şükela:  tümü | bugün
9 entry daha
  • nabıcaz be kamil, anamız sikildi.

    önce okula başlamayı bekledik, ilkokulu bitirdik iyi bir iş için iyi bir üniversiteye gitmemiz gerektiği söylendi; bunun için de iyi bir lisede okumalıymışız.

    mantıklıydı. sonuçta peder bey 8 yaşında karşısına oturtup "oğlum ben memurum, sana bırakacak fabrikalarım yok, bu yüzden okuman lazım" demişti. 8 yaşındaki çocuğa yapılır mı lan bu?

    valide hanım ufaklıktan beri uyumlu olduğumu söyler. kendi kendimi idare ederim oldum olası. bebekken misafirliğe götürdüklerinde önüme koydukları mandallarla eve gidene kadar oynayan bi' tipmişim. kolay kolay sorun çıkarmam yani. genlerden midir nedir bi' asilik, baş kaldırma da yok değil.

    tereddüt etmeden dediklerini yaptım. mevcut imkanlar dahilinde de iyi bir performans gösterdiğimi söyleyebiliriz. "iyi bir iş" tabirinin diplomasını da aldım.

    yaş oldu 25.

    sorsan ne yaptın şu yaşına kadar diye. anlatacak çok şey var ama dişe dokunur bir sik yok derim. sadece bana mahsus bir şey de değil bu. biliyorum çoğumuzun hayatı bu şekilde. ya da ben hala mandallarla oynuyor olabilirim.

    çok farklı kültürlerden çok farklı insanlar tanıdım. okuduğum okullar, içinde bulunduğum topluluklar kusursuz bir bukalemun olmamı sağladı. elbette hep kendim oldum ama içinde bulunduğum topluluğa da uyum sağlamam gerekirdi. burjuva, kemalist, solcu, ülkücü, cemaatçi.. aklınıza ne gelirse hepsinin içinde yer aldım. kulaklarım sikilene kadar da hepsini dinlemeye özen gösterdim. her toplulukta farklı bir şey öğrendim. her çiçekten bir bal aldık yani anlayacağın.

    onca insan, onca tecrübe ve inadına gerçekçilik. mantık dışında hareket edememek.

    tüm bunları yaparken unuttuğum tek şey giden zamanın geri gelmediği gerçeğiydi. hayata dair tek pişmanlığım "zamanın geçtiğinin" farkında olmamam. son 5 senemi hatırlamıyorum desem yeridir. geleceği inşa etmek adına hayatımın en güzel 5 senesini mundar ettim. ne içindi peki tüm bunlar? iyi bir iş, iyi bir gelecek. sikeyim benim ömrümü törpüleyen geleceği. 50 yaşında rahat etsem ne etmesem ne ?

    tüm bu pişmanlığımın sebebi farklı bir ailede doğmamış olmam mı? ne olurdu yani şartların daha iyi olduğu bir ailenin evladı olsaydım da 8 yaşında o lafları işitmek yerine "anneaa bu nutella bitmiiiş" diye bağırsaydım ?

    elbette halime şükrettim her zaman, daha kötüleri düşünüp " şükür bu günümüze" dedik. çünkü öyle insanlar tanıdım ki beni çok şanslı biri olarak nitelendiriyorlardı. alt tarafı bir memur çocuğuyum oysa ki.

    velhasıl. "kader" demekten başka çare yok sonuçta. bu vaziyetin izahatini başka şekilde kelimelere dökemedi kimse.

    çok güzel günlerim de oldu yalan olmasın. hele şu aralar tabiri caizse siki taşağına denk olmak lafının vücut bulmuş haliyim.

    yani öyle gözüküyorum dışarıdan.

    külliyen yalan.

    derler ya ciğerim yanıyor diye. cayır cayır yanıyor amına koyim.

    yalan söylemek konusunda üstad diye seslenseler dönüp arkama bakarım nereden tanıdılar acaba diye. kimi zaman durumu idare etmek için, kimi zaman insanlar üzülmesin diye. sesim titremez, imkanı yok anlamaz kimse. ama dürüstümdür, yalan söylediğini söyleyecek kadar.

    ilk defa durumu idare etmek için bile olsa yalan söylememiştim lan. ilk defa sade ve sadece olayı olduğu gibi anlatmıştım. farklı değerlendirildim, belki de karşı tarafın işine geldi o şekilde değerlendirmek.

    belki de hala toyum ve yaşadıklarımdan zerre ders çıkarmamışım ki bir insana güvendim, inandım. kir göstermem sanırdım oysa ki, ama belli etmişiz bi' kere sevgimizi geri adım da atamadık.

    10 ay oldu, içimdeki ateş söndü. kendimi yaktığımla kaldım.

    şimdi deyiverin bana;

    bunca kimlik bunalımı, bunca yaşanmışlıktan sonra içimdeki canavara nasıl sahip çıkayım ?
7 entry daha