şükela:  tümü | bugün
126 entry daha
  • yıl olmuş 2015 geyiğini geçerek direk ciddi ciddi konuya giriyorum.

    sadece metal değil, blues'dan tutun caz'ına, hard rock'ına, progressive'ine hatta halk müziğine kadar bir ton müzik dinleyip elektro gitar, piyano ve bağlama çalabilen birisi olarak yazıyorum bunu. **

    megadeth her türlü siker aga. işin popülerlik kısmını ve james hetfield'in güçlü, benzersiz vokalini geçtiğimiz anda metallica'nın hiçbir kozu kalmıyor. (dave mustain'de iyi bir vokaldir ancak hetfield yanında sönük kalıyor doğal olarak.)

    ilk defa metal müzik dinlediğim zamanları hatırlıyorum. daha ortaokuldayım. arkadaşımdan aldığım sagopa kajmer şarkılarını winamp'a atıp atarlı, melankolik ergen tadında dinliyorum. rezilliğim diz boyu yani ancak bende suç yok. bütün çevrem öyle. zengin mahallesinde, entellektüel insanların arasında büyümemişim ki. kenar mahallesinin çelimsiz, çakma adidas t-shirti ile gezen kafası 3 numara bir apaçiyim resmen.

    sagopa'yı tek tek dinliyorum. içimden ulan vay be müzik budur diye geçiriyorum. hayatımda daha ne bach, ne mozart biliyorum. bir anda şarkı değişti ve aradan mi-sol-si-mi-si-sol-mi arpeji geçti. kitlenip kaldım resmen. şarkıyı dinlemeye devam ediyorum. tahmin edeceğiniz gibi nothing else matters. şaftım kaymış halde büyülenmiş gibi dinliyorum. hayatımda ilk defa melodiyle vokalin bir gitmediği, armonik bir şarkı dinliyorum. sanki renksiz televizyondan renkliye geçmiş gibi. hemen winamp'ı açtım sanatçıya baktım metallica. içimden öncekinin tam tersi olarak vay amk diyorum bu müzikse sagopa ne? kendi kendime küfür ediyorum. hayatımın aydınlanmasını, beni konservatuvar okumaya itecek kadar bir dönüm noktasını yaşıyorum.

    oturdum hayvan gibi kotalı internetle evde metallica araştırıyorum. şarkıları tek tek dinliyorum. mest oluyorum. bütün diskografisini indiyorum. kotanın anasını sikiyorum. tek tek dinliyorum hepsini. her şarkıda daha çok seviyorum.

    her neyse araştırmalarıma devam ediyorum. internette bir megadeth vs metallica geyiğidir dönüyor. nedir bu megadeth araştırmasına giriyorum. bir tane şarkısını açıyorum. şarkıda dave mustaine direk vokalle giriyor. bu ne lan yarrak gibi vokal deyip geri kapatıyorum. o sıra zırt pırt kotayı aşmaya peder dayanamıyor eve sınırsız internet bağlatıyor. ben torrente nasıl koyduysam megadeth diskografini de koyuyorum. üzerinden yaklaşık bir yıl geçiyor. ben lise'ye başlamışım. artık yeni arayışlara girmem lazım. metallica sıkmaya başladı. müzikal açıdan aç bir haldeyim. araştırmalarım sonucu rust in peace albümünü farkediyorum. aa ben bunu indirdiydim deyip media player kütüphanesinden açıyorum.

    ilk şarkı holy wars. gitar makineli tüfek gibi bir giriyor neye uğradığımı şaşırıyorum. daha önce hiç dinlemediğim birşey. ustaca yerleştirilmiş kromatik gam, ritim gitar başlı başına bir olay zaten. hayatımın 2. aydınlanmasını yaşıyorum. solo gitar girdiği anda kulaklarını dikmiş kedi gibi kas katı kesiliyorum. evet, sahnede gitar konusunda idolüm saydığım bir müzisyen marty friedman. şarkı yağ gibi akıp gidiyor. deli gibi bütün albümü mustaine vokaline aldırmadan soluksuz dinliyorum.

    albüm bitiyor. dudaklarımdan şu kelimeler dökülüyor: metallica'nın götüne koyayım.

    megadeth ile tanıştıktan sonra elektro gitar çalmaya karar veriyorum. sırf holy wars'ın ritim gitarını çalmak için haftalarca uğraşıyorum. sadece o şarkı bile benim için mihenk taşı gibi birşeydir. sonra hızımı alamayıp solosuna çalışıyorum. sanılanın aksine yine bir marty friedman klasiği klavyede dikeyde değil de yatayda arpegio çalma olayını, komaya kaçan, kayan bendler yapmayı çakıyorum. parmaklarımı gere gere klavyenin başından sonuna sağda solda sweep atıyorum. lisede 8 kg taşşak sahibi oluyorum.

    yine marty reyiz sayesinde jason becker ile tanışıyorum. hayatımın 3. aydınlanması. elektro gitara aşık oluyorum.

    şimdi kendimi blues'a verdim tabi orası ayrı. eski washburn heavy metal serisi gitarımı duvara astım mapple klavye stratımla takılıyorum. ancak inkar edemediğim bir gerçek var ki gitar hakimiyetimin ve sevgimin %90'ını megadeth ve beni tanıştırdığı marty friedman'a borçluyum.

    insan hiçbir şey bilmese bile bir bakar, şunu çalan adam hangi grupta diye.

    özet geç piç diyenler için: megadeth sadece bir gruptan öteye metal müzik türünde bir mihenk taşıdır. sürekli alışılmışın dışında şarkılar, çok iyi müzisyenlerle çalışmaları dolayısıyla olması gerek. megadeth şov yapmaz. megadeth daha önce yapılmadık şeyler yapar, ters köşeye yatırır.

    işin müzikal boyutuna gelirsek megadeth şarkılarına, özellikle rust in peace albümüne kalitesiz, çok sıradan diyen çarpılır kalır yemin ediyorum.

    ayrıca ben bu iki grup arasında deney bile yaptım. daha önce ne megadeth ne de metallica dinlememiş birisi buldum. kendisi de bağlama çalıyordu ve müzisyen.the doors falan da dinlerdi.

    ağır metallica fanı bir arkadaşımla iddalaştık. hangisi daha iyi diye. deneğe ben megadeth'in en sevdiğim şarkılarını, arkadaşım da metallica'nın en sevdiği şarkılarını kulaklıkla dinletti. doğal olarak iki grubunda en başarılı şarkıları.

    megadeth dinledikten sonra deneğimiz kulaklığı çıkartıp aynen şöyle dedi "abi adamlar çok iyi! hele sololar keman taksimi gibi."
70 entry daha