmaya baslamis. gretel ciglik sesleri azalmadan kardesinin yanina gitmis ve ahirin kapisini acmis. sonra da ona olanlari haber vermis.

    olay yerinden ayrilmaya hazirlanan hansel ve gretel ceplerini cadi kadinin evinde bulduklari yiyecekler, icecekler ve mucevherlerle doldurmuslar. eve donup bulduklarini anne babalariyla paylasmak icin sabirsizlaniyorlarmis. yola koyulan ikili birazdan buyukce bir golun onune gelmis ve civarda onlari tasiyabilecek bir sal veya kayik bulunmamaktaymis. birazdan hansel ile gretel'in yanina buyukce bir ordek gelince gretel bir siir okumus ve ordekten yardim istemis. ordegin iki kardesi birden tasimasi mumkun olmadigi icin iki sefer yaparak iki kardesi teker teker golun karsi tarafina tasimis.

    cocuklar gunlerce yol aldiktan sonra sonunda orman tanidik gelmeye baslamis ve babalarinin evini cok uzaktan da olsa gorup tanimislar. evin oldugu yone vardiklarinda babalarini sesli bir sekilde aglarken gormusler. anneleri coktan hayata gozlerini yummus ve baba cocuklari gorunce mutluluktan ne yapacagini sasirmis. cocuklar bulduklari yiyecekleri ve mucevherleri babalarina vermisler ve aile bundan sonra hic fakirlik cekmemis (ek not: hikayenin cok bilinen versiyonunda cadi hem hansel'i hem gretel'i hapsediyor ve ikisini de yemeye calisiyor ama orjinal versiyonunda yenmeye calisilan kisi hansel, gretel hizmetci olarak kenarda tutuluyor).

    bremen mizikacilari:

    bir gun koyun birinde koylunun biri esegini cok agir sartlar altinda calistiriyormus. calismaktan usanan esek her gun onceki gune gore daha yorgun ve gucsuz bir hal aliyormus. sahibi de bir sure sonra esegin bir ise yaramayacagini anlamis ve onu oldurmeye karar vermis. boylece isini gormeyen bir esegin masraflarini gormek zorunda kalmayacakmis. esek de basina gelecekleri bir sekilde anlamis ve evden kacmaya karar vermis.

    esek muzikal olarak yetenekli oldugunu dusunuyormus ve bremen'de muzisyenlerin cok kiymet gordugunu duymus. bu yuzden esegin en buyuk hedefi bremen'e ulasip muzikal yetenegini sergilemekmis. esek yolda nefes nefese kalan bir kopek gormus. kopegin halinden uzun suredir yol aldigi ve yorgun oldugu belliymis. esek kopege donup neden bu kadar yorgun ve bitkin oldugunu sormus. kopek de artik yaslanmaya basladigi icin sahibine sirf masraf oldugunu, sahibinin kendisini oldurecegini anlayinca evden kacmaya karar verdigini soylemis. kopegin hikayesinin kendisiyle ayni oldugunu duyan esek kopege "bremen'e muzisyen olmaya gidiyorum, ben flut calarim sen de davul calarsin, beraberce takiliriz" demis ve kopegi yanina almis.

    ikili yola devam ederken yolda islak mi islak bir kedi gormusler. kediye neden bu kadar islak oldugunu sorunca kedinin de kendileriyle ayni kaderi paylastigini, yaslaninca sahibinin kendisini safi masraf olarak gorup suda bogarak oldurmeye calistigini ve sahibinin elinden canini zor kurtardigini ogrenmisler. bunu duyan esekle kopek kediyi de aralarina katmaya karar vermis ve yola devam edilmis.

    hayvanlar ilerlerken az ilerde bir horoz gormusler. horoz eski sahibine hava durumunu onceden haber veriyormus ve hangi gunler camasir yikanacaginin belirlenmesi konusunda yardimci oluyormus. boylece yagmurlu bir gunde camasir yikayip kurutmaya calisma zahmetinden kurtulunuyormus. horozun sahibi yakin zamanda gelecek olan misafirlerinin karnini doyurmak icin horozu kesip aksam yemegi yapmaya karar verince horoz evden kacmis. horozun hikayesini duyan diger hayvanlari horozu da ekibe katma karari almislar.

    bremen sehri cok uzaktaymis ve gece karanligi cokunce hayvanlar ormanda dinlenmeye cekilmeye karar vermisler. horoz buyukce bir agacin yuksek dallarindan birine cikarken, kedi ayni agacin alt dallarindan birine tirmanmis. esekle kopek de agacin altinda uyumaya karar vermis. evde yasamaya aliskin ve rahatina duskun olan dort hayvan ormanda uyumakta zorlanmis. birazdan horoz uzaklarda bir isik gormus ve esege bunu haber vermis. esek de "isigin geldigi yerde bir ev olmali, oraya gidelim de rahat rahat uyuyalim" demis ve dortlu yola koyulmus.

    hayvanlar evin yanina geldiklerinde esek gizlice camdan iceri bakip iceriyi izlemis. icerde 2 tane hirsiz gayet luks icinde yasiyormus ve masanin ustu turlu yiyecek ve iceceklerle doluymus. esek gorduklerini arkadaslarina anlatinca masadaki yiyecekleri ve evdeki konforu hepsinin cani cekmis. evdeki yiyeceklere ulasabilmek icin once hirsizlari evden atmak gerekiyormus. kopek esegin uzerine, kedi kopegin uzerine, horoz da kedinin uzerine tirmanmis ve ortaya buyukce bir hayvan cikmis.

    ayni anda esek anirmaya, kopek havlamaya, kedi miyavlamaya ve horoz otmeye baslamis ve hayvanlar bir anda kapiyi kirip evin icine dalmislar. hirsizlar bu goruntuyu ve gurultuyu gorunce kendilerine bir canavarin saldirdigini dusunup arkalarina bile bakmadan evden kacmislar. birazdan hayvancagizlar masaya yonelip karinlarini doyurmuslar ve isigi sondurup uyuymaya karar vermisler. az once evden kacan hirsizlar uzak bir mesafeye gecip evi gozlemlemekteymis ve isigin sondugunu gorunce eve geri donmeye karar vermisler.

    hirsizlar eve donmeden once iclerinden birini eve yollayip kolacan etmesine karar vermisler. eleman hayvanlarin uyudugu, sessiz ve karanlik eve adimini attiginda hicbir sey gorememis. en kedinin oldugu odaya giren hirsiz kediyle goz goze gelmis ama kedinin gozlerini komur sanmis. hirsiz tam da odayi aydinlatmak icin elindeki kibriti cikartip ates yakacagi sirada kedi adamin yuzune atlamis ve tirmalamaya baslamis. neye ugradigini sasiran adam kendini baska bir odaya atmis, ki bu kopegin uyudugu odaymis. gurultuden uyanan kopek hemen adamin ayagina saldirmis ve bacagini isirarak kan icinde birakmis. adam yarali ayagini surukleye surukleye odadan cikarken adami tepen esek evin disina firlatmis. bu sesleri duyan horoz da uyanip olanca sesiyle bagirmaya baslamis.

    adam can havliyle kacarak arkadaslarinin yanina donmus ve evin perili oldugunu, evde cok tehlikeli hayaletlerin oldugunu, ve evden uzak durulmasi gerektigini soylemis. basina gelenler sorulunca "once cadinin biri tirnaklariyla yuzumu kazidi, sonra adamin biri beni bacagimdan bicakladi, sonra da biri yuzume odunla vurdu. sonra da bir ciglik sesi duyunca canimi kurtarmak icin kactim" demis. hirsizlar evi birakip kacmislar ve bremen'e mizikaci olmak icin yola cikan hayvanlar evde kalip evi sahiplenmeye karar vermisler (hikayenin orjinal versiyonunda mizikacilar bremen'e gitmekten vazgeciyor ama diger versiyonlarda o evde bir gece kalip sonra bremen'e dogru yola devam ediyorlar. gerci bu hikayenin cok cesitli versiyonlari mevcut).

    kirmizi baslikli kiz:

    bir gun bir koyde herkes tarafindan cok sevilen, ninesi tarafindan da neredeyse tapilan bir kiz varmis. bu kiz surekli ninesinin kendisine hediye ettigi kirmizi bir basligi giydigi icin herkes onu "kirmizi baslikli kiz" olarak cagiriyormus. bir gun kirmizi baslikli kizin ninesi cok hastalanmis ve annesi kiza "al bu sise sarabi ve pastayi ninene gotur, onun hastaligina iyi gelecektir" demis. annesi yola cikmak uzerine olan kiza ayrica tembihte bulunmus "cok yavas gitme yoksa sarap ve pasta isinir ve yenilemez hale gelir, cok hizli da gitme yoksa goturecegin yuku dusurursun, ayrica ninenin odasina girer girmez ilk olarak gunaydin demeyi unutma" demis.

    bundan sonra kirmizi baslikli kiz yola koyulmus. ninenin evi yurumeyle yarim saat mesafedeymis ve kirmizi baslikli kizin elindekileri dusurmeden kisa surede gidip gelmesi gerekiyormus. kizimiz ormanda yoluna devam ederken karsisina bir kurt cikmis. o gune kadar hic kurt gormemis olan kiz bunun tehlikeli bir hayvan oldugunu bilmedigi icin hic korku sergilememis. kurt kirmizi baslikli kiza "gunaydin" deyince iyice rahatlayan kiz "tesekkurler, cok naziksiniz" demis. kurt "sabahin bu saatinde nereye gittiginizi sorabilir miyim" deyince kiz hasta ninesine yiyecek ve icecek goturdugunu soylemis. kurt kizin ninesinin nerede yasadigini soyleyince kiz neredeyse acik adres vermis: "su yonde 15 dakika mesafe ilerleyince karsina 3 tane mese agaci cikacak, o agaclari gecince kestane rengi caliliklarin kenarinda ninemin evini goreceksin" demis.

    kurt da "ninesini yerim de asil kiz genc ve taze oldugu icin tadi daha guzel olacaktir. en iyisi ikisini de yemenin bir yolunu bulmaliyim" diye dusunup kiza yaklasmis. daha sonra kiza donup "bu ormandaki guzel ciceklere ve surekli siir gibi sakiyan kuslara hic dikkat etmeden yuruyorsun. okula gider gibi acele acele gidecegine biraz ormanin tadini cikartsana" demis.

    kirmizi baslikli kiz soyle bir etrafina bakinca gunesin ormandaki yansimalarini, cicekleri, kuslari ve bitkileri gorunce sanki bunlari omrunde ilk kez kesfetmis gibi dogaya asik olmus. "burada biraz takilsam, biraz da ninem icin cicek toplasam cok gec kalmam herhalde. henuz sabahin erken saatleri ve ninemin evine fazla mesafe kalmadi" diye dusunup cicekleri koklamaya, ormanin tadini cikartmaya baslamis. kurt da hizla olay yerinden uzaklamis ve ninenin evine dogru yol almaya baslamis.

    kurt ninenin evine ulasip kirmizi baslikli kizin taklidini yaparak "sana annemin soz verdigi sarap ve pastayi getirdim" deyince nine kurdu eve kabul etmis. kurt eve girer girmez tek kelime etmeden kirmizi baslikli kizin ninesini mideye indirmis ve sonra onun kiyafetlerini giyip yataga uzanmis. kirmizi baslikli kiz da ormanda epeyce vakit kaybetmis ve saatler sonra ninesini hatirlayinca yola koyulmus. ninenin evine gelince kapinin acik oldugunu goren kiz biraz tereddut ederek de olsa "gunaydin" diyerek iceri girmis.

    icerde ninesini hic beklemedigi gibi goren kiz kurda donerek "ninecigim gozlerin ne kadar da buyuk" demis. nine de "seni daha iyi gorebilmek icin" demis. kiz "kulaklarin ne kadar buyuk" deyince "seni daha iyi duyabilmek icin" demis. "ellerin ne kadar da buyuk" deyince "seni daha iyi kavrayabilmek icin" demis. en son kiz "agzin da cok buyuk" deyince "seni daha iyi yutabilmek icin" demis ve bir lokmada kizi da migdesine indirmis.

    kurt karnini doyurunca ninenin yataginda uykuya dalmis ve gurultulu bir sekilde horlamaya baslamis. o sirada avdan donen avcilar ninenin kapisinin acik oldugunu ve yeri gogu inleten horlama sesini duyunca "yasli bir kadinin bu kadar gurultulu horlamasi normal degil" deyip eve girmisler. avcilardan biri icerde kurtu gorunce "uzun zamandir seni ariyordum, sonunda elime dustun" demis. tam kurtu oldurecekken hayvanin midesinin siskin oldugunu gormus ve icerde insanlarin olabilecegini anlamis.

    avci kurdun karnini yavas yavas kesmeye baslamis. once kirmizi baslikli kiz, sonra da ninesi kurdun midesinden cikmis. kurt hala canliymis ve kirmizi baslikli kiz disari cikip toplayabildigi kadar tas toplamis ve kurdun midesini bu taslarla doldurmus. uykudan uyanan kurt midesinin taslarla dolu olmasindan dolayi olmus (boylece hikayenin daha meshur versiyonundakinin aksine kurdu olduren avci degil kizin kendisi olmus).

    kurdun midesinden canli halde cikan nine kirmizi baslikli kizin getirdigi sarabi icip pastayi yemis ve bir anda iyilesmis. kirmizi baslikli kiz da ninesine bir daha ormanda tanimadigi kimseyle konusmayacagini ve ormanda bos bos takilmayacagi sozunu vermis. avci da kurdun derisini yuzup satmak icin yaninda goturmus (normalde hikayenin bilinen versiyonu burada bitiyor ama orjinal versiyonu devam ediyor).

    birkac gun sonra kirmizi baslikli kizin ninesi yine hastalanmis ve annesi yine kirmizi baslikli kizla beraber sarap ve pasta yollamis. yola cikan kirmizi baslikli kiz ormanda bir baska kurda denk gelmis. kurt kirmizi baslikli kiza nereye gittigini ve ne yaptigini sorunca kiz hic cevap vermeden yola devam etmis. ninesinin yanina gelen kiz eve girince "ninecigim, yolda bir baska kurt gordum ve benimle konusmaya calisti ama hic cevap vermeden buraya dogru kostum" demis. ninesi de "kapiyi kapatip guzelce kilitleyelim ki kurt eve gelemesin" demis.

    bir sure sonra kapi calinmis ve kurt kirmizi baslikli kizin sesini taklit ederek kapinin arkasindan "ninecigim kapiyi ac, sana sarap ve pasta getirdim" demis. kurt da kirmizi baslikli kizin kendisinden once eve vardigini anlamis ve evin catisina cikip beklemeye baslamis. kirmizi baslikli kiz evden ayrilir ayrilmaz catidan uzerine atlayip once onu sonra ninesini yiyecekmis. kirmizi baslikli kizin ninesi catidaki ayak seslerini duymus ve kurdun orada oldugunu anlamis. torununa "dun icinde sosis pisirdigim bir kova suyu getir de disari atalim" demis. kirmizi baslikli kiz su dolu kovayi disari dogru tasirken bunun kokusunu alan kurt kovanin sosisle dolu oldugunu dusunup kafasini uzatmis ve catidan dusmus. catidan dusen kurt tam da icinde sosis pisirilen kovanin icine dusmus ve kaynar suyun icinde yanarak can vermis. kurt olunce evden cikan kirmizi baslikli kiz aksam karanligina aldirmadan da mutlu mutlu eve donmus.

    pamuk prenses ve yedi cuceler:

    karlarin gokyuzunden iri iri yagdigi bir gun bir ulkenin kralicesi icerde orgu yaparken acik pencereden disardaki kar yagisini izliyormus. bir ara yanlislikla eline igne batiran kralicenin elinden 3 damla kan yerdeki karin uzerine dusmus. kipkirmizi kaninin bembeyaz kar uzerindeki goruntusunu seyreden kralice, "keske bu kadar kadar beyaz, kanim kadar kirmizi ve pencerenin cercevesi kadar siyah bir kizim olsa" diye bir dusunceyi icinden gecirmis.

    bundan bir sene sonra kralicenin bir kizi olmus. kizin teni kar kadar beyaz, dudaklari kan gibi kirmizi ve saclari ayni kralicenin penceresinin cercevesi gibi simsiyahmis. kiza "snow-white" yani "karbeyaz" ismi verilmis. tabi ki her masalda oldugu gibi kizin dogumundan kisa bir sure sonra annesi olmus ve ulkenin krali bir sure sonra yalnizliga dayanamayarak yeniden evlenmis. bu da karbeyaza uvey anne gelmesi demekmis. bu kadin dunyanin en guzel kadiniymis ve bununla gurur duyuyormus. asla kimsenin kendi guzelligini gecmesine tahammulu yokmus. kendisinin bir de surekli fikir danistigi bir aynasi varmis ve aynaya dunya'da kendisinden daha guzel bir kadinin olup olmadigini sorup aldigi "hayir" cevabiyla her zaman tatmin oluyormus.

    karbeyaz 7 yasina geldiginde guzellikle kraliceyi gecmis. kralice aynasina danistiginda ayna da bu gercege isaret etmis ve kralice sinirden kopurmus. kralicenin icinde karbeyaz'a karsi surekli buyuyen bir kin baslamis. bu kin bir sure sonra o kadar buyumus ki kralice geceleri uyuyamaz olmus. bir gun guvendigi avcilardan birini yanina cagiran kralice "karbeyaz'i al, ormanin derinliklerine goturup oldur. sonra da kalbini sokup bana getir ve seni odullendireyim" demis.

    avci karbeyazi alip ormanin derinliklerine goturmus ve tam oldurmek uzere hancerini cikarttiginda karbeyaz "ne olur beni oldurme, birak ormanda kalayim. kimseye bir zararim dokunmaz, kralice de beni gormez" demis. avci vicdana gelip karbeyazi kendi haline birakmis. avci saraya donerken "kraliceye karbeyazin kalbini getirmedigim icin beni oldurecektir" diye dusunup civardaki yavru bir yaban domuzunu avlamis ve onun kalbini kesip cantasina koymus.

    avci saraya gelip kestigi kalbi kraliceye verince kralicenin ne yapacagini merak etmis. kralice kalbi alinca once tuzlamis, sonra da kaynatip aksam yemeginde yemis. boylece karbeyazdan sonsuza kadar kurtuldugunu dusunmus (hikayenin daha cok bilinen versiyonlarinda cocuklar korkmasin diye bu ayrintilar atlanmis durumda).

    karbeyaz gece ormanda yalniz kalinca cok korkmus. etrafta gordugu her golgeden ve duydugu her sesten irkilmis. yapraklarin kipirdama sesinden bile korkuyormus cunku bunlara alisik degilmis. gece boyunca korktugunun aksine kendisine hicbir vahsi hayvan saldirmamis. karbeyaz son gucuyle ormanin icinde yurumeye devam ederken karsisina ufak bir ev cikmis. eve giren karbeyaz icerde 7 ufak tabakta yiyecek, 7 ufak bardakta sarap gormus ve evin kenarinda da 7 ufak yatak gormus. evdeki hersey kucukmus ama hersey duzenliymis. karbeyaz karnini doyurabilmek icin once 7 tabak yemegi bitirmis sonra da 7 bardak sarabi icmis (tabi ki hikayenin daha cok bilinen versiyonunda 7 yasinda bir kizin sarap ictiginden bahsedilmez ve genelde 7 tabak yemegi bitirdiginden de pek bahsedilmez).

    karbeyaz birazdan yorgun dusunce yedi yataktan birinde yatmaya karar vermis. tum yataklari tek tek denemesine ragmen sadece 7. siradaki yataga sigabilmis. gece karaliginda eve 7 cuceler gelmis ve gordukleri manzara karsisinda sasirmislar. evin biraktiklari gibi olmadigini goren 7 cuceler 7 mum yakip evin her kosesini aramaya baslamislar. sonunda 7. yatagin icinde uyumakta olan bir kizi gorup onun guzelligine hayran kalmislar ve kim oldugunu merak etmisler. cuceler kizi uyandirmaya kiyamadiklari icin 7. yatagin sahibi olan cuce her yatakta 1 saat yatarak 6 saat uykusunu almis ve diger cuceler birer saat nobet tutmuslar.

    sabah olup karbeyaz uyandiginda cuceler ona kim oldugunu sormuslar ve o da tum hikayesini anlatmis. cuceler "burada kalip ev islerini yapip bize yemek yapacaksan bizimle kalabilirsin ve oldukca guvende olacaksin" demisler. kiz da bunu kabul etmis.

    bu arada saraya kralice aylardir uyuyamadigi kadar rahat bir uyku cekmis ve normal hayatina geri donmus. bir sure sonra yeniden egosunu tatmin etmek icin aynasinin yanina gelmis ve her zaman sordugu soruyu sormus. ayna da "karbeyaz" cevabini verince hem sasirmis hem de kizginligi kat kat artmis. ayna yalnizca karbeyaz'in ondan daha guzel oldugunu soylememis, ayni zamanda ormanda 7 cuceyle yasadigini da haber vermis. ustelik onceden "sen guzelsin ama karbeyaz biraz daha guzel" diyen ayna simdi "sen guzelsin ama karbeyaz senden bin kat daha guzel" demeye baslamis. bu da kralicenin sinirini daha da arttirmis.

    kralice bu kez avcinin baslayip bitiremedigi isi kendisi bitirmek icin yola koyulmus. yasli bir kadin kostumune giren kralice ormani boydan boya yuruyerek gecip yedi cucelerin kaldigi eve kadar gelmis. burada kapiyi calan kadin karbeyaz kapiyi acinca "kumas satiyorum, iceri girip sattiklarimi gosterebilir miyim?" demis. karbeyaz kadini iceri kabul etmis ve kadin bohcasini acmis. daha sonra kadin "bak elimde senin uzerinde cok guzel duracak bir kumas var" deyip hizlica ipek kumaslardan birini karbeyaz'in uzerine gecirmis ve ipekten bagciklarla kizi hizlica baglamis. daha sonra bagciklarin biriyle boynunu sikip karbeyaz hareketsiz bir sekilde yere yigilana kadar birakmamis. karbeyazi bogduguna ikna olan kralice evden ayrilip saraya geri donmek icin yola cikmis.

    aksam oldugunda eve gelen yedi cuceler gordukleri manzara karsisinda dehsete dusmusler. karbeyazin boynundaki bagcigi kesen cuceler kizin nefes almaya basladigini gorunce sevinmisler. kizin bilinci yerine gelince "bundan sonra kimseye kapiyi acma" diye tembihlemisler.

    saraya varir varmaz aynasina kosup malum soruyu soran kralice malum cevabi alinca kuplere binmis. bu kez kesin sonuc almak icin bir sac taragi (hikayenin daha cok bilinen versiyonunda bu bir elma olarak geciyor) bulmus ve buna olumcul bir buyu yapmis. bu kez farkli bir yasli bir kadin kiligina giren kralice yine yedi cucelerin evine gitmek icin yola koyulmus. kadin yedi cucelerin evine gelince kapiyi calmis ve karbeyaz "defol git, kimseyi iceri alamam" diye cevap vermis. yasli kadin da "tamam kapiyi acmak zorunda degilsin, buraya sana hediye olarak bir sac tarafi birakiyorum" demis ve buyulu sac taragini birakmis. birazdan taragi alan kiz sacini taramaya baslamis ve zehrin etkisiyle oldugu yere dusup yigilmis. bunu goren kralice saraya dogru yol almis ve aynasina malum soruyu sormak icin sabirsizlaniyormus.

    aynasina malum soruyu soran kralice yine malum cevabi almis ve bu kez oncekinden daha da sinirli bir hale gelmis. bundan sonra "gerekirse kendi canimi bile veririm ama sonunda karbeyaz olmeli" diye bagirmis. birazdan zehirli bir elma hazirlayan kadin yine yedi cucelerin evine dogru yola cikmis. bu kez yine farkli bir kilikla eve oglen saatlerinde varan kadin kapiyi calmis ve karbeyaz kendisini eve kabul edemeyecegini soylemis. kadin da "elimde cok guzel elmalar var. sen almazsan baskalari alir. hic sorun degil ama sana hediye olarak bir tane birakayim" demis. karbeyaz "olmaz, beni zehirleyebilirsin" deyince kadin "elmayi ikiye keselim, yarisini sen ye yarisini ben yiyeyim" demis. tabi ki elmanin sadece yarisi zehirliymis ve kadinin isirdigi bolum zehirsizken karbeyazin isirdigi kismi zehirliymis.

    bundan sonra karbeyaz yine yere yigilmis ve kralice yine saraya gitmek icin yola cikmis (hikayenin daha cok bilinen versiyonunda kadin ormana sadece bir kere geliyor ve zehirli elmayi teslim ediyor. hikayenin meshur versiyonunda zehirli tarak veya bogma olayi gecmiyor. yine kralicenin defalarca ayni yolu mekik dokumasindan da pek bahsedilmiyor). saraya geldiginde aynaya malum soruyu soran kralice bu kez "dunya'nin en guzel kadini sensin" cevabini almis ve tatmin olmus. boylece normal hayatina geri donmus.

    aksam eve geri donen yedi cuceler yeniden karbeyazi yerde nefessiz yatarken gormusler ve ne yaptilarsa onu hayata geri dondurememisler. bu kez olay umutsuz bir vakaymis. uc gun boyunca bir yandan yas tutan cuceler bir yandan da bildikleri her seyi deneyip karbeyazi hayata geri dondurmek icin ne yaptilarsa ise yaramamis. sonunda cuceler karbeyazi gommeye karar vermisler ama vucudunun curumeye baslamamasi ve uykudaki bir insani andirmasi ilgilerini cekmis. sonunda istisare eden cuceler camdan seffaf bir tabut yapip karbeyazi bu tabutun icine koymaya ve tabutu da dagin tepesine goturmeye karar vermisler. ayrica tabutun uzerine altindan kabartmali olarak "karbeyaz - kralin kizi" diye not dusmusler.

    boylece aylar boyunca karbeyaz o tabutun icinde hicbir yasam ibaresi gostermeden ama guzelliginden de bir sey kaybetmeden yatmaya devam etmis. bir gun uzak diyarlardan gelen bir prens yedi cucelerin yanina gelip dagda gordugu tabuttan bahsetmis. cuceler o tabutun kendilerinin sahsi mali oldugunu soyleyince prens "istediginiz kadar altin ve para veririm, tabutu icindekiyle beraber bana satin" demis. cuceler kabul etmeyince "sizi kardesim gibi bilip kardeslerimin sahip oldugu tum haklara sahip kilarim" demis. yedi cuceler israrlara dayanamayip kabul etmisler. prensin yaninda getirdigi 4 yardimci tabutu 4 yandan tutarak omuzlarina almislar ve yola cikmislar.

    yolda yururken yardimcilardan birinin ayagi tasa takilmis ve tabutta ufak bir sekme olmus. bundan dolayi karbeyazin vucudu da biraz sendelemis ve agzindaki elma parcasini dusurmus. bundan sonra gozlerini acan karbeyaz hayata gelmis (hikayenin baska versiyonlarinda prens tarafindan opulerek uyandirilan prenses var ama o aslen yukarda bahsi gecen "uyuyan guzel" masalina ait olan bir geyik).

    prens merak icinde uyanan karbeyaza olan bitenleri anlatmis ve "benimle yasadigimiz saraya gel, karim ol" demis. karbeyaz da bunu kabul etmis (bu arada karbeyaz bu siralarda hala 7-8 yaslarinda). boylece prens ve karbeyaz dugun hazirliklarina baslamis (hikayenin daha cok bilinen versiyonlari burada bitiyor ama orjinal versiyonu devam ediyor).

    o gun karbeyazin uvey annesi olan kralicenin icinde kotu bir his varmis. sirf bu kotu hissi yenebilmek icin konusan aynasina gelip malum soruyu sormus. ayna da karbeyaz'in kendisinden bin kat daha guzel oldugunu ve an itibariyle evlenmek uzere oldugunu" haber vermis. bunu duyan kralice daha once hic olmadigi kadar sinirlenmis. kralice dugune gidip karbeyazi oldurmeye karar vermis ama orada yakalaninca ayagina kizgin demir ayakkabi giydirip zorla dans ettirmisler. kralice kizgin ayakkabilar icinde olene kadar dans etmis ve bu sekilde can vermis.
13 entry daha