şükela:  tümü | bugün
892 entry daha
  • "it takes a lot of bravery to look around you and see the world not as it is, but as it should be.”

    ilk defa bir dizi/film yüzünden bu derece ağladım galiba. yüzlerce farklı film ve dizi sahnesinde gözlerimin dolduğu, duygulandığım elbette olmuştur her insan gibi ama ilk izlediğim zamanlardan beri glee'nin bir gün bitecek olduğu gerçeğiyle yüzleşmek istemezken, az önce son bölümünün son sahnesiyle beraber deli gibi ağlatmıştır.

    121 bölüm boyunca 746 performans sergilemişler, kaç kişinin hayatına dokunmuşlardır sayamayız. ben glee'e başladığımda ilk sezonun 10. bölümü falan yayınlanmıştı. -yıl 2009 ve ben lise sondayım- arkadaşlarımın şu an ki en yeni hit dizi glee, dünyayı kasıp kavuruyor, nasıl hala başlamadın? sözlerini hatırlıyorum. halbuki ilk izlediğimde e güzelmiş, müzikal olmasıyla diğer dizilere göre farklı bi açısı var, gayette eğlenceli ben buna sardırır giderim dediğimi hatırlıyorum. keşke o kadar kendine sardırıcı olmasaydı da bu kadar ağlamasaydım.

    hayatta belli biyerden sonra hiç bir kitap, dizi, film serisinin çok büyük hayranı olmadım. çok fazla dizi, film bitirdim, çok fazla kitap okudum -ortaokul ve lise yıllarım harry potter'ı binlerce kez okumakla geçti. hayatımda yaptığım halen en iyi kararlardan biridir. o dünyayla tanışmasam gerçek dünyanın sıkıcılığında boğulurdum.- ama hepsi bir yere kadar etkileyebildi. hiç biri glee kadar etkileyemedi.

    ortaokul yıllarından beri kafanızda çoğu şeyi biyerlere oturtturmaya, size öğretilen ve size aslında doğru gelmeyen bir çok şeyi birleştirmeye çalışıyorsunuz. bunları yapmaya çalışırken etrafa loser, underdog imajı çizmemek için kasıyosunuz. size diretilen yaşam biçimleri ve tabuların içinde nefes almaya çalışıyorsunuz. kendinizi keşfetmeniz değil size verilen kimliği kabul etmeniz isteniyor. size izletilen, diretilen, öğretilen herşey belki zaman zaman yeri gelip farklı olmak aslında iyidir dese de günün sonunda her film, dizi, kitap "toplum ahlakı"na yakışır öğütlerle dolu. çünkü aykırılık prim yapmaz bu dünyada.

    sonra ryan murphy denen bu adam çıkıp farkındalığın, azınlığın, dışlanmışlığın müzikle birleştiği bi dizi yapıyor. -2009&2010 döneminde amerikada bile sadece 3 state'de same sex marriage yasallaşmış haldeydi. şu an 32 state. yani işlenen konular sadece bizim değil dünyanın farkındalığıydı.-

    glee sayesinde sizin gibi farklı hisseden birçok kişiyle tanışıyosunuz, veya farklı hissetmese bile glee izledikten sonra bakış açısı birçok konuda değişen/gelişen insanlarla tanışıyosunuz. insanların kendilerini bulma, kendilerini keşfetme, kendilerine istedikleri gibi hissetme hakkını tanıdığına şahit oluyorsunuz. bunlar belki sizin etrafınızda yaşanmış örnekler olmayabilir ama türkiye'de de olsun diğer ülkelerde de glee ile ilgili geçmiş dönemlerdeki forum yazılarını takip ettiyseniz, veyahut tumblr bloglarını okuduysanız, binlerce insanın glee ile bağlantılı olarak özgüven kazandığı yazılar, videolar bulmanız mümkün. kendim dahil etrafımda bildiğim birçok örnekte buna dahil.

    ve tabi ki bu sadece lgbt ile alakalı konular değil. glee bugüne kadar, teen pregnancy, drugs, racism, abuse, down syndrome, std, mysophobia, body image&acceptance, faith/religion ... gibi sayamayacağım kadar çok konuyla ilgilendi. dediğim gibi dokunduğu hayatları saymamız imkansız.

    son 3 sezonunda gitgide kalitesinden ödün vermesi, her zaman kendine has hatta salakça bir mizahının olması ve bazen cidden saçmalaması, çok fazla storyline olmasından dolayı bazı karakterlere yeteri kadar screentime verememesi veya hikayelerini daha ilgi çekici yapamaması gibi birçok soruna rağmen glee bence her zaman insanların hayatlarında bıraktığı etkiyle ve yıktığı tabularla hatırlanacak. eğer sayılı insana bile önyargılı olmamayı, farkındalığı benimsemeyi, insanları oldukları kişi gibi sevebilmeyi öğretebilmişse bu çok büyük bi başarıdır. bana kattıklarını, sayesinde benim kendime kattıklarımı asla unutamam. bugün ki ben, bugün ki düşünce yapım ve hayat görüşümün üzerinde glee'nin müthiş bir etkisi var, iyi ki de var.

    diziyi belli bir yerden sonra bırakanlar oldu, geri dönenler oldu, hep sevenler oldu. bu anlattıklarım belki de glee izlemiş ama hiç böyle hissetmemiş kişilere değişik gelmiştir ama izleyip bu şekilde hisseden birçok kişinin de olduğuna eminim. kimimiz santana&brittany her ayrıldığında ağladık, kimimiz kurt hastaneye düştüğünde, kimimiz sam evsiz kaldığında, kimimiz quinn doğum yaptığında. nerdeyse her bölüm rachel'a gıcık olup, her yarışmada ağzı açık bırakmasına alıştık, santana'nın straight-up bitch karakterini o kadar çok sevdik ki dizinin ilk sezonunda üçüncü plan karakterken son sezonlarda rachel'dan sahne çalar hale getirdik. holy trinity'nin muazzam performanslarına biyerden sonra alışmıştık zaten.

    ama sanırım hepimiz cory öldüğünde ağladık. bugün dizinin son bölümünde olamayıp onun için yazılan storyline'ın sam'e verilmesi hepimize biraz koydu bence. 2009 bölümünde don't stop believin'de tekrar onu görmek hiç kolay değildi.

    insanların bu kadar birbirinden nefret ettiği, birbirini sevmediği, gelecekten umutlu olmadığı, yargı ve önyargı içinde boğulduğumuz, bu yüzden de insanların en saçma nedenlerle en saçma şeyleri yapabildiği bu dünyada bence glee hepimize biraz içgörü ve insiyatif kattı. bize önyargılı olmamayı öğretti. bize ne bizim bir diğerinden ne bir diğerinin bizden bi farkı olmadığını öğretti. bize özel bişeyin parçası olmanın bizi özel yapmadığını, birşeylerin biz onun parçası olduğumuz için özel olduğunu öğretti. bize asla inanmaktan vazgeçmemeyi öğretti.

    şu an aklımda o kadar çok düşünce var ki toparlayabilsem favori performanslarımı sıralar, her karakter için tek tek ayrıntılı entry girer, favori sahne ve bölümlerimi yazar, en sevdiğim alıntıları toparlarım ama bu kısmı bile zor toparlayıp yazdım imla hatalarım çok olabilir, yazdıklarım birbirinden alakasız olabilir. belli bi süre geçtikten sonra bunlarıda yapıcam ama.

    hoşçakal glee... o kadar çok hayata dokundun ki şimdiden asla unutulmayacak klasikler arasına girdin bence.
40 entry daha