şükela:  tümü | bugün
9 entry daha
  • zweig'ın insan psikolojisini ne kadar iyi algılayıp yazdığına değinmeyeceğim, kendisinin akıcı ve sanatkarane üslubuna methiyeler düzmeyeceğim yalnızca şunu söyleyebilirim ki, kitabı okurken zweig'ın kurduğu her cümleyi, yazdığı her kelimeyi kıskandım. ve galiba artık yazmaktan vazgeçiyorum.

    unbekannte! ne kadar acıklı ve öksüz bir sözcük. sanki platonikliğin, henüz gençlik çağındaki bir kızın kendi dünyasının tek gerçekliği olarak düşünecek kadar büyük bir saplantıyla -belki de tutkuyla- sevdiği adam tarafından görmezden gelinmesini, tanınmamasını, adının bile bilinmemesini hatta kız için çok şey ifade eden arzu ve sevgi dolu birleşmenin ürünü olan küçük ve masum bir hayatın tüm yükünü, acısını başındaki iki harflik ''un'' olumsuzluk ekiyle sırtlanan, kadına bilinmez bir üst kimlik kazandıran hüzünlü bir sözcük. bir kadının çocukluğunu, genç kızlığını ve kadınlığını adadığı bir sözcük, bir unvan.

    kadın, her doğum gününde adama gönderdiği beyaz güllere dönmüş! yalnızca yılda bir kere kendini hatırlatan, belki de hiç akla gelmeyen merak dahi edilmeyen. kendisini delicesine büyük bir tutku ve saplantıyla seven, sevgisini yüreğine gözleri zar zor gören yaşlı bir kadının beyaz bir kumaş parçasına büyük bir zahmetle işlediği bir gergef gibi metanetle ve fedakarca işlemiş olan kadın tüm bu acının defalarca karşılaştığı, seviştiği kadını tanımayacak kadar vefasız bir adam için olduğunu bilseydi, yine de onu sever miydi?

    severdi. çünkü kadın da görünmeyeni uzaktaki bir müziği hatırlarcasına, cisimsellikten yoksun ve tutkulu bir tinsellikle düşlemişti.
199 entry daha