şükela:  tümü | bugün
22 entry daha
  • bir ada metaforu var yalnızlığı imleyen, bir de kaybolmak istemek aşkın usanç verici yüzünü gördüğünde. yaklaştıkça sıkılıyorsun diyor anna, uzaklaştığında ise hayal kurmaya devam edebiliyorsun. erkeklerin cinsel arzularının her daim yeni bir figüre döneceğini vurguluyor antonioni. filmlerinde gizil ve bastırılan bir cinsel istek geziniyor. kadınlar bunu öteliyor çoğu kez, direniyorlar. ama bir yandan da önüne geçilemez bir arzunun kayıp nesnesi gibiler. claudia, anna'nın kaybolmasını fırsat bilip onun sevgilisine işve yaparken alttan alta arkadaşının erkeğine sahip olma arzusu duyuyor. bu kadınsı ve kadının kadını alt etme isteminin bir görünüşü. erkekse sadece bir budala gibi içgüdülerini doyurma peşinde, kaybettiğinin yerine hemen bir başkasını koyma.

    kur yapan adamlar ve bunu kadınsı biçimde süsleyen kadınlar. kendi arzulanışlarını sündürerek hazzı salt istenme arzusuna havale ediyorlar. trendeki kadın, elinde radyosuyla kendine kur yapan adamın arzusundan hoşnut, bunun tadını çıkarıyor. bir diğeri genç ve pek de yetenekli olmadığı anlaşılan ressamın kendisini ayartmasından pek memnun. izlendiğini bile bile bu arzulanışı gösteriyor bir diğerine. anna, erkeğin kendisine düşkünlüğünü hissetmek ve hissettirmek için köpekbalığı palavrasını atıyor ortaya.

    erkek ve kadın arasındaki fark ise tam da burada: erkek arzusunu bir an evvel tatmin etmek peşinde. ele geçirdikten sonra amacına ulaştığından artık kur yapmanın bir anlamı kalmıyor. kadınlar ise, bir kez ele geçirildikten sonra naz ve işve yapamayacakları bir noktaya savruluyorlar. ama kadının gereksindiği cinsel açlığı doyurmak değil erkek gibi, kadının derdi sözler ve arzulanma sürecinin hazzı.

    anna, arzunun kayıp nesnesi (petit a)'sini temsil ediyor. ada, ıssız ve uçarı bir yalnızlık hali. erkekler seyrederler diyor john berger, kadınlarsa seyredilişlerini seyrederler.
17 entry daha