şükela:  tümü | bugün
75 entry daha
  • yeni nesil bir anne olarak tamamen katıldığım önerme.

    küçük yaşımdan beri çocuklara bayılan bir insanım. ilkokuldayken bile eve gelir önlüğümü çıkarır karşı komşumuzun bebeğine bakmaya onunla oynamaya giderdim. sonra yurtdışında da bu alışkanlığımı au pair olarak sürdürdüm ve yabancı annelerin ''cool'' duruşuna orada iyice şahit oldum. çocuğu kafayı gözü patlatıp yere düşse bile sakinliğini koruyan ''ağlayacak birşey yok bunda haydi'' diyerek sakince teselli eden, bizde olsa morarana kadar ağlayacak çocukları 1 dakikada susturup yüzündeki morluklara şişliklere gülerek pansuman yapan annelerdi. buradaki o 'çocuğumun yüzüne sinek konsa dünyayı yakarım' andavallarına karşı, çocuğunu o sinekle başbaşa bırakıp onla başetmesini öğreten annelerdi. yıllarca gözlemlediğim en önemli şey türk annelerinin çocuklarını çok ana kuzusu ve donanımsız yetiştirdiğini görmekti. türk kadını şöyle hede böyle hödö başlıklarından tiksinen biri olarak maalesef bu tespitim genel olarak hep bu şekildedir.

    geçen gün yine hamile bir arkadaş ile benzer şey geldi başıma. sürekli dünyada sadece kendisi doğuracakmış gibi davranan, doğurganlığı kendisine özgü sanan bu arkadaş ile pazara gittik. bu konuda zaten sürekli ufak sürtüşmelerimiz vardır. en sonunda anne olmanın yetiştirmeyle alakalı olduğunu bölümde hemfikir olmuşken ''evet yoksa kediler, köpeklerde anne oluyor bizim farkımız var yaneeeee'' deyip yine bütün asfalyalarımı attırmıştı. cayır cayır yanan binadan yavrularını kurtaran köpekler, annesi ölen kedileri sahiplenip kendi yavrularından ayırt etmeden bakan kediler... çoğu insandan daha iyi annelik yapan hayvanlar keşke kendisine anaçlık konusunda biraz ilham verebilseydi. neyse gittiğimiz bu pazarda yürürken yanımızdan tatlı mı tatlı bir köpekçik geçti ve o anda bin kişilik o pazarda başımdan aşağı kaynar sular döken sahneler yaşanmaya başladı ''ayyyyyyy köpeeekkk, git burdan ne işin var senin pazarda, hamileyim ben hamileeeeeeeee'' gibi anlam dahi veremediğim cümleleri içerek çığlıklar atmaya başladı. sadece ondan böyle bir tepki gelirken, herkes şaşkınlıkla olan biteni izliyordu. köpek sadece yanından geçmişti halbuki... hemen adımlarımı hızlandırıp pazarın çıkışına ilerledim. kimsenin o kişinin arkadaşı olduğumu bilmesini istemedim, gerçekten o an biri sorsa ''tanımıyorum'' diyecektim.

    velhasıl evet dostlar, özellikle yeni nesilin bu çocuk doğurmanın bokunu çıkarması sebebiyle ağızlarına ıslak odunlarla vurulması gerek. avrupada köpeğiyle uyuyan, düşen kalkan, yere düşen emziği alıp ağzına atan hanslar, stevenlar, sarahlar varken bizim burda anneleri tarafından tekmişcesine yetiştirilen muhittinler, cerensular, berketaylar...

    işin komiği bizim süper, über koruyucu annelerimizin yetiştirdikleri memur olsa büyük başarı sayılırken, orada sözde ilgisiz ecnebi analarının evlatları cern'i kuruyor.

    sözüm size genç anneler, tek doğurabilen varlıklar sizler değilsiniz. bu yazıyı okurken yüzbinlerce kadın hamile kalıyor, bir o kadarı doğum yapıyor. hepimiz aynıyız; insanız. farkımız doğuştan gelmiyor, sonradan oluyor. merhametli, sevgi dolu, mütevazi, bilinçi nesiller yetiştirin. bırakın artık şu çocuğum için dünyayı yakarım masallarını. çocuğunuzu düzgün yetiştirin yeter!
117 entry daha
hesabın var mı? giriş yap