şükela:  tümü | bugün
2 entry daha
  • ilk/orta okul yıllarımda saatlerin kendisi ile saniyesi saniyesine aynı ayarlı yapılmaya çalışılan üç-dört yerin saati vardı. bunlardan biri okul ziliydi. öğretmeni sinir etmek için bir çok öğrenci zilin çalmasına yakın sesli bir şekilde saniye sayardı. tabii ki okul zili okulu farklı olan herkes için farklı farklıydı. bu saatlerin bir diğeri ise trt saatiydi. bu saate ayarlanan saatler herkeste hemen hemen aynı olurdu. insanlar "saatin geri kalmış", "ileri gitmiş" derken saniye hassasiyeti ile söylerdi. sonra diğer trt kanalları (tv'de kanal ararken iki-üç farklı frekanstan gelen trt3'e rastlardık. yayın aynı olmasına rağmen aralarında beş saniyeyi bulan zaman farkı olurdu. bu sebeple kanallar arasında saatlerin birbirine uymadığından emin olamadık, hatta bir tek vhf bandından gelen trt1'in bize aslında kaç saniye geç geldiğini düşünmeye başladık), özel televizyonlar çıktı. saat senkronizasyonu büyük ölçüde bitti. ben kendim iki-üç senedir digiturk saatini kullanıyorum.

    trt insanların yayınladığı saate verdiği önemi kavramış olacak ki, bir kaç sene önceki bir akşam haberlerde "dünyânın kendi ekseni etrafında dönüşünde meydana gelen yavaşlama nedeni ile tüm dünyada saatler bir dakika ileri alınacak" diye bir anons yapılmıştı, ben de "vayyy beeaaa !" demiştim.

    trt'nin bir saati de ana haber bülteni'nden önce gözükürdü. 12 kadranlı, akrepli, yelkovanlı beyaz bir saat idi. o saat genelde 19:59.50 'de ekrana gelirdi. dıt dıt dıt dıııt şeklinde 20:00.00 'a kadar sayardı ve haberler başlar, nermin tuğuşlu ya da zafer x ekranda görünürdü.

    2001 yılı sonuna doğru saatini hâlâ trt1'e göre ayarlayan birisine rastlamıştım. "benim saatim doğrudur lan, tam trt1'e ayarlı" diyerek çıkışmıştı yanındaki arkadaşına.

    acabâ trt eskisi kadar hassasiyet gösteriyor mudur bu saat konusuna ?
7 entry daha