şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
314 entry daha
  • 1.entry:

    kurtulması öyle kolay olmayan, kişiyi intiharın eşiğine bile getirebilecek olan bir illet. bundan kurtulmak amacıyla geliştirdiğim bazı teknikler var.

    1) önce kendinize bir soru soracaksınız, karşılığında iki cevap vereceksiniz. bu cevaplardan biri sizin çarpıtılmış cevabınız, diğeri ise çarpıtılmamış gerçek olan cevap.

    örneğin: mutfakta bulaşıklarım yığılmış ama ben oturmuşum bana keyif veren ama çok da yapılması önemli olmayan bir işe koyulmuşum. kendime soruyorum neden gidip o bulaşıkları halletmiyorsun?

    -içimdeki çarpıtılmış cevap: off!! o kadar çok ki saatlerce yıka yıka bitmeyecek.
    -doğru cevap: hayır taş çatlasa yarım saat sürecek.
    içimdeki çarpıtılmış cevap: off!! kesin bardak kırılacak elim kesilecek beni hastaneye kaldıracaklar.
    -doğru cevap: komik olma böyle bir şey olmayacak gibi. kendinize onu neden yapmadığınızı sorarak
    içinizde verdiğiniz çarpıtılmış cevapları çürütmek.

    2)yapacağınız işi beyninizde kesinlikle tasarlamamak. direkt ya allah bismillah diye işe başlamak.

    3)sonuca odaklanmak. örneğin yemek yapıyorsunuz, tavuk yemeği olsun bu. tavuğu pişmiş bir halde üzerinde sıcak sıcak buğusu yukarı doğru yükselirken görmek.

    4)nefsiniz ne derse onun tersini yapmak. bunu bir oyun haline getirince çok eğlenceli oluyor. bir başladınız mı çok keyifli bir hale gelebiliyor. canınız ne isterse onun tam zıddını yapmak. mesela sıcacık yatağımda yatıyor muyum, kalkıp duşa girmek gibi. bununla ilgili adamın biri şöyle yaparmış: iki kadınla çıplak seksi iki kadınla uyur onlara elini bile sürmezmiş.

    5)o anda yaptığınız işe karşı hissettiğiniz duyguya bir puan vermek. mesela ben şu an müzik dinliyorum, hissettiğim duygunun güzelliğine 10 üzerinden 10 veriyorum. ama kalktım odamı toplamam gerek. puan 9 oldu, 8 oldu, 7,6,5... derken sonra düşmüyor bakıyorsunuz aslında işin başına vardıktan sonra hissettiğinizin müzik dinlerkenki halinden çok da farklı olmadığını görüyorsunuz. hatta işin başına vardıktan sonra müzik dinlerkenki halinizden daha keyifli bir sürece dahi girebiliyorsunuz. kendinize hükmedebildiğiniz için.

    6) bunu tamamen ben buldum biraz komik gelebilir. amansız bir hastalığa yakalandığınızı düşünmek. bir kaç hafta etkili olmuştu. o bir kaç hafta içinde de epey deneme çözdüğümü hatırlıyorum, hasta hasta :) arada yalancıktan öksürebilirsiniz de öhö öhö.

    7)kademe kademe atlamak. mesela sabah tatlı uykudan uyanmak için şimdi kalkıp internete girip mesajlarımı kontrol edeceğim, sonrasında sevdiğim romandan biraz okuyacağım sonrası kahvaltım. en keyif aldığınız işten en nefret edilene doğru gitmek gibi.

    gittiğim psikolog bana david burns iyi hissetmek kitabını önermişti. gerçekten çok işe yarayan bir kitap tavsiye ederim.
    bu dertten çok sıkıntılı epey insan var,

    sizin de bununla ilgili başka çözüm önerileriniz varsa şayet mesaj kutumu renklendirmenizi beklerim. sevgiler.

    ayrıca hala devam ediyorum bununla ilgili çözümler üretmeye, araştırmaya, buldukça da buraya yazarım.

    2. entry:

    bunun çözüm yollarından biri sevmeye çalışmak. yani yapacağınız şeyi sevmeye çalışmaktır. evet resmen birgün oturacak ertelediğiniz şeyi karşınıza alacak onu sevmeye çalışacaksınız. barışacaksınız onunla. mesela ben şimdi evime temizlik yapacağım ve nefret ediyorum, ev temizliğinin bokum gibi bir iş olduğunu düşünüyorum. işte sırf böyle düşündüğüm için kaçırıyorum onu. bilmukabil o senin bokluğun diyor o da bana. şimdi ev temizliği işini karşıma alacağım ve onunla barışacağım, seveceğim onu yani daha doğrusu onu yapmayı. mesela: aman da bulaşıklarım nasıl tatlı bakıyorlar bana öyle aman da aman, şimdi onu yıkarken kendimi çok ama çok güçlü hissedeceğim, hatta saç dökülmem bile sona erecek. banyomu yıkamak ne güzel bir duygu hoopss şurda belki küçük mikropcuklar vardır ve benden kaçarak uzaklaşıyorlardır belki. şurdaki tozlar şimdi elbezime nede hoş üşüşecekler off ne zevkli temizlik yapmak orgazm oluyorum resmen gibi. sonra alacaksınız sevmediğiniz dersleri karşınıza konuşacaksınız onlarla bir bir yapacaksınız bir şekilde bu sizin hayalgücünüze kalmış. mesela ben şimdi bir yandan bunları yazarken bir yandan eşyalarımla telepati kuruyorum.
    tanım: zor iş bu procrastination, adamı maymuna çevirir.

    3. entry:
    burda dindar abilerin çok güzel tespitleri var. önyargıyla yaklaşmayın abilere bir dinleyin. sohbetlerinden birinde bu konuya da değiniyorlar ve gerçekten işe yarar şeyler söylüyorlar. sizinle paylaşmak istedim.
    https://yadi.sk/d/jadxej-tilscj

    4. entry:
    bir başka sayfa: https://www.e-motivasyon.net/…etimi-teknikleri.html

    5. entry:
    çok büyük çok korkunçlu bir acı yaşamanız gerekiyor bunun üstesinden gelebilmeniz için. benim yaşadığım acı ne kadar korkunçlu gelebilir size bilemem ama ben "hsg" diye bir film çektirdim ve gerçekten benim korkunçluluk anlayışımın ötesinde bir acıydı. hep o anım gözümün önüne geliyor ve yapmadığım üşenmediğim her iş için ondan daha yorucu, daha korkunç, daha ızdıraplı daha yorucu olamaz diyorum ve harekete geçiyorum.

    birde tabi önünüzün aydınlık olması gerekiyor. nedir önün aydınlık olması, yapabileceklerinizi net görebilmeniz. ben bunun için liste tutuyorum. onu da buradan okudum ve her daim işime yarıyor. bana hiperaktive dedi doktorun biri. bizim beynimizin ışığı keyfimizi okşayan şeyleri mükemmel aydınlatıyor, sıkıcı gelen diğer yanları tamamen puslandırıyor. tek yapmamız gereken o lambayı alıp diğer yanları da aydınlatabilmek. tabi o aydınlatılan yer karmaşık olmamalı. bunun için en güzel malzeme sıraya koymak oluyor bende. bir diğeri de oyun haline getirip çizmek. yani yapacağın şeylerin küçük bir similasyonunu gözünün önüne koyup ne yapacağını net görebilmek. umarım anlatabilmişimdir.

    edit: umarım sizin hiç canınız yanmaz.

    6. entry:
    bunla başetmenin bir diğer yolu kendi lügatınızı oluşturmak. çünkü siz o kadar çok kendinizle dolusunuz ki; zaten sorun da burda başlıyor. size hitap etmeyen her şeyi reddediyorsunuz. başkalarının yaptığı tanımları da umursamıyorsunuz kabaca. bu nedenle elinize kağıt kalem alıp içinde bulunduğunuz duruma, o an hissettiğiniz her neyse ona bir isim bulun veya numara verin. örneğin:

    2 numaralı duydurumum: en yakın arkadaşımla kavga etmem sonucunda kendimi tamamen internete kapattığım durumum. neden oldu niye oldu adım adım izlemeyi de ihmal etmeyin. gerekirse onlara da bir isim verin.

    3 numaralı şapşik duygudurumum: güzel bir kız görmem neticesinde beynimde dolaşan nahoş hayallerin bende oluşturduğu garip şekil durumum.

    tanımlar sıkıntılı olabilir, siz ona aldırmayın. kendi lügatınızı oluşturduğunuz anda en azından beyninizde bazı şeylerin düze çıktığını hisssediyorsunuz.

    edit: bir halta yaramıyor.

    7. entry:
    çok güçlü bir virüs. bulduğum tüm yöntemlere bir kaç güne kalmadan direnç geliştiriyor. inşallah tamamen yok edecek yöntemi de geliştireceğim. çalışmalarım sürüyor.

    8. entry:
    artık iyice komple teorilerine sardırdım. beynimizle oynandığını filan düşünüyorum. yoksa başka bir açıklaması olamaz bu işin. şuraya entry giren 50'ye yakın yazara bu durumdan nasıl sıyrıldıklarıyla ilgili mesaj yolladım. istinasız hepsi: "aman kardeş ne çözümü, ne olur senin varsa bir çözümün esirgeme bizden" diye yalvarma eşiğinde karşılık yolladılar. kiminin yarını sınavı var, kiminin mutfakta bulaşığı yığılmış, kiminin faturaları birikmiş... ne olacak lan bizim sonumuz!!! oğlom şuralardan bi kurtulabilseydim var ya!!

    en son aidin salih diye özbekistanlı bir kadının kitabını okudum. aslında her şey kokulardan oluyormuş. kokularla hayatımızın her alanına giriyolarmış. kıyafetlerimize, koltukaltlarımıza, halılarımıza ve bu kokular da beynimizin ayarlarıyla oynuyormuş. valla ben demiyorum. aidin salih, gerçek tıp isimli kitabında yazıyor. bana mantıklı geldi. kimyasallarla bile küçücük çocuklara saldırmaktan utanmayan vicdansızlar bu kadının söylediklerini de pekala yapıyor olabilirler.

    neyse ben şimdi dışardan papatya yoldum bolcana bu entry girerken onları kokluyorum bir yandan. beynimi fabrika ayarlarına döndürmeye çalışcam çiçek kokularıyla. siz inanmayın, ben inanıyorum.

    9. entry:
    sesinizi telefona kaydedip tekrar tekrar dinlemek çok işe yarıyor. ama hislerinizi yazacaksınız. ertelediğiniz işin olumlu yönlerinin verdiği güzel hissi bir kenara yazıp onu sürekli dinlemeniz o işi yapma hevesinizi kabartıyor. bi deneyin bence.

    10n entry:

    uzun vadede elde edilecek mutluluğu anlık mutluluğa tercih ettiğiniz için böyleymişsiniz siz. ben değil siz. bu da ne oluyormuş biliyor musunuz? şey oluyormuş, pekiştiriyormuşsunuz. neyi? mutluluğu değil tabiki ibişler, savsaklamayı pekiştiriyorsunuz. lise yıllarındaki psikoloji dersini hatırlayın bi hele. pavlov köpeğe kemik atıyor sonra zil sesi veriyordu. bir süre sonra zil sesine köpeğin canı kemik istiyor salyaları akıyordu. ve köpeğin beyninde artık zil sesi ve kemik ayrılmaz bir ikili oluşturuyordu. heh işte sizde uzun süreli ders çalışma görevini yarına ertelemeye karşılık kendinize hemen elde ettiğiniz anlık mutluluğu ödül olarak veriyorsunuz. ve beynininiz için de yarın yapılacak iş ve hemen elde ettiğiniz dürtüsel bir mutluluk ayrılmaz bir ikili oluyor. sonra savsaklama sizde iyice kronikleşiyor. şimdilik az daha oyalanın buralarda. biraz çözüm derleyip gelecem size inşallah. edit: sıfat tamlamasının arasina virgül koymuşum.

    11. entry:
    telaaam, men deldim. yine bu batlıktayım. ciddi olalım lütfen. arkadaşlar yeni bi şey keşfettim galiba bu sefer olacak. şimdi melik uyar'ın bir kitabında okudum. ama işte bizler bunu yapabilir miyiz, bunu yapabilsek zaten oturur ders çalışırız diyenleriniz olur elbet. onlar için değil bu. bu durum şöyle şimdi. bir noktaya sabit en az 2 saat boyunca bakacaksınız. ama bunu daha fazla saatlere de çıkarabilirsiniz. o süreçte beyin coşar ağlar bana ne bana ne kalksana oğlooom der sana. bazen geçmişe götürecek sizi: "hatırla sevgili o mesut günleri" diyerek, bazen de geleceğe doğru: "çocuklar inanın, güzel günler göreceğiz" diye dalacak. işte dinlemeyeceksiniz onu. kendi çalıp kendi oynasın. ne olursa olsun oturacaksın 2 saat. ben bunu inançlı biri olduğum için dua şeklinde yapıyorum. bazen de sevdiğim bir meditasyonu yapıyorum bu 2 saatlik sürede. hedefim 3 saate çıkabilmek. en son dün 2 saat boyunca oturdum bir noktada. sonrasında müthiş bir irade geliyor. başarabilirseniz kendinizi bi gözlemleyin. haydin öpücük size. edit: sonra motie uçuyor. işe yaramıyor maalesef.
371 entry daha