şükela:  tümü | bugün
6 entry daha
  • fotograflarda geçmişimizi tanımaya çalıştığımız bir dönem vardı. hatırlıyorum, kalın fotograf albümlerimiz vardı cilt cilt ve ona bakarak geceler geçerirdik, annem parmağını fotoğraftaki küçük-bene koyup büyümüş olan bana bakarak "bak bu sendin" derdi/der ve ekler, "nasıl bu kadar büyüdün"..mucizevi gelen şeyleri açan fotograflar. tanıtmaya çalışırdı, hatırlatmaya, anımsatmaya. kişisel tarihçim. tarihimi oluşturmaya çalışan arşivcim. sevgili-tarihçimin anlatısındaki yanlış noktaları düzelten bir tarih-profesörüne de sahiptim tabi. dallanmasın diye aşağıdaki paragrafa geçiyorum, her ne kadar fotografın amacı dallanmaksa da.

    kendmizi dışavurduğumuz instagram before/afterları var. bendim ve benim kelimelerini göstermeye çalışma uğraşı. gösteren bir parmak olmadığında bu sadece teşhirciliktir. en iyi ihtimalle flash-back'tir ama çoğunlukla o bile değildir. hikaye kaybolduğunda fotoğraf anlamsızlıktır. çölde bir arayış; bana kim olduğumu göster çünkü kaybolmak üzereyimin exposition'u. before-after arasındaki küçük şey kaybolduğunda bağ kopar ve yaşamın sonradan gelen şeyleriyle ilk öğrenilenleri arasına giren uçurum kişiye dik dik bakmaya başlar. nachtraglich'in hikayeden kopuşu onu travmatik olarak uçurumun dibine yerleştirir ve karanlığın gözlerine sahip olur kopuk parça. instagram ise korku içindeki bireyin sakinleşme çabası. ayna önünde yapayalnızlık.
4 entry daha