şükela:  tümü | bugün
4 entry daha
  • all the real girls station agent derken garden state de amerikan bagimsiz sinemasinin olmediginin en guzel orneklerinden biri. zach braff sadece cok basarili bir oyunculuk gostermemis ayni zamanda ilk senaryo ve yonetmenlik deneyiminde oldukca yetenekli oldugunu ispatlamis bu filmiyle. film oldukca dusuk butceyle yapildigini bazi yerlerde belli etmiyor degil ama bu kesinlikle filmin genel dogalligindan, sadeliginden, gercege yakinligindan bir sey kaybettirmiyor. genelde oyunculuk cok basarili. natalie portman'i leon'dan beri ilk defa bu kadar dogal oynarken gordum diyebilirim. zach braff ise sanirim biraz auto-biyografik olan oykusundeki bas karakteri-belki de kendini-oldukca basarili canlandirmis.

    filmde herkes kendinden bir seyler bulabiliyor. cagimizin bunalimlarina, hastaliklarina, sorunlarina, streslerine oldukca varoluscu bir sekilde yaklasip kesinlikle yapay olmaktan uzak durarak, gercege sanki bizden daha yakin bir dogallik ve sadelikle akiyor film. senaryo o kadar basarili yazilmis ki, "ah iste burda seni yakaladim, sen bir filmsin" asla dedirtmiyor seyirciye. espriler cok yerinde, dogal ve abartidan uzak. itiraf etmeliyim ki filmin en baslarinda yatakta andrew'u hissiz bir sekilde tavana bakarken ve sonra banyo dolabindaki ilac koleksiyonundan-muhtemelen psikolojik ilaclar oldugunu tahmin ediyorsunuz cocugun yuzunden zaten-ilac alirken, trafikte s1k1smisken ve sonra restorantdaki isine giderken gorunce, tamam klasik bir ogrenci filmi tadinda bagimsiz dusuk butceli bir amerikan umutsuzlugu ve monotonlugu hikayesi daha geliyor dedim. ama film bundan cok daha fazla oldugunu cok cabuk kanitladi ve sonra zaten dusununce bu kliselesmis diye dusundugum her sey ne yazik ki bir cogumuzun hayatinin parcasi: sabah kalkinca ilac almak, trafikte delirmek, bir sanatci olarak sanatinda is bulamadiginda garsonluk yapmak (kendimden biliyorum) bircogumuzun hayatinin parcasi olmakla beraber aslinda olmayan bir cogumuzun-ozellikle sanatcilarin diyebilirim- da her an basina gelmesi olasi durumlar. peki neden bir film boyle baslayinca bir klise olarak dusunuyorum ki, ya da dusunuyoruz ki-bir tek ben degilim biliyorum-? zaten garden state ilerleyen zamanlarinda bir klisenin ne kadar otesinde oldugunu gosterdi bana. her ani doyasiya sanki cok sevdigim bir arkadasimin bir anisini dinlerken kafamda canlandiriyormuscasina keyifle ve empatiyle izledim.

    filmin soundtracki zaten ayri bir guzellik katti her sahneye. the shins e yapilan referanslar da yerimde hoplamadim desem yalan olur. son zamanlarin en basarili guruplarindan biri oldugunu dusundugum shins'e natalie portman'in "it will change your life" seklinde referans yapmasi beni acayip mutlu etti oturdugum yerde. ayrica zero 7, remy zero ve thievery corporation da filme ayri bir tat katti.
214 entry daha