şükela:  tümü | bugün
1125 entry daha
  • diger entrilerimde bahsetmisimdir ama olumunun ardindan buraya yazmaya elim gitmedi... olumunun birinci yilinda kendisini sevgi ve ozlemle anarken bana yasattigi bu degerli aniyi detaylariyla yaziyim:

    baskanligi biraktigi yil, universitedeyim, aksam haberlerde goruyoruz bir gun basbakan, bir gun cumhurbaskani, bir gun tbmm baskani, bir gun diger kulup baskanlari sirayla suleyman seba'ya veda turlari duzenliyor...

    o kadar guclu duygularim var ki... icim icimi yiyor... o zamanlar 20 yasinda olmaliyim. adam 16 yildir baskan. yani ben kendimi bildim bileli besiktas'in basinda o var. turkiye'de alem got olmus, fatih terimler, haluk ulusoylar, ali senler, aziz yildirimlar, ergun gursoylar, adnan polatlar, mehmet agarlar, ahmet cakarlar, vahap beyazlar... bu adam neredeyse peygamber misali basimizda, dimdik, en terbiyesizine karsi bile terbiyeli, ve parasiyla degil gorgusuyle, bilgisiyle basariyi yakalamis... dunyayi farkli bir gerceklik boyutunda yasayabilme sansi vermis bize adam...

    standart bir besiktas'li olarak biraz ruh hastaligi da var tabi... oturdum bir mektup yazdim. butun duygularimi dusuncelerimi kendisine olan saygimi, sevgimi... bize boylesine pis bir ortamda boylesine ozel bir ayricaligi yasattigi icin kendimi ne kadar sansli hissettigimi, kendisine ne kadar minnettar oldugumu ve bunu cocuklarima anlatacagimi... heralde bir 6-7 sayfa vardir a4 kagida... seba disinda biri okusa "ne manyaklar var" der... kendisine ulastirmak icin bir yol ariyorum. o zamanlar cep telefonlari yaygin degil bu kadar, ogrenci evindeki telefonun yaninda bir altin rehber var... ordan kulubun telefonunu buldum. aradim dedim ki "ben suleyman seba'ya bir mektup yazdim, onu ulastirmak istiyorum, besiktas'a yakinim, ama eline ulasmasindan emin olmak istiyorum, kimse acmasin, nasil yapabilirim, resepsiyona biraksam ulasir mi?". en azindan 40-50'li yaslarda bir hanim sesi, biraz saskin, "siz kimsiniz?" dedi. "ben ogrenciyim, besiktas taraftariyim" dedim. hatirlamadigim birkac soru sordu, not aldi, "tamam ben ileticem kendilerine size en uygun yolu bildiricem, bir telefon numarasi verirseniz size donus yapayim" dedi. ben geri donus yapar mi yapmaz mi ondan bile emin degilken, daha 1 saat olmadan ev telefonu geri caldi. kadin dedi ki "suleyman bey bu hafta su gun su saatlerde musaitmis, gorusmek isterseniz kendisine direk verebilirsiniz, sizi burda agirlamak da ister..."

    her aksam haberlerde basbakan, cumhurbaskani, kulup baskanlari, dernek baskanlarinin veda ziyaretlerini kabul eden adam, adini sanini bilmedigi bir ogrencinin mektup birakmak istemesi uzerine ona da ayni sekilde vakit ayirmak istiyor...

    simdi herhangi bir kulupte boyle bir sey olmasi icin heralde kulup baskanina yakin saglam bir tanidik bulmaniz gerekir... oy potansiyeli yuksek bir dernek baskani, para babasi, medya patronu, menajer, politikaci vs...

    sonrasi...

    ben ve 2 ev arkadasim, elimizde cicegimiz ve mektubumuz, kulube gittik. adam bizi odasinin kapisinda karsiladi. oturttu. uzun uzun sohbet etti. ne okuyoruz, nereliyiz... okudugumuz okulda tanidigi hocalar dersimize giriyor mu... memleketimizle ilgili bildikleri... karnimiz ac mi, yemek yer miyiz? o zaman bir sey icelim...

    yanimda getirdigim bir kartpostal vardi, onu imzalamasini istedim. kendisi "arzu edersem" bana farkli kartpostallar hediye edebilecegini, onlardan birini imzalayabilecegini soyledi. cekmecesini acti... rozetler, anahtarliklar, kartpostallar... hepimize hediye etti... fotograflar cekildik... kendisine yazdigim mektubu verdim, ama icinde cok ozel seyler oldugunu ve orda okumamasini, baska bir zaman okumasini rica ettim... kendisi icin cok degerli oldugunu, okuyup ozenle saklayacagini soyledi.

    biz adamcagizin vaktini fazla almayalim diye musade mi istesek diye dusunurken, "arzu eder misiniz size kulup binasini ve kupalari gezdirelim?" dedi. istemez miyiz, atladik tabi hemen. tek tek kupalari gezdik, hepsinin senesini, anlamini, onemini acikladi, duvarlarda cekilen fotograflar, "bu rahmetli xx abiyle..." seklinde baslayan aciklamalar ayni sekilde devam etti...

    butun bunlari muthis bir pozitif enerjiyle, heyecanla, sevgiyle yapti...

    toplamda bize bir saatten fazla vakit ayirdi, o zamanlar yeni transferlerin fotograf cekildigi turk bayragi ve besiktas bayraklarinin ortasinda ataturk fotografinin oldugu meshur yerde fotograflar cekildik. -ki bunlardan birinin scan edilmis kotu bir kopyasi yillardir -hala- facebook profil fotografimdir...-

    bizi asansore kadar ugurladi.

    ve hic unutamam, ki boyle bir seyi iyi kalpli bir roman kahramani yaratmak isteseniz ve yazsaniz okuyucunuz inanmaz, ucuz oldugunu dusunur ama gercekten oldu:

    asansorun kapisini kapatti, biz tam dugmeye basacakken geri acti, "asansor bazen fazla asagi iniyor, disari cikarken dikkat edin, ayaginiz takilmasin" dedi ve tekrar vedalasip ayrildik.

    asansorun kapisi kapandiginda asagi inerken biz 3 arkadas saskin saskin birbirimizin gozune bakiyorduk, bir sureligine hic birimiz tek kelime edemedik...
375 entry daha
hesabın var mı? giriş yap