şükela:  tümü | bugün soru sor
11 entry daha
  • orijinal senaryosuyla beklentiyi sürekli yükseltirken bu beklentinin altında kalan, aynı zamanda the last king of scotland'ın da yönetmenliğini yapmış olan kevin mcdonald'ın 2013 yapımı filmi.

    --- spoiler ---

    post-apokaliptik distopyalar sinameseverlerin her daim ilgisini çeker. çeteler, koas, toplu infazlar ve tecavüz gibi olmazsa olmazları vardır bu türün. her ne kadar tarafları hakkında bilgimiz olmasa da, avrupa'da çıktığını anladığımız ve britanya kırsalına kadar sıçrayarak insan avına dönüşmüş olan bir savaş, pek de alışık olduğumuz bir yakın gelecek kurgusu değil. işte tam da bu noktada, kaçan hayvanlar ve fırtınayla başlayıp, nükleer bir saldırıdan bahsedilen sahnede izleyicinin merakı en üst noktaya çıkıyor. kandahar'daki artık kanıksadığımız bir intihar bombacısından ya da kerkük'te pazar yerinde patlayan bomba yüklü bir araçtan değil, ingiltere'yi ele geçirmiş işgalcilerden bahsediyoruz!

    neresinden bakarsak bakalım, ilgi çekici bir senaryosu var filmin. yalnız işte bu noktada artan beklentiler hüsranla sonuçlanıyor. daisy'nin uyumsuz ergen tavırları aşık olmasıyla beraber değişerek, yerini ağır başlılığa ve aşık olduğu kuzenine kavuşacağı eve dönmek için edindiği şaşmaz bir motivasyona bırakırken; savaşın tarafları hakkında bilgi verilmemesi bir yana, işgalcilerin ağır ingiliz aksanlı ve sivil giyimli olmaları, daisy'nin beyninde sürekli dönen ve onun hareketlerini şekillendiren komutların kaynağı konusunda herhangi bir bilgi akışına gerek görülmemesi; daisy'nin amerika'daki babası, çocuklarınsa isviçre'de güvende olduğunu tahmin ettiğimiz annesinin savaş sonrasında bile ortaya çıkmaya tenezzül etmemeleri gibi noksanları var. hikayenin gidişatında da ilgi ve merak sürekli azalıyor zaten.

    bence filmin en elle tutulur yanı, arka planda yaşanan bir savaşı fon olarak seçmesine rağmen kanla beslenmeyi reddetmesi ve vahşet pornografisinden nemalanmamasıdır. oysa ki, fırsatı varken şiddeti gözümüze sokabilir ve izleyicinin yumuşak karnına çalışabilirdi yönetmen. "benim bu hayatta tarantino olmak gibi bir amacım yok" demiş sanki. işte bunu takdir ederim. bir de görüntü yönetmenliğini es geçmemek lazım; zira ingiliz kırsalından muhteşem manzaralar yer alıyor filmde.

    --- spoiler ---
5 entry daha