şükela:  tümü | bugün
1360 entry daha
  • mizah büyük oranda dönemsel bir algı üslubudur. neredeyse hiçbir şey, hiçbir espri sonuna kadar, sonsuza kadar komik olmaz, olamaz. dolayısı ile de o mizahı üreten yine hiçbir zaman güldürmede her zaman aynı başarı ve verimde kalamaz. kabaca görüyorum ki, bu iş 10-20 sene arası değişen bir dönemsellik taşıyor. her mizah ve üreticisi kendi döneminde değerlendirilmeli. bu yüzden mizah onu üreten kişi ile adlandırılır. (levent kırca mizahı, nejat uygur mizahı, gani müjde, enternasyonel olarak peter sellers mizahı, woody allen mizahı vb...)

    geçmişte güldüğünüz pek çok şeye, diziye, espriye, görsele, şakaya bugün bakınca sadece güldüğünüze gülersiniz. bu muymuş dersiniz. bunun iki boyutu vardır;

    birincisi, siz değişmiş, siz olgunlaşmışsınızdır.
    ikincisi ve çok daha önemlisi mizah artık o mizah kuşağını geçmiş, güncellenmiştir. yani mizah aslında bir nevi modadır. o devrin modası olan mizaha gülünür.

    bazılarınızın yaşı müsait değil ama yurtdışına çıkmadan 80'lerden günümüze birkaç örneği hemen verebilmek mümkün.

    devekuşu kabare dönemi (zeki alasya, metin akpınar) - bugün çoklukla gülemezsiniz. hele hele hiç bilmeyen gençler için buna gülünüyor muymuş dedirtebilir.

    bir demet tiyatro dönemi (yılmaz erdoğan) - mükremin çıtır ve lafazan monologları, 90'ların ikinci yarısına damga vurmuştu, şimdi açın, şöyle bir tebessüm edebilirsiniz ancak.

    beyaz show (beyazıt öztürk) - talk show üzerine spontan espriler ve trend yaratan orjinal kalıplar. şimdi son derece yavan gelir. - diyoossuuun, bilmiyorum vb.

    nejat uygur tiyatrosu dönemi - daha çok tiyatro sahnesinde patlayan bir ustaydı. genellikle belden aşağı metaforlarla bezeli yanlış anlama şakaları ve yer yer küfürler. şimdi hiçbir geçerliliği kalmayan mizah türü.

    olacak o kadar dönemi (levent kırca) - daha çok parodi, kısa skeçler ile yürüyen, basit kurgu ve hikayeler. özellikle taklit tabanlı performanslar, mimik dolu bolca abartılı tiplemeler. günümüzde komik bulunması komik bulunuyor.

    yukarıda bir çırpıda çıkartabildiğim ve çoğaltılabilecek bu örnekler kendi dönemlerinde uzun süre mizahın amiral gemisi oldular. üretenlerini hem meşhur hem de zengin ettiler. usta olarak anılmalarını sağladılar. şunu unutmayın, kaçırmayın ve kafanıza yazın. mutlaka "dönemsellik" içinde değerlendirilmeliler. kendi dönemlerinde başarılı işlerdi. çünkü başardılar, güldürebildiler.

    bugünün penceresinden bakınca gülünmemeleri bizim sorunumuz, zamanın sorunu, ürünlerin değil. bunlara bakıp gülmeyerek "- ne kadar dandikmişler..." değil, "- köprüden ne sular akmış?" demelisiniz, "- ne kadar da yaşlanmışız?" demelisiniz.

    aynı şekilde bugün güldüğünüz cem yılmaz'lara, işler güçler'e bilmemneye de sonsuza kadar güleceğinizi sanmayın. cem yılmaz örneğin, çıkışından beri hep 1 numaradır denebilir, ama ilk gösterileri ile son gösterileri arasındaki değişimi, zamanın mizahına uyma esnekliğini görmelisiniz.

    ölümsüz hikayeler vardır, ölümsüz dramlar vardır, ölümsüz romanlar vardır, bunlara klasik denir.
    ölümsüz mizah ise yoktur.

    hiç mizah klasiği gördünüz mü? iddia edilebilir, ama çok tartışmalıdır.

    işte tüm bu gerçeklikten hareketle,

    levent kırca'yı eleştirmeyin. mizahı açısından, bugün bence de güldürme yeteneğini %95 yitirmiş olacak o kadar'ı eleştirmeyin. 1960 model arabayı bugünün f1 arabalarını referans alarak eleştirmek, yermekle aynı şeydir yaptığınız. bu dönemsellik mizahı açısından levent kırca'yı "emekli" yapar, "değersiz" yapmaz.

    levent kırca,
    allah rahmet eylesin,
    nur içinde yat.

    olacak o kadar'ın ertesi günü okulda (lisedeydik o senelerde) programı baştan anlata anlata yaşar, esprileri zenginleştirir, şakaları yürütür, canlandırır, izlediğimizden daha da çok gülerdik.

    sağol usta.
    hakkını helal et.
    güldürmek az hak değil.
515 entry daha