şükela:  tümü | bugün sorunsallar (7)
9674 entry daha
  • insan beyninin, neden hayvanlardan daha özel olduğu. daha doğrusu, insanoğlunun bilinçlenmesindeki asıl sebebin ne olduğu.

    hepimize göre, birilerinin içini doldurduğu kelimeleri konuşabiliyor olmamız ve bir şeyler düşünükten sonra uygulamaya koyabiliyor olmamız, bizi özel kılan şeyler. bazılarına göre ise ahlaksal tutumlarımız veya düşünebilme yetimiz, bizi hayvanlardan ayıran şeyler. öncelikle böyle düşünleri şöyle alalım;
    burdan

    peki bu ne zamandan beri böyle? neden 1000-1500 yıl önce, şuan ki yaptıklarımızı akıl edemiyorduk? cevabı hepimiz biliyoruz aslında. basit anlatımla, bilginin birikimle ilerlemesi ve gelişmesi nedeniyle.

    insanoğlunun beyni, zaman kavramı tarafından hapsolduğu için, ilk bilgiyi elimizde tutma ve birikimle ilerleme zamanlarımızı düşünmeden edemiyoruz. bu da hemen hemen, bilinen ilkel insan dönemine denk geliyor haliyle.

    atalarımıza tekrar geçmeden önce, nöronları bilmemiz gerekiyor. beyni oluşturan en temel parça olan bu sinir hücreleri, bir nevi beynin bilgi-işlem görevini görüyor. düz bir mantıkla baksak bile, ne kadar nöron o kadar akıl dememiz yanlış olmaz. insanoğlunda 86 milyar arası nöron olduğu, bilim insanları tarafından söyleniyor. başka yerlerden edindiğim bilgiye göre, birkaç hayvanın nöron sayısı ise şöyle; meyve sineği 100 bin nöron, fare 75 milyon nöron, kedi 1 milyar nöron, şempanze 7 milyar nöron.

    peki insanoğlunun kırılma noktası diye tabir edebileceğimiz, nöron sayısının artışını tetikleyen ve primatlardan gözle görülür şekilde ayrılmamıza neden olan o efsane olay ne? nedir bilgi birikimimizi elimizde tutmayı sağlayan, bilgiyi unutmadan aktarmamızı sağlayan şey?

    bildiğiniz üzere, her canlının bir gıdaya muhtaç olduğu aşikar. enerji kazanması ve yaşaması için temel şart, besin tüketmesi. şuan da doğada bulunan canlıların hepsinin tek amacı yiyecek bulmak. uzaktan bakınca kısır döngü gibi duruyor. yemeğini ye ve yaşa. işte insanoğlunun bunu yıkması şöyle gelişiyor.

    atalarımıza tekrar geri döndük. yağmurdan, fırtınadan saklanırken ormana düşen yıldırımların çıkardığı yangınları farkeden, bu farklı doğa olayını anlamlandıramayıp daha sonra çakıl taşları vb. materyallerle bunu tekrardan keşfeden atalarımız, yiyeceklerini pişirip daha yumuşak şekilde yemesiyle günümüz insanoğlunun temellerini atmıştır.

    pişirilip yenen bu yiyecekleri midenin, pişmemiş bir yiyeceğe göre daha kolay sindirebilmesi ve daha kolay enzimlerine ayırabilmesi, yani çok daha kısa sürede enerjiye çevrilebilmesi ve zinde tutabilmesi, mutheşem bir ayrıcalık noktasına getirmişti atalarımızı.

    kısa yolla kazandığı daha fazla proteinin, vitaminin beyni daha iyi beslemesi ile (bkz: sağlam kafa sağlam vücutta bulunur) (bkz: stephen hawking) öğrendiği herhangi bir şeyi, nesildaşlarına göstererek yaşamına devam etmesi, ve hatta nöronların çoğalması ile zeka yolunu açan bu olay ile, ağaç kovuklarında mağaralarda yaşamayı akıl ederek yırtıcı hayvanlardan uzak durması, öğrendiklerini alt nesillere aktarması ve onlarında, katılan bilgi üzerine bilgi katması, sırf bilgiyi elde tutmak için yazıyı keşfedebilmesi, bizi bugünkü durumumuza getirmiştir.

    düşünsenize babanız size ateşi nasıl yakacağını gösteriyor, sizde ateşin bilgisini cebe atıp, alet-edevat bulup yaşamınıza devam ediyorsunuz. tıpkı bugünkü bilginin ilerleyişi gibi. geçmişin tuşlu telefonları, bugünün dokunmatikleri. kim diyebilirdi, ateşin bunları yapabileceği.

    olaya objektif olarak bakarsak, aklımıza 1-2 soru takılması gerekiyor.

    1) atalarımız ateşin üzerinde eti pişirmeyi nasıl akıl etti ? nöral ağları yeterli miydi ?
    2) primatların etcil bir tür olmaması durumu.

    1.soruya verilebilecek yanıtımız ve konunun daha derinlemesine incelenişi için;
    burdan

    2.soruya verilebilecek yanıtımız için;
    ona da burdan
17042 entry daha