şükela:  tümü | bugün
7 entry daha
  • "yarabbim! ne de zavallı bir haldeydiler!

    protokolcu 'osmanlı hanedanının temsilcileri' diye ilan ettiğinde önce çelimsiz, kambur kalın ve çalı gibi aşağı sarkan gri bıyıklı bir ufak tefek ihtiyar göründü. bu generaldi*. arkasından i harfi gibi dik ancak çizgileri gri/siyah karışımı kıl yığınları arasında kaybolmuş zayıf ve sinirli biri belirdi. bu da filozoftu*. onun peşinden sakallı ve tombul yanaklı, dalgın, bakışları başka bir yerde olduğu kanısı yaratan iri yarı bir türk ortaya çıktı. bu da diplomattı*.

    üçü de redingot giymişlerdi. kafalarındaki kırmızı fesler ise matemli havalarını kaldırmıyor aksine daha da vurguluyordu.

    gaddarca bir incelikle toplantıya hakim görünen bay venizelos'un yanına oturtuldular.

    yüksek eserlerin icracısı olan pierre de fouqueres büyük bir zerafetle anlaşmanın konmuş olduğu küçük masaya kendilerini davet ettiğinde, üçü de kendi ölüm kararlarını imzalayan mahkumlara benziyorlardı.

    dudaklarından tek bir sözcük çıkmadı. imzasını nereye atacağını kestiremeyen generalin elini yöneltmek icap etti. kalem filozofun eline titriyordu ve yüzünün kıl ağı arasından bir damla yaşın aktığını farkettik. iri yarı diplomata gelince: bu dünyanın işlerinden her zamankinden daha kopmuş gibi bir hali vardı.

    infaz yirmi dakika sürdü. son temsilci de imzasını atmıştı ki görevliler salona dalıp halkın masaya yaklaşmasını önlediler. diğer görevliler de acele olarak güzel sevr yapısı mürekkepliği ve kalemleri götürdüler. herhalde hatıra toplayıcılarından korkuyorlardı.

    bay venizelos antlaşmayı istanbul yunan kolonisinin hediyesi olan nefis elmas ve yakut işlemeli bir dolma kalemle imzaladı. değerini hesaplamak olanaksızdı: ikiyüz bin frank diyenler vardı."

    -sevr'in imza töreninin bir yabancı gözünden tasviri-
    (kaynak: türk'ü dünyaya saydıran adam, orhan kolcuoğlu, yeni özgür insan yayınları, 1988 ankara)
109 entry daha