şükela:  tümü | bugün
14 entry daha
  • genelde insanın doğayla mücadelesini anlatan filmlerdir. bir çoğunun gerçek hikayelerden esinlenildiği söylenir. bu tarz filmler bünyede, zaman zaman çekip gitme isteği, "ulan şu binaların arasında sıkışıp kalmaya 'yaşamak' diyoruz." düşünceleri ve çeşitli hayaller uyandırabilir.

    walkabout (sonsuz çöl) (1971)
    avustralya'nın ıssız çölllerinden birinde genç bir kız ve onun küçük erkek kardeşi mahzur kalır. hayatta kalma mücadeleleri sırasında karşılarına, gelenekleri gereği kabilesinden bir süreliğine uzaklaştırılarak tabiatın koynuna "yabana gönderilmiş" bir aborjin genç çıkar ve onlara yardım eder. filmin özgün adı da bu aborjin geleneğinden gelir.

    dersu uzala (1975)
    izlenilmesi, izlettirilmesi gereken harikulade bir film. hayatta kalma temalı filmlerde, genellikle şehir insanının bir şekilde (ki genelde kazayla) vahşi doğa ortamında hayatta kalmaya çalışması ya da şehrin "modern hayat" şartlarından, dayatmalarından, şehir insanının samimiyetsizliğinden bıkan "kafası kırık" birisinin doğanın koynuna gitmesi ve artık doğa şartlarına göre yaşaması konu edilir. oysa dersu böyle değildir. o doğuştan bir doğa adamıdır. (burdan sonrası bir miktar spoiler içerebilir) doğuştan olmasa bile filmin başında o zaten doğada yaşamaktaydı, askerler şehirden gelip onunla karşılaştılar. bu yönüyle diğer filmlerden ayrılıyor bence. askerlerin aksine o, yerdeki izin hangi adama (filmi izleyenler bilir) ait olduğu, yağmurun ne zaman bitebileceği gibi deneyim ve uzun gözlem gerektiren şeyleri bilir. terk edilmiş bir kulübede bir gece konakladıktan sonra sabah ayrılırken, o kulübeye yine birileri gelebilir düşüncesi ile bir miktar gıda malzemesi bırakabilecek kadar da düşüncelidir fakat şehir hayatında su, odun gibi temel ihtiyaçlar için para ödenmesine anlam veremez dersu. o parayı ödemek için (sadece odun ve su değil tabi, ev, kıyafet, gıda ve saire artırabiliriz örnekleri), insanın hayatının muazzam bir bölümünü (genellikle başkasının şirketinde, başkası için) çalışması gerektiğini ve bu işe girebilmek için de yine muazzam bir bölümünü okullarda geçirdiğini de biz ekleyelim.

    la guerre du feu (quest for fire) (ateş savaşı) (1981)
    tarihöncesi çağlara, günümüzden seksen bin yıl geriye gidiyoruz. ulam kabilesine ait mağara adamları için, başında nöbetçi dikip üzerinde titredikleri ateş, en değerli hazineleridir. doğa olayları sonucu nasıl olduğunu anlamadan buldukları ve nasıl yeniden yakacaklarını bilmedikleri ateş bir gün söner. aralarından üçünü; noah, amoukar ve gaw'ı, ateşi yeniden bulup getirmekle görevlendirirler.

    alive (yaşamak için) (1993)
    13 ekim 1972 günü öğleden sonra içinde uruguaylı bir rugby takımının oyuncuları bulunan uçak and dağlarına çakılır. bu çarpışma esnasında yolcuların bir kısmı ölür ama çoğunluğu da sağ olarak kurtulur. bir süre sonra radyodan arama çalışmalarına son verildiğini duyarlar.

    seven years in tibet (tibet'te yedi yıl) (1997)
    1939 sonbaharında heinrich harrer adlı avusturyalı ünlü dağcı ve arkadaşı peter aufschnaiter, himalayalar'ın en yüksek tepelerinden biri olan nanga parbat'a tırmanmak için yola çıkarlar. bu yolculuktan önce tek amacı şan şöhret edinmek olan harrer, bencil, kendinden başka bir şeyi umursamayan bir adamdır. himayalar'da yaptığı bu yolculuk onun hayatını, duygusal yapısını tümüyle değiştirir.

    himalaya - l'enfance d'un chef (himalaya*) (1999)
    eski şef tinle, yıl içinde çıkardıkları kaya tuzunu satmaya giden kervanın geri dönüşünde oğlunun öldüğünü öğrenir. bu ölümden oğlunun en yakın arkadaşı karma'yı suçlar. tinle'ye göre karma şef olmak için oğluna tuzak kurmuştur. kabile ileri gelenlerinin karma'yı yeni şef ilan etmek istemelerine rağmen tinle bunu kabul etmez. eski yaşlı şef tüm lama'ların karşı çıkmalarına rağmen kervana şeflik edecek bu arada torununu da yeni şef olması için yetiştirecektir.

    cast away (yeni hayat) (2000)
    chuck noland, kişisel ve iş yaşamını saatin akışına göre kurmuş bir sistem mühendisidir. chuck'ın son derece titizlikle yürüttüğü bu dakik düzen beklenmedik bir uçak kazası sonunda ansızın kesintiye uğrar. büyük okyanus'taki ıssız bir bölgede bulunan küçük bir adaya sağ olarak çıkmayı başaran chuck burada tek başına ilginç bir yaşam mücadelesi vermeye başlar.

    vertical limit (dikey limit) (2000)
    peter ve annie dağcılık konusunda uzman iki kardeştir. babalarını dağcılık yaparken kaybetmelerinden sonra annie babasına daha yakın olacağını düşündüğü için dağcılığa devam ederken, peter fotoğrafcılığa başlamıştır. yıllar sonra iki kardeş k2 dağının ana kampında karşılaşırlar. annie dağa tırmanmak isteyen ünlü zenginlerden john vaughn'un ekibindedir. ekip tırmanışa geçtikten kısa bir süre sonra hava bozmaya başlar. fakat vaugh geri dönme çağrılarına uymaz ve teklif ettiği para ile dağcıları ikna eder. ancak beklenen olur ve dağcılar dağda mahsur kalır uzun süredir tırmanış yapmayan peter ekibini toplar ve başta kardeşi olmak üzere herkesi kurtarmak zorunda kalır. ama bu olay o kadar da kolay bir iş olmayacaktır.

    touching the void (boşluğa dokunmak) (2003)
    peru'da daha önce çıkılması sayısız başarısızlıklarla sonuçlanan, ölümcül derecede dik bir zirve olan siula grande'ye tırmanmayı amaç edinmiş iki dağcı arkadaşın öyküsü.

    the snow walker (karda yürüyenler) (2003)
    pilot olan charlie, kutba bir şeyler taşımaktadır. yere indiğinde kendisini orada hali hazırda ikamet eden ufak bir eskimo ailesi karşılar. ondan hasta olan yirmi yaşında bir kızı, şehre götürüp tedavi ettirmesini isterler. havalandıktan bir süre sonra uçak düşer ve böylece hayatta kalma mücadelesi başlamış olur.

    into the wild (özgürlük yolu) (2007)
    üniversiteden yeni mezun olan christopher mccandless, sahip olduğu her şeyden vazgeçerek alaska'da vahşi doğada tek başına yaşamaya çalışır.

    mongol (cengiz han) (2007)
    genç temuçin savaşarak esaretten kurtulur ve dünyanın yarısını ele geçiren uçsuz bucaksız moğol imparatorluğu’nun kurucusu olan cengiz han ünvanına sahip olur.

    survivre avec les loups (yaşam savaşı) (2007)
    2. dünya savaşı yılları brüksel, 1941.. nazi gestapoların yakalayıp sürgün ettikleri yahudi ailenin, küçük kızı mashi defonseca'nın anne ve babası sürgün edilmeden önce, belçikalı bir aile ile kızlarının saklanıp korunması ve bakımı için anlaşmıştır. bir süre sonra yakalanma korkusu ile mashi ailenin yanından kaçar ve ailesini bulmak için belçika'dan ukranya'ya kadar tüm avrupa'yı yürüyerek geçeceği insanın kanını donduran tehlikelerle dolu dört yıl süren yolculuğuna başlar.

    nordwand (kuzey yamacı) (2008)
    1936'da toni kurz, andreas hinterstoisser eiger'in kuzey duvarına tırmanmak için yola çıkarlar. seçtikleri güzergahı kullanmak isteyen avusturyalı diğer iki dağcı da toni ve andreas'ın peşine takılırlar ve ayak bağı olurlar. biraz sonra avusturyalılardan biri yaralanır.

    127 hours (127 saat) (2010)
    hiç kimseye haber vermeden doğada vakit geçirmeye giden aron ralston adlı dağcı bir kaza geçirir ve kolu kayanın arasına sıkışıp kalır.

    ao, le dernier néandertal (2010)
    dünyada kalan son neandertal olan ao, hayatta kalabilmek için homo sapienslerle mücadale etmek zorunda kalır.

    the way back (özgürlük yolu) (2010)
    1940 yılında sovyet rusya’ya bağlı sibirya çalışma kampından bir grup esir özgürlükleri için kaçar. 6000 km yürüyerek gobi çölü'nü, himalayalar'ı aşıp tibet üzerinden hindistan’a ulaşırlar.

    siberia, monamour (sibirya, monamur) (2011)
    sibirya'da, tayga'nın ıssız köyünde yaşlı bir adam olan ivan ile onun yedi yaşındaki erkek torunu leshia yaşamaktadır. bir gün yaşlı adam, leshia'yı kör bir kuyuda bulur ama onu çıkarmak için başarısız olur. yaşlı adam amansızca yardım arar. leshia beklediği ve bir gün geleceğine inandığı babası gibi dedesinin de geleceğine inanmaktadır.

    the grey (gri kurt) (2011)
    alaska'da petrol sondajında çalışmak için görevlendirilen bir ekip, uçaklarının düşmesi sonucu bölgenin vahşi ve ıssız bir alanında mahsur kalırlar. grubun başı olan jhon ottway, ekibin vahşi doğada aç kurtlara karşı hayatta kalabilmesi için elinden geleni yapmak zorundadır.

    into the white (beyazlar içinde) (2012)
    2. dünya savaşı sırasında, düşürülen alman ve ingiliz uçaklarından sağ kurtulan askerler küçük ve boş bir avcı barınağına sığınır. hayatta kalabilmek soğukla ve açlıkla mücadele etmek durumundadırlar.

    shal (ihtiyar adam) (2012)
    sürüsündeki on bir koyunun her birine ünlü bir futbolcunun ismini veren, futbola düşkün ihtiyar kassym, kazak steplerine erken bastıran bir kış günü hava henüz güzelken sürüsünü otlatmaya götürür ve havanın birden kötüleşmesi nedeniyle aslında avucunun içi gibi bildiği topraklarda kaybolur.

    all is lost (sona doğru) (2013)
    hint okyanusu'nda tek başına seyahat etmekte olan bir adam, teknesinin denize düşen bir gemi konteynırına çarpması üzerine bilincini kaybeder. uyandığında bilinci yerinde değildir ve kazayı yavaş yavaş hatırlamaya başlar.

    tracks (çöldeki izler) (2013)
    robyn davidson, dört deve ve bir köpekle, avustralya çölünü, alice springs'ten başlayıp, hint okyanusuna kadar 3200 km yürüyerek geçmeyi planladığı bir yolculuğa çıkar.

    corn island (mısır adası) (2014)
    gürcistan’ın batı kesiminde, büyük bir selin ardından nehirde ortaya çıkan ada üzerinde ekime uygun toprak arama çabası içinde enguri ırmağında geçiyor. filmde çok az diyaloğa yer verilmiştir. filmin baş karakterleri abhaz bir dede, onun kız torunu ve gürcü askerlerdir. dede rolünü türkiye’den ilyas salman, torun rolünü ise gürcistan’da bir köy okulunda öğrenci olan 14 yaşındaki mariam buturişvili oynamıştır. tamer levent ve ıraklı samuşia diğer oyunculardır.
2 entry daha