şükela:  tümü | bugün
12 entry daha
  • ıbrahim’im yeğeni lut, gomora’yla birlikte “ovanın şehirleri” diye bilinen sodom şehrinin bir sakiniydi. şehirlerin sapkınlığıyla ilgili haberler tanrı’ya ulaşınca, tanrı yabancı seyyah kılığındaki iki meleğini inceleme yapmaları için şehre göndermiş. lut, meleklere gece konaklamalarını teklif etmiş ama bu durum şehir ahalisini rahatsız etmiş. melekler geceleyin bir köşeye çekilmeden önce bir güruh insan lut’un evinin dışında toplanmışlar. “belki tanıyoruzdur,” diye seyyahları görmek istemişler. lut’un bu isteği geri çevirmesi kalabalığın öfkesini arttırmış. buraya kadarki hikayenin kilit noktası “tanımak” sözcüğüdür (özgün ibrani metinde ve’nida’ah diye geçer). çoğu âlimin savunduğu gibi bu sözcük basitçe “tanışık olmak” anlamına mı gelmektedir? yoksa doğrudan seksi mi ima etmektedir? şehir ahalisi sadece ziyaretçileri görmek mi, yoksa onlara tecavüz mü etmek istemektedir? bu sorulara cevap vermek imkansız, özellikle lut’un verdiği karşılığı düşünürsek: “hiçbir zaman bir erkekle yatmamış iki kızım var. onları size getireyim ve onlara istediğinizi yapın. fakat bu adamlara hiçbir şey yapmayın, çünkü onlar benim çatımın altına sığındılar.” kalabalık lut’un kızlarının ırzına geçme derdinde değildi, onun misafirlerini “tanımak” istiyorlardı. lut’un kapısını kırmak için ileri atıldıklarında melekler hepsini kör etti. ertesi sabah lut ailesiyle birlikte orayı terk etti ve tanrı gökten cehennem ateşi yağdırarak sodom ve gomora şehirlerini sonsuza dek helak etti. sodomlu güruhun suçunun yabancılara misafirperverlik göstermek âdetini çiğnemeleri olduğu yolunda genel bir fikir birliği mevcuttur günümüzde. lut evine aldığı iki meleği himaye ederek bronz devrinde yaşayan edepli herhangi bir yakındoğulu ev sahibinin yapacağı şeyi yapmıştır. kalabalığın, yabancıları azgınca “tanıma” isteğine (onları bedensel olarak tanıma niyetleri olmasa bile) karşılık, kılık değiştirmiş melekler tarafından kabalıktan çok daha feci bir tepkiyle karşılaşmışlardır. ama hakikat bunun iyi bir hikaye olmasını engellemediği gibi insanların bu hikayeyi eşcinselliğe dair eğitici bir hikaye haline getirmeleri de uzun zaman almamıştır.
    bunu ilk kez bizzat yahudiler, ms 1. yüzyılda yunanlar ve romalılar arasında her türlü eşcinsel seksin yaşandığını görüp dehşete kapıldıklarında yaptılar. yeniden yorumlanan hikaye çok geçmeden hıristiyan kilisesi tarafından benimsenir ve daha sonra tarihin en tehlikeli eşcinsellik-karşıtı yasalarının temeli olur. henüz ms 6. yüzyılda, hıristiyan bizans imparatoru justinian, sodom ve gomora’yı eşcinselleri infaz edişinin sebebi olarak göstermişti. justinian’ın yasalarından biri şöyle der: “bu suçlar yüzünden kıtlık, depremler ve salgın hastalıklar vuku bulmaktadır.”

    ortaçağa gelindiğinde “livata” (sodomi) sözcüğü yalnızca erkek erkeğe seksi değil, ayrıca listesi sürekli değişen başka yasak cinsel eylemleri de içeriyordu. zaman zaman lezbiyen seks tanıma dahil ediliyordu ve elbette yasa koyucular lezbiyenliği de sodom ve gomora’nın varsayılan sapkınlığına bağlıyorlardı. bu şehirlerin kadınları için “şehvetin anaları” denilir ve erkeklerle tatmin olamadıkları için diğer kadınlara yöneldikleri düşünülürdü. livata her yerde farklı tanımlanırken, tanrı’nın bu iki şehre yönelik gazabı, livata yaşayanların olası en acımasız yöntemlerle cezalandırılmasının ispatı olarak düşünülüyordu. 1407’de venedik’i yöneten onluk konsey şöyle diyordu: “tanrımızın livata günahından ne kadar tiksindiği herkesin malumudur, zira nihai hükmüyle onların [livatacıların] yaşadığı şehirleri ve içinde bulundukları halkları yıkıp harap etmiştir.” sodom ve gomora miti, ingiltere’nin en önemli hukuk otoritesi william blackstone tarafından da benimsendi. blackstone 18. yüzyılda şöyle bir yorum yapmıştı: “doğaya karşı rezilce suç” öylesine tiksinç bir ayıp ki, “hıristiyanlar arasında adı anılmamalı” ve ölümle cezalandırılmalıdır; zira tanrı “cehennem ateşiyle iki şehri helak ederek,” tepkisini göstermiştir.
2 entry daha