şükela:  tümü | bugün
9 entry daha
  • bir hayal kırıklığı hikayesidir.

    89 yılında 5 yaşında falanım. küçük olduğumuz için sokakta oynarken göz önünden uzaklaşmamız yasak, apartmanın civarında kendimizi eğlendireceğimiz oyunlar buluyoruz. en sevdiğimiz oyun da üç tekerlekli bisikletlerle apartmanın çevresini döndüğümüz parkurda yarış. bizim apartmanın hemen yanındaki tek katlı binada da bakkal var. bakkal ile apartmanın arasındaki boşluk parkurda yaptığımız yarışın sonucunu belirleyen yer. buraya gelince bisikletten inip belimize gelen yükseklikteki basamaktan atlamamız, sonra bisikleti indirmemiz ve zaman kaybetmeden tekrar binip sürmeye devam etmemiz lazım. burası böyle kritik bir nokta olduğu için en çok gürültüyü burada yapıyoruz. zaten nalet bir adam olarak tanınan bakkal, dükkanın dibinde cıvıldayan biz çocukların sesinden rahatsız oluyor diye oyunumuzu bozmak için o araya bir duvar örmüş. duvarı gördüğümüzde resmen yıkıldık. basamağı zor atlıyorduk, bacak kadar boyumuzla o duvarı aşmamız mümkün değil. bütün çocuklar bisiklet sürmeyi bıraktık üzüntümüzden.

    bir gün akşam evdeyim, babam geldi, yemek yemeye hazırlanıyoruz, televizyonu açtık ve ilk haber: duvar yıkıldı!

    aman allahım duvar yıkılmış!!!

    "oleeeeyy!!!"

    diye bağırarak zıp zıp zıplıyorum sofranın başında. babam soruyor:

    “nooldu oğlum?”

    ben çığlık çığlığayım:

    “noolucak baba, duvar yıkılmış!!!”

    ertesi gün uyandım, bisikleti kaptığım gibi üst kattaki arkadaşların kapıyı çaldım.

    “duvar yıkılmış, yürü yarış yapıcaz!”

    bisikletleri sırtımıza attık, çıldırmış gibi iniyoruz merdivenleri. apartmanın kapısından çıktığımız gibi bindik üç tekerleklilerimize.

    “bir, iki, üç!”

    o hırsla nasıl basıyorsak pedala yüzüme çarpan rüzgarı hala hatırlıyorum. ilk köşeyi döndük, ben öndeyim, ikinci köşeye vardığımda şaşkınlıkla yavaşlayıp durdum ve kendimi tutamayıp ağlamaya başladım. duvar olduğu yerde aynı griliği ve oyunbozanlığı ile duruyordu.

    “hani yıkılmıştı?”

    dedi arkadaşım. hıçkırmaktan zor konuşabildim.

    “vallahi televizyonda yıkıldı demişlerdi...”

    elini omuzuma attı.

    “televizyona inanma olum, annem hep diyo televizyonda yalan söylüyorlar diye”

    kolumla gözlerimi sildim.

    “bi daha hiç bi söylediklerine inanmıycam onların...”

    o gün bu gündür televizyondaki haber kuşağını sevememişimdir. haziran 2013’te de televizyondaki haberlerde verilen yalanlara, manipülatif haberlere, penguen belgesellerine hiç şaşırmamış olmamın sebebi de budur.
6 entry daha