şükela:  tümü | bugün
408 entry daha
  • geçenlerden herkesi ilk kez gördüğüm kalabalık bir ortamda bulunmuştum. aramızda aşk acısı çeken arkadaşlar vardı.. sürekli konuyla alakalı yorumlar yapılıyordu, aramızdan bir kadın arkadaş en sonunda dayanamadı. biraz asabice ''eeh yeter be, ne acizsiniz, sistemin size dayattığı yalnız olmamalısın mesajı yüzünden düştüğünüz hale bak, tek başınıza da güçlüsünüz tamam mı? niye birine ihtiyaç duyasınız? ezik misiniz siz?'' dedi. hemen kıza hak verdim tabii oracıkta. '''hiç lan...'' diyip dudak bükerek, uzaklara bakıyordum ki sessizliği bir erkek arkadaş bozdu.

    ''ben iyiydim ki, ben kendimi seviyordum ki, niye yalnızım diye ağlamıyordum ki. insan tek başına yaşıyor ne güzel, onda sıkıntı yok. başka his bilmiyorsun zaten. sonra birden biri geliyor, yalnız olmamayı sana öğretiyor, alıştırıyor, iki kişiliğin mükemmelliğini hissettiriyor, sonra da gidiyor.. insan önceki yaşamına dönemiyor. bildiğin şeyi unutamıyorsun. bizim isyanımız buna..'' bu sefer herkes daha da susuyor.. ortam duygusallaşıyor falan..

    çift kişilik yatakta tek kişi yatmak da böyle bi şey işte tam da.
    tek başına çok rahattır ki, çapraz yatarsın, döne döne yuvarlanırsın, yastıklardan birini bacak arana birini kollarına alır yatarsın, yorgana sarılırsın. off keyfe bak.
    sonra bi şey olur, yorganla değil o'nla ısınmayı öğrenirsin, uyanınca su istersin/su getirirsin, eşşek kadar yatağın içinde iki beden minnacık yerde kıvrılmış yatarsın, yatak alanını değil bedenleri verimli kullanım taktikleri geliştirirsin. ayak parmakların bile onun bi yerine değmiş mi diye kontrol edersin, uyuşan kolunu bile seversin, yastık niyetine bir göğüs, yorgan niyetine sıcacık ten.. nefesin niyetine nefesi.. falan filan..

    sonra yatak boşalır. derler ki ''hadiiiiiiiiii tüm yatak senin yupppiiii''
    yayılsana, çapraz yatsana, işe istersen yatağa falan, rahatsın miss..

    hıhım, rahatlık önemli.
203 entry daha