şükela:  tümü | bugün
101 entry daha
  • konser dvdlerini evinizin salonunda izlemenize rağmen sizi taa parislere götürüp o atmosfer içine sokabilen bir gruptur placebo. kraker'in de dediği gibi homofobik bünyelerin, grup üyelerinin cinsel kimlikleri nedeniyle bok atıp objektivite yoksunu yorumlar yaptığı grup öyle bir tehdit haline gelmiştir ki, her nasılsa bu homofobi sahibi insanları en fazla sahne-seyirci arasındaki birkaç on metrelik mesafeden tedirgin edebilmektedir; evet aramızda homofobik ama çok gizli ibneler vardır - evet ibne dedirttiniz sonunda, tebrik ediyorum.

    şarkılarının patriyarkal düzenin güçlenmesine hizmet etmediği ve cinsel temaların bazılarının normlara uymadığı bir gerçek olduu kadar, bir ateş grubu** olmalarından kaynaklanan açık sözlü ifade netliği taşıyan betimlemeleriyle düzenin at gözlüğü takmış, görmemeyi erdemden sayan o gözlerinin içine önyargılarını sokma eğilimini misyon edinmiş olmaları onları bu tür eleştirilerin odak noktası haline getirme nedenlerindendir başından beri.

    grup için yapılan eleştirilerde ise her nasıl oluyorsa formalist eleştiriye gönülden bağlı olduğunu savunanların yazılarında veya sözlerinde bile bir şekilde grubun cinsel kimliklerinin bir aşağılama ve hor görme materyali olarak kullanılması ise yaptıkları işin ne denli zorlu ve çoğunluğun istek/bakışlarına ters olduğuna bir kanıt olarak gösterilebilir.

    çeşitli müzik kanallarında barındırdığı uyuşturucu teması nedeniyle klibinin yayınlanmasında sorunlar çıkan special k bile aslında söz konusu kanallarda saat başı gösterilen önyargılarla (ırkçılık, cinsel ayrımcılık vs...) süslenmiş, müzikal anlamda ucuz ve basit şarkılarla kıyaslandığında masum bir aşk şarkısıdır ve fakat tabii şarkı ve grup bir zamanlar beatles'ın da başına gelmiş olan "gençlere kötü örnek olma" türevli yalan suçlamalarla pasifize edilmek isteniyordur; toplum sağlığı açısından tehlikeli(!) olabilirlerdir ne de olsa.

    tarih tekerrürden ibarettir lafının müzikal anlamda varoluşunun açılımını ise tam da bu tavırlarda görebiliriz. geçmişte 68 kuşağını, özgürlük aşığı çiçek çocukları haline getiren sistem karşıtı eserler ve sanatçılar nasıl "conformism"in önyargılarıyla eleştirildiyse, şimdi de cinsel kimlik ayrımının had safhada olduğu günümüzde placebo'nun başına gelenler aynı sistemin bir uzantısıdır. acı olan ise 60ların 70lerin o "nonconformist" müziklerine saygı duyanların placebo'ya, müzikleri yüzünden değil de cinsel kimlik özgürlüklerini doğal ve rahatça yaşamalarından kaynaklanan "nonformist" duruşları yüzünden saldırıyor olması...

    sonuç olarak tüm bu yazılanların özü şudur ki, eleştiri yapma eylemi öncelikle empati ve hemen akabinde objektivite yetisi gerektirir. placebo ise bu düzeydeki gerçek eleştirilere her zaman cevap verebilecek kaliteye sahip bir grup olarak bu tür bir eleştiri kalitesini hakediyor gibi görünmektedir bana. herkese haddini bildirmek gerekliliğine olan inancımdan dolayı diyorum ki; eğer bir sanatçıyı kimliğinden ve kişiliğinden öte bir anlamda eleştiremiyorsanız, müzikal anlamda o insana bok atmaya hakkınız da yoktur; bunu yapabiliyor olmanız doğru bir şeyler söylediğiniz veya insanları etkilediğiniz anlamına ise hiç gelmiyordur. özellikle bu başlığı önyargılarınız ve nefretinizle ve en önemlisi de saklamaya/bastırmaya/farkına varmamaya çalıştığınız ama bir türlü beceremediğiniz kimliklerinizin dışavurumlarıyla doldurmanın hiç gereği yoktur; homofobinizi kusmak veya kendinizi keşfetmek için ekşi sözlük dahilinde çevrimiçi olan başka başlıklar vardır. şöyle ki:

    (ara: homofobi*)
    (ara: ibne*)
    (ara: homoseksüel*)
    (ara: gay*)
    (ara: lezbiyen*)

    ve son olarak da kendinizi bulabilmeniz için (bkz: sözlükçülerin aslında demek istedikleri)
345 entry daha