şükela:  tümü | bugün
1 entry daha
  • gregor samsa, bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığında banyoya doğru yürüdü. yüzünü yıkadıktan sonra bir bardak su içti ve aynada kendisine bakarak konuştu; "bunaltıcı düşler bitti. günaydın!" sonra çalan telefonun sesiyle irkildi. arayan varolduğu kitapları basan yayımcıydı. öfkeli bir sesle haykırıyordu. "bunaltıcı düşlerdir seni var kılan!". telefonu kapattıktan sonra düşündü. "adam haklı!". ayağının hemen yanında uyanmaya çalışan karafatmayı farketti. suya doğru ilerlemeye çalışıyordu mahlukat. üzerine bastı terliğiyle. "çıt!" sesini duyunca içini bir rahatlama hissi bürüdü...
    düşte olduğunu fark ederek uyanmak için yatağa atladı.
    ezan sesiyle uyandığında istanbul'un köhnemiş ahşap kokan havası etrafını bürümüştü. bir yandan şato'ya nasıl gidebileceğini düşünürken bir yandan martı sesleri kendisiyle konuşuyordu; "kollarını aç ve kendini rüzgara bırak". o sırada kafasına yediği terlikle bir anda gözleri faltaşı gibi açıldı. kaldığı evin sahibi "artık uyan" diyordu. "ne yatmasını bilir ne de kalkmasını bu adamda...". "la havle..." ağzından dökülürken yaşadığı dönüşüm karşısında kendisini bir böcekten farksız hissediyordu. açık televizyondan gelen reklamın dış sesi hissiyatını katlayarak artırıyordu. "şatoda ramazan konseptli ambiyans yaşayacaksınız!"
15 entry daha