şükela:  tümü | bugün
15 entry daha
  • kendisini veya kendisi gibileri görüp anlamadan
    amerika birleşik devletleri'ni gördüm dememek gereken,
    manhattan'a yaklaşık 20 km. mesafede nadide bir yerleşim. uyuşturucu, fuhuş, fakirlik, sefalet merkezi şirin belde.

    manhatton'da 7. cadde 41'in oralardan kalkan minübüslere yaklaşırken,
    latin amerikalı değnekçiler "gel abi gel kalkıyor" diye bağırırlar. paniğe kapılmayın.
    geçin oturun sakince. kısa zamanda minibüs dolar ve yola çıkarsınız.
    tabi yolda şöförün para üstü alıp verirken ki beceriksizliği bir istanbullunun derhal dikkatini çeker. ölçüsünde bir müstehzi gülüşle bunun keyfini çıkarın.
    sonra minibüs sizi alır holland tunneldan geçirir, nehrin diğer tarafından main streete çıkarır.

    ve kuzey amerika'da en yüksek suç oranlarından birine sahip olan paterson'a hoşgeldiniz.
    burada gram ingilizce bilmeden hayatınızı sürdürün.
    en çok konuşulan 1. dil zannnederim arapçadır. 2. türkçe. 3. ispanyolca.
    main streetin gould avenue ile kesiştiği yerde şişmanca bir türk abimizin işlettiği yerin adı nick's place idi (nick'in yeri). bu isim olayı böyle olabiliyor. paterson'da hüsnü isimli mobilyacı da amerikalı müşterileri arasında henry diye anılırdı. dükkanının adı da tabi henry's custom cabinetry.
    nick'in yerinde oturup kamuya açık iç mekanda sigara eşliğinde blueberry juice içebilir ve bol miktarda fenerbahçe galatasaray geyiği de yapabilirsiniz.
    bakkalı manavı pidecisi berberi ve lokantası ile türk esnafın diğer hizmetlerini saymıyorum bile.
    çok özlediydeniz, kahvehane bulmak da mümkün tabi.
    oturun eskişehir üzerinden gelmiş kafkasya kökenli türklerle okey oynayın ve amerika'daki günlük hayatınıza fikirtepe tadında türkiye'de bıraktığınız yerden devam edin. yani eğer isterseniz, bu mümkündür manasında. tabi yurt dışında yenen döner gibi tadı hep biraz farklı olur. ama küçük nüanslara takılmayacaksınız artık. hem kafkas türkçesi lehçelerinden birini de öğrenirsiniz zaman içinde.
    ayrıca içlerinden biri bu dünyada gördüğüm en delikanlı çocuklardan biridir. onu bulacak kadar şanslıysanız müthiş bir dost kazanırsınız.

    gecenin bir vakti yalnız başınıza
    main streetten güneye, clifton'a doğru yürüdüyseniz, bunu ona söylediğinizde karşınızdaki korku ve şaşkınlıkla büyüyen gözleriyle "bir daha sakın bunu yapma" der. buralarda yeni olduğunuz için yapmış bulundunuz zaten. bir daha da yapmazsınız.

    bahse konu yoldan devam ederek, garden state parkway'ın altından geçtikten hemen sonra
    sağa dönerek ulaşacağınız sokak üzerindeki pis ev ise,
    2000 lerin başındaki 1800$ aylık kira bedeliyle
    muhtemelen yeryüzünün fiyat kalite bakımından en kötü kiralık evidir.

    edit : imla
134 entry daha