şükela:  tümü | bugün
1 entry daha
  • "bilmem hangi semtte de görülendir" bu mu ulan yaşanmışlıklarınız? kardeşinize bakın;

    yakın dostumu evine taksiyle bırakayım istedim. onu bırakınca, "akşam akşam biraz yürüyeyim, hem kendi kendime düşünürüm" diye düşünerek, yürüme ve düşünme eylemlerine başlamış oldum. kulağımda da, loreena mckennitt ablamızın en seçme parçaları var. bu parçalardan "lady of shalott" başlayınca yağmur da başladı, ansızın.

    öyle sanıyorum ki, biri benim için "yağmur altında kalıp, üşütesin" diye beddua ederken, yanı başında bir başkası da "may god bless you, my son" şeklinde hayır dua etmiş olacak ki, tüm bu yaşananlar sırasında ayağımda spor ayakkabılarım vardı. bu avantajımı değerlendirip koşmaya karar verdim.

    ancak gökyüzünde yaşanan olaya "yağmur yağması" denemezdi tam olarak. sanki, hazreti mikail gökteki suların açık olup olmadığını kontrol etmek için, tüm muslukları sonuna kadar açık bırakmış gibiydi, aziz ankaralılağ.

    bu sayede, daha önce yağmur altında çok yürümüşlüğü bulunan bu garip şahıs(ki yağmur yağarken, izmir sokaklarında çıplak ayaklarla çok gezmişimdir), ilk defa olarak bu kadar ıslanmayı başarabildi.

    kelimenin her anlamıyla, banyo yaptım, göğün açık bırakılan muslukları altında koşarken.

    loreena babanın iki güzel şaheseri bitene dek, yirmi dakikayı aşkın bir süre boyunca evime(sıcak evim, kuru evim, beni ikide bir arayıp, elimi ayağımı birbirine karıştıran sevdiklerimin bulunduğu evim) doğru koştuğuma, tüm semt şahittir arkadaşlar(yok lan. kimse bakmıyordu). bu sayede, kondüsyonumun da öyle yabana atılır seviyede olmadığını fark ettik hep beraber*.

    artık eve yaklaştığımda gömleğim öylesine ağırlaşmıştı ki, geç saatte etrafta kimseler yok diye, sırılsıklam gömleği çıkarıp, 3. sınıf hollywood yapımlarındakine benzer bir şekilde, uzun uzun sıktım(cebindeki gözlüğümle birlikte).

    isterseniz nobranlık veya görgüsüzlük olarak tanımlayın bu yaptığımı. ama kısa hayatımda bunu da yapmış olmaktan dolayı küçük bir mutluluk duyduğumu gizlemeyeceğim.

    ta ki, eve gidip de, gömleğin cebindeki gözlüğü hatırlayıncaya dek... "tüh ulan, kesin kırıldı" diye baktığım gözlüğün aslanlar gibi hayatiyetine devam ettiğini görünce, biraz evvel donuma kadar ıslanmış olduğumu unutup, neşelendim.

    velhasılıkelam, sayesinde, orta şiddette hoş bir anıya sahip olduğum, "x tarih y mekan yağmuru/depremi" başlıklarındaki tonlarca güzide entry arasına bir tane de kendiminkini koyabildiğim yağmur oldu, bu yağmur.