şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
238 entry daha
  • sistemin bence en zalim yanı kadınla erkeği şeffaf bir zarla sonsuza kadar ayırması.

    ben eşimi evlenmeden 8 yıl önce tanımıştım. ikimizde 28 yaşındayken evlendik. sadece bir yıl çıktık. hiç kız arkadaşı olmamıştı. ama aşık olduğu kadınlar vardı. onları bize anlatırdı. bizde ona tavsiye verirdik. bunlardan birtanesi ciddiydi onunla evlenmeyi istiyordu. kız sonra başkasıyla çıkmaya başladı. bizde o zaman çıkmaya başladık.

    fiziksel olarak ilk benimle bir kadına dokunmuş oldu. bu ona inanılmaz bir güç vermişti. herkes ondaki bu değişikliği farketti. içinden çıkamadığı bir önceki garip ilişki eminim bu haliyle çabucak halledilirdi. ama bu fiziksel yakınlığın bir dezavantajı oldu. artık dünya aslında ulaşabileceği milyonlarca kadın doluydu o zaman niçin bendim. işte bu soru onun kafasını hep çok meşgul etti. adamın elinden huzuru varlığımla alınmıştı. bir sürü kadın artık onun pazarına girmiş alınmayı bekliyordu. kendince ona üst düzey gelen bir kadınla ilşkimiz boyunca flört bile yaşamış. onunla öpüşmek çok büyük bir hayalken benden aldığı güçle gerçekleşmiş bu hayal. hatta benimle aniden evlenme kararını almadan 20 gün önce o kız evlenme planları yapınca kızı beklentileriyle sap gibi ortada bırakmış. ben bunu evlendikten üç gün sonra öğrendim. bilsem kesinlikle evlenmezdim. nasıl öğrendim diye soruyorsanız söyliyeyim. evlendiğimize o kadar pişmandı ki üçüncü gün o kadının ahını mı aldı diye gelip bana sordu ordan biliyorum.

    eşime devamlı bu çıkmazdan çıkmasına yardım etmeye çalıştım ama boşuna. bir türlü rahatlıyamıyordu. bir defa ciddi ayrılmak istedim çünkü üstesinden gelemeyeceğim kadar zor bir durum haline geldi ama beni çok sevdiğini bensiz yapamıyacağını söyledi kaldım. ikinci yılımızda ilk çocuğumuz oldu. bebek kırk günlük bile değil. bir bunalım geçiriyor. sordum söyledi. bankada çalışan bir kadına karşı yoğun bir istek duyuyor ve bu istekle evlilik babalık çatışıyor işin içinden çıkamıyor. bir gün başka kadınlarla birlikte olmasına izin vereceğimi ama o an kendimi hazır hissetmediğimi söyliyerek onun o zindandan çıkması için elimi verdim. ama bunları söylerken içim kan ağlıyordu.

    eşim piskopat mıydı hayır. anormal miydi yine hayır. sistemde kafası karıştırılmış milyonlarca erkekten biriydi sadece şanslıydı derdini paylaşabildiği bir kadını vardı çünkü. sistem erkeğin nefsini bildiği için onu elinde köle yapmanın bir yolu milyonlarca kadının ona ait olabileceğini ima edip onların basiretini bağlamak. 27-35 yaş aralığındaki erkeğin evrensel değerleri yada en azından kendi varlığını sorgulaması gerekirken kendini ona ait olmayan gerçek veya hayali kadınlarla tüketmesini sağlıyor. aynı şekilde sistem 27-35 yaş aralığındaki kadınların çocuk yapması gerekirken onları binlerce seçenek arasında kıvrandırarak orta yaşa giden yolu (hala 35 bence) yapayalnız yürümesini sağlıyor.

    27-28 yaşından sonra insan bir dönüşüm geçiriyor. yeryüzünde olmanın acıları yavaş yavaş insanın ruhuna sızıyor. bu acıların hiç tesellisi yok gibi ve katlanarak artıyor. bu yaşlarda kadının ve erkeğin birbirine çok ihtiyacı oluyor. aslında doğa mükemmel. eğer bu yaşınızda 5-6 yaşlarında çocuğunuz olsaydı acı çekmeye vaktiniz olmayacaktı. ama 45 yaşında 10 yaşında bir çocuğunuz varsa ruhunuz artık çok yaşlı hem ona hem kendinize neşe vermek için. 45 yaşlarındaki keder 17-18 yaşındaki genç çocuklarınızın sorunlarıyla başetmek için var aslında.

    ama sistem bir anda sizin düşmanınız gibi davranıyor. 32 yaşında bir iş görüşmesine gidiyorsanız sizin parmaklarınıza illaki bakarlar. erkekseniz ve yüzüksüzseniz puan kaybedersiniz. çünkü iradeli istikrarlı ve güçlü değilsiniz ki evlenemediniz. kadın ve yüzüksüzseniz iş yerinde insan ilişkilerinde doğacak problemleri akla getirtirsiniz. belki bekarlarla evlenme umuduyla flört edecek belki de evli ve çocuklu kadınları kıskanıp garip gerginlikler yaratacaksınızdır.

    evlenen arkadaşlarınız evet görüşmüyorlar sizinle ama niye? çünkü iki tarafında kalplerinde diğerine ait olan mekan bilinmeyen bir dilde mühürlenmiş o dili öğrenmekle o kadar meşguller ki. kadın niye seviştikten sonra uyuyor diye 20 , 25 , 30, 35 , 40 yaşındaki kadınların doğası gereği çok farklı deneyimlerini öğrenirken diğeri kadınlarının dırdırının beynin sol tarafındaki bilmem neyin ne salgılamasının sebep olduğunu bıkmış evli iş arkadaşından öğreniyor . sistem bu seferde bizi binlerce hikayeye boğup birisini seçip evliliğimizin hangisine benzediğini bulmamızı istiyor. ben şahsen seviştikten sonra uyumasının bana karşı inat için değilde gerçekten büyük bir yorgunluk yüzünden olduğuna 8 yıl sonra ikna oldum. peki ben niye ağlıyorum o uyuyunca. o bir gün soracak ve ben de söyliyeceğim.

    evlendiğimizde saçları bayağı dökülüyordu. meğer buna çok üzülüyormuş. teselli ettim. çünkü 28 yaşında erkeğin saçları zaten dökülür ama zaten onu beğenen bir kadın yanında var. ama evli değilseniz geleceğiniz büyük bir muamma olduğu için hayalinizdeki kadınlar saçlarınızı dert ettirmeye devam ediyor. ilk defa o 32 yaşında iken şakaklarında derin bir çizgi gördüm ağladım gizlice yaşlılığı kaldırabilir mi diye. ama kadınınız yoksa kendi çizgilerinizi keşfedip kendiniz için siz üzülmek zorundasınız. ama bunun için ağlayan değilde yakışmış, seni daha olgun gösteriyor diye ak saçlarınızı öven bir kadın fena olmaz mıydı.

    eşim askere gitti 32 yaşında. geldiğinde aldatmayı keşfetmişti. orda bir sürü bekar gençle ve yeni evli erkekle kendi kadın problemine benim için acı bir çözüm bulmuştu. o hapisten çıkma isteği o kadar dürtüyordu ki. nasıl dürtmesin 25 yaşında bir erkeğin 10 tane kadınla yattığını öğreniyordu. evli asker arkadaşı her hafta sonu geneleve gidiyordu. askerlik bitince evlenecek arkadaşının iki kız arasında kaldığını ikisiyle de afiyetle yattığını öğreniyordu. evli ve iki çocuklu iş arkadaşının ona asılmasıyla benim için korkunç zamanlar yine geri geldi. eşim bu kadınla yatamadı ama her gün bugün yatabilirim ihtimaliyle sabahları spor yapmaya çalıştı. güzelce traş oldu. sabahları kalkıp dua ettiği de olmuş bugün olsun diye. ama yine ne olur böyle birşey olmasın diye dua ettiği sabahlarda varmış. bu hikaye ömrümden 4 yıl aldı. yatmayı kıl payı kaçırdığı anlar hep onun salaklığı yüzünden. kadın denilen varlığı bilmediği için minnacık detayları atlamış ve işi yine duaya kalmış. bunların hepsini başladıktan 4 yıl sonra öğrendim. bu esnada tamamen uzaklaştık. eşimin kafası berraktı ne yapması gerektiğini iyi biliyordu. bu yüzden bana sadece karısıymışım gibi davrandı. suçluyor muyum onu. hayır. binlerce yıldır kadınların çektiği evrensel bir acıyı sıram geldiği için ben çekiyordum.

    eşimin evlenmek istemeyen diğer erkeklerden tek farkı bu garip acıyı bir kadınla paylaşabilmek. benden birazcık teselliyi hergün borç almak ama borcunu hiç ödememekti. bu kadar kaos neden var ilişkilerde. başka seçenekler kafamızı çok meşgul ediyor da o yüzden. karşınızdaki sevgilinizi yada adayınızı basit bir kusuru yüzünden hemen çöpe atıyorsunuz da o yüzden. bir sonrakiyle tanışmanız an meselesi ya, sadece biraz tesadüf gerekiyor.

    25 yaşında bir erkek, çocuğunun annesi olabilecek kadınları onlara rastladığında hemen tanıyacak kadar olgunluğa çoktan erişmiş olmalı. ama bunun için gerekli berrak zihin çoktan fazla porno fazla cinsel deneyim fazla bilgi ve çooooook fazla hikayeyle zaten allak bullak edilmiş durumda oluyor. evet belki henüz rastlamamıştır ama belkide kibiri yüzünden hemen çöpe atmıştır. erkeklerin spermlerini bu kadınlar yerine başka kadınların dölyatağına bırakması kadar acı bir sahne yok yeryüzünde.

    aşk insanlar tarafından icat edilmiş bütün insanlık tarihine baktığımızda yeni sayılabilecek bir kavramdır. ama açın en az 3500 yıllık kutsal kitap evlilik hukukundan bahseder. eğer bir erkek karısını sevmezse ne yapması gerektiği bile yazılmıştır. zina yasaktır. niye yasaktır derseniz bence kesinlikle ruhumuza çok hasar veriyor. kibir çok büyük bir günahtır. ben çağımızın genç erkeklerinde hep kibir görüyorum kendisi üzerine çok mu düşünmüş hayır öğrenilmiş bu kibir. altı dolu bir kibir değil kesinlikle. siz seçenekleri elerken, bocalayıp dururken zaman akıp gidiyor, spermler akıp gidiyor. bir kadın kafadan bin kadın demek. evleneceğiniz kadını seçmek zamanla onun bin değişik halini görmek demek, bunlardan elbette bir kaçını sevebilirsiniz.

    eşim şimdi mutlu. kadın meselesi artık onun için kalmadı. artık benimle yaşlanmak istediğini söylüyor. ben yine de ne olur ne olmaz diyerek kendimi onun potansiyel orta yaş bunalımına hazırlıyorum. ben de şu an mutluyum. onun sayesinde erkeklerin dünyasını birazcık anlamış oldum. birinizi bile aydınladtıysam gerçekten çok sevinirim.

    edit: eşimi çok seviyorum. ben onu eleştirmek için değil ikimizin de çektiği acının bir işlevi olsun diye yazdım. ikimizde bu çağın birbirini bulamayan kadın ve erkek için çok acı olduğunu düşünüyoruz.

    edit 2: lütfen eşime laf etmeyin.

    edit 3: daha önce debe görmüşlüğüm var başım göğe ermedi. kendinizi acıdan bu kadar titizlikle sakınmazsanız belki de bir gün sizinde debelik deneyimleriniz olur. ama bu sefer çok güzel mesajlar aldım çok teşekkür ediyorum.

    edit 4: benim için üzülen sabır dileyen insanlar o kadar çok ki. bu başlığın konsepti gereği eşim sadece burda böyle anıldı. yoksa (bkz: yazarların hayattaki mutluluk kaynakları) yada (bkz: bir kadının bir erkeği sevme nedenleri) başlığına da yazacak argümanlarım var. bir kurban olarak görmüyorum kendimi. yaşamama değdi.
1287 entry daha