şükela:  tümü | bugün soru sor
136 entry daha
  • bir süre önce tapmaya başladığımı fark ettiğim kişi.

    uzun zamandır onun hakkında yazmak istiyordum ancak içimde ne kadar dil döksem de bu sessiz adamı anlatamayacağıma dair bir his engel oluyordu buna. james'in dediği gibi, ciddi bir şekilde işine bakardı ve onunla öylece sürtemezdiniz. durum böyle olunca yazıya bir ağırlık çökmesi gerekir belki, ama ben içtenliğimi bırakacağım.

    10 ocak'ta, california'da hippi bir ailenin 3. ve son çocuğu olarak dünyaya gelmiş. altı yaşında piyanoya başlamış ve on dört yaşında da bas'a başlamış. o sıralar klasik müzik, blues, jazz,country tarzı müzikler dinliyormuş ve büyük bir j. s. bach hayranıymış. herkesin hayatında bir karar noktası, bir kavşak vardır ya; bence cliff'i en çok etkileyen olay erkek kardeşinin ölmesi olmuş. daha önce de bas derslerine hep ödevlerini yapmış ve hazırlıklı gelirken -ciddiyeti ve azmiyle hocasını etkilerken- kardeşi öldükten sonra daha da bir sarılmış basa. ve kız kardeşine. cliff'in en içten, en mutlu fotoğrafları bence kız kardeşiyle olanlar, gözlerindeki şevkati okuyabilirsiniz bakışlarından. çalıştığı yarı zamanlı işteki iş arkadaşları dahil onu tanıyan herkes bu turuncu kafa hakkında saygıyla ve sevgiyle bahsediyor. entellektüel , geniş bir müzik zevki sahibi, avlanmayı, balık tutmayı, sonradan küllerinin döküldüğü topraklarda boş boş dolaşmayı, kot ceket&ispanyol paça pantolon giymeyi ve meksika yemeklerini seven biriymiş. en sevdiği grup olarak the misfitsi vermek yanlış olmaz herhde, ama her türlü müzikten zevkli olanlarını dinlediğini söylemek daha doğru olur. genel giyim tarzı itibariyle çizdiği imaj bir rock stardan ziyade kendi halinde, uyuşturucu almış bir hippi. zaten kendisi de kız kardeşi ona böyle seslenince bu sıfatı reddetmiş, sahneden indiğinde normal bir vatandaştan fazlası olmayı istememiş hiçbir zaman. mütevazi, kendi halinde biri olarak hiçbir hayranını üzmemeye dikkat edermiş ve sabahın köründe ondan imza almak için evine gelen bir çocukla takıldığı da ablasının anlattığı ayrıntılardan. james daha sonra onun hakkında 'her gün giyiniş tarzıyla dalga geçerdik ama o siktirin gidin ben böyle giyiniyorum derdi' demesiyle, göründüğünden fazlası olmak istemediği gibi başkalarının onu değiştirmesine izin vermediğini de görüyoruz.

    ve büyük bir h. p. lovecraft hayranı. hatta kirk'le ortak noktaları ikisinin de lovecraft hayranı olup sakin yapılı olması diyebiliriz. hatta ikisi de grubun yaş olarak büyük olanları. hepiniz wah pedalı kullanmadaki ustalığını ve james'in elektro gitar mı bas mı olduğunu anlamak için telleri sayması gerektiğiyle ilgili olan hikayeyi biliyorsunuzdur. grubu taşıma fikri aslında her açıdan yeni bir başlangıç olacakmış. malum o dönem birazcık karışıkmış ortalık, dave mustain lars ulrich ve james hetfield gibi yürüyen egoların bir arada durmasının ne kadar yıkıcı olabileceğini tahmin edebiliyorsunuz. grubu taşırken biraz da bunların azalacağını umuyorlarmış. metallica dave'le yollarını ayırdığında cliff aslında bunu uygun bulmuş çünkü dave'li metallicanın diğer sıradan sert gruplardan farkı olmayacağını düşünüyormuş. onun aradığıysa çok daha komplike, sert olmanın ötesinde sağlam ve gösterişli; popüler olmanın ötesinde şarkının benimsenmesi ve orada sanat yapıldığını hissetirmesi. grupta akademik müzik bilgisi olan tek kişi olarak şarkılara dokunuşu bile bir farklı cliff'in. yaptığı şey kendi gibi soğuk ve tuhaf ama tamamen tutkulu.

    ve ölüm vardı bir de. işte ben en çok da vitrüöz değil abi öldü diye ilahlaştırdınız adamı diyen tiplere gıcık oluyorum. ulan dangalak, ben demedim ki bas deyince aklına bu adam gelecek, en profesyonel o çalıyor diye. bu insanların bilmesi gereken şey bunun enstrümanı iyi çalmaktan fazlası olduğu. bu ruh. bu sahneye çıktığında turuncu saçlarından sahneye o meşhur headbang'leriyle yaydığı aura. bu duruş. teknik açıdan ne kadar iyi icra ettiği değil müziğine kattığı stil, ve sadece 24 yaşında. ben demiyorum bunu, ödülü de var. günde altı saat her gün verilmiş bir emek var basa. virtüöz dedikleriniz çalınca abi adam yapıyor diyorsun, bazen de sesin kesiliyor ama bence cliff'ten tek farkları cliff gibi ölmeyip bir 20-30 yıl daha ustalaşacak zamanları olması. ve cliff olmamaları tabii.

    nerede yatacaklarıyla ilgili kart çekiyorlar, büyük çeken istediği yerde yatıyor. ve cliff'in çektiği kart eski inanışlarda ölüm anlamına gelen maça ası, aynı zamanda en büyük olan ve ona pencerenin kenarındaki ranza yatağı -kirk'ün- seçtiren kart. daha sonra kayıtlara yolda buzlanma olduğu için tur otobüsünün kaza yaptığı geçiyor ama james'in dediğine göre şöför alkollüymüş ve birkaç mil yürümelerine rağmen buz falan da görmemişler. yine james'in düşüncesine göre otobüsün altında kalan cliff'i kurtarmak için otobüsü kaldıran görevli tekrar cliff'in üstüne düşürdüğünde cliff hala yaşıyormuş. şimdi otobüsün kaza yaptığı yerde cliff için bir anıt var. ve dediklerine göre ondan sonra yaptıkları bir sürü şarkıda onun acısı. yine çok sevdiğim ve büyük bir cliff hayranı olan jason'ı hor görmelerinde, and justice for allun sert ve keskin ritminde o var. ve james'in parmağında onun kurukafalı yüzüğü. özellikle james onu kaybedişini bir türlü kabullenemiyor, kazanın yaşandığı gün hastanede beklerlerken etrafına bakıp cliff'i göremeyince gayri ihtiyari 'cliff nerede?' deyişinin çaresizliği, 'outlaw torn'da cliff için yakarışı. 'çok sevdiğiniz birinin ölmesi ve nafile olduğunu bile bile onun yerini dolduracak bir şeyleri beklemek'

    lars'ın dediğine göre hep neyse o olmuş, ve nasıl hissediyorsa öyle davranmış. belli bir protokole oturtturulmuş ilişkilerden nefret edermiş.

    bense bu insana sadece özenmekle kalmayı umuyorum. beni bas'a başlatan, onun sevdiği her şeyi otomatikman ben de severim dememi sağlayacak kadar muhteşem zevkleri olan** kişi. çok seviyorum seni. aşkla ve hayranlıkla.

    ek: psychos'un ricası üzerine cliff'in keşfedilişi,

    james ve lars, cliff traumayla los angles'a konsere geldiğinde pulling teethi ilk defa dinliyorlar ve hayran kalıyorlar. ancak james telleri sayıyor ve bunun bir elektro gitar değil de bas olduğunu anlıyor. sonrasıysa malum cliff'i gruba sokma çabaları fakat cliff los angles'ta çalmayacağını, ancak grup san francisco'ya taşınırsa katılacağını söylüyor ve böylece olaylar gelişiyor.

    ek2: kartı tarif etmişim ancak hangisi olduğunu yazmamışım, cliff'i ölüme götüren kart maça ası*ndan başkası değildir.
47 entry daha