aynı isimde "bird box (film)" başlığı da var
şükela:  tümü | bugün sorunsallar (3)
6 entry daha
  • bir oturuşta bitirdiğim josh malerman'ın ilk kitabı.

    orijinal ve sürükleyici bir konu, heyecanı aralıksız dorukta tutan bir anlatım tarzı. bu sene okuduğum en güzel kitaplardan biri fakat çeviri için maalesef aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. aslı hanım çoğunlukla direkt çevirilere yüklenmiş ve yer yer konuya hakim olmadan, ne anlıyorsa öyle çevirmeye çalışmış. eski bir çevirmen olarak kitabın hakkı daha iyi bir çeviriydi diye düşünüyorum.

    kitap hakkında düşüncelerime gelecek olursak;

    --- spoiler ---

    öncelikle konuyu iki farklı açıdan ele almak gerekiyor. birincisi, yaratıkların ne olduğunun ya da nereden geldiğinin açıklanmaması çok yerinde bir karar çünkü konu yaratıklar değil, bunların bilinçli ya da bilinçsiz sebep olduğu yıkım karşısında insanların içine girdikleri yaşam mücadelesi. konunun içinde de işlenen insanın düşmanının yine insan olması durumu söz konusu. zaten dikkat ederseniz, yaratıkların kimseye zarar verdiği yok. insanlar (ve diğer hayvanlar) ya kendilerine ya da birbirlerine zarar veriyorlar. dolayısıyla, yaratıklar aslında hikayenin merkezinde bile değil. bu yüzden kabaca bile olsa tanımlanmamaları, nereden geldikleri ve olaylarının ne olduğu konusuna açıklık getirilmemesi çok isabetli bir karar.

    ikincisi ise, ana karakterin yaşadığı dönüşüm. tom'dan aldığı güce anlam veremeyen okurlar da bu açıdan bakarlarsa açıklayıcı olabilir. malorie olayların başlangıcına kadar gayet sıradan, pek de güçlü olmayan, hassas, ailesinin desteğine ihtiyaç duran bir karakter. evinden kaçıp diğerlerinin yanına sığınma çabasından da anlıyoruz ki, olayların üstesinden tek başına gelebileceğine inanacak karaktere ya da donanıma sahip biri değil. işte bu durumdaki bir insanın tom gibi bir liderin kanatları altına sığınması şaşırtıcı değil. tom sadece malorie'ye değil, evdeki diğer herkese de liderlik eden bir karakter. bu açıdan, malorie'nin zor şartlar altında tom'u kendine rol model belirlemesine şaşırmamak lazım. kendisi doğum yaptığı dakikaya kadar sürekli bir gelişim içinde ve doğum sırasında gelişen olaylar da karakterin kozasından çıkıp bambaşka bir yapıya bürünmesine yol açıyor. doğum da zaten bir yerde bunun alegorisi gibi. kendi başına hiçbir şey başaramayacak oldukça hassas bir insan, dört sene boyunca iki çocuğu tek başına, hem de korkunç bir katılıkla büyütebilecek bir insana dönüşüyor bir anda. bu açıdan her fırsatta tom'un hatıralarında kalan lider yönüne sığınması anlaşılır bir durum diye düşünüyorum.

    atmosfere diyecek söz yok. yazar çaresizlik halini o kadar güzel yansıtmış, bilinmeyene duyulan korkuyu o kadar başarılı vermiş ki, okurken cidden geriyor. kuyudan su çekme bölümü kitabın zirvesiydi sanırım. hiçbir kitabın hiçbir bölümü beni o bölüm kadar germedi.

    hakkında olumsuz yönde tek eleştirim karakter gelişimlerinin çok sınırlı tutulmuş olması olabilir. tom ve malorie hariç diğer karakterlerin geçmişlerini bilmiyoruz desek yeridir. çok fazla karakter var ve bunları birbirinden ayırt edici fazla unsur yok. daha az karakter sayısı ve daha fazla karakter gelişimi okuyucunun karakterlere daha rahat bağlanabilmesini sağlayabilirmiş diye düşünüyorum.

    --- spoiler ---

    özetle, çok güzel kitap. gerilim türüne meraklıysanız alın okuyun efendim. ayrıca filminin de yapım aşamasında olduğunu, çok güzel bir yazar ve yönetmene emanet edildiğini de ekleyeyim.
41 entry daha