şükela:  tümü | bugün
3 entry daha
  • her nezarethane aynı değilmiş demek ki; ben de hepsini "soğuk" sanırdım, çünkü ben yazın da girdim içeri... dışarda ter döküyorken biz, içerde fan gibi bir şey olmamasına rağmen üşümüştüm ne biçim. kışın girdim, kışın da harbi soğuktu ama, sırtıma geçirdiğim duvarın üşüttüğü sadece vücudum değildi üstelik.

    buzdur duvarları pekâlâ, oturulacak yerler kapılmışsa, sana "mahkum oturuşu" yapmak düşer, duvar çeker, miden, bağırsağın şişer, çişin gelir, seslenirsin "çişim geldi" diye, "sktir lan, altına işe" diye bağırırlar, "çişim geldi abi" dersen, belki sevimli bir adama denk geldiysen, veya bir bayan polis warsa elinde yüzünde "temizlik" gören, açar kapıyı, işersin, iki dakika dışarıyı görürsün, belki bir tanıdık geçer; yarım saat sonra tekrar işeyesi gelen insanın hali kötü olur.

    çeşit çeşit adam gelir, kim kime ne diyecek krizi yaşanır, ani bir mevzunun ortasındaysan, hasmını da seni de aynı nezarethaneye atarlar, az önce birbirinizi öldürecektiniz, $imdi, yanyana durmak, pis pis bakışmak zorundasınız... birisinin kalantor, cüsseli tanıdığı wardır, yemek gönderir, senden kimsenin haberi yok, açlıktan rengin atar.

    sen nezarette "bir $ey söyleseler, biri gelse de 'tamam, bitti' dese" diye beklersin, polisler içerde tavla atar, mavra yaparlar, uyusan unutulacaksın, uyumasan gücün kalmamış, gittikçe daha fazla üşüyorsun. "olsun kökünüze kibrit suyu benim, 'skimde değil", der dalarsın...
13 entry daha