şükela:  tümü | bugün
128 entry daha
  • canım felsefeye "bilim" denmiş, gözümün çiçeği tarihe "bilim" denmiş, insan soyunun yarattığı en yüksek soyutlama düzeyi olan matematik için "bilim" denmiş şu başlık altında... bunları diyenler, bir de "en önemli bilim hangisi?" diye ahkâm kesmişler yahu! daha neyin "bilim" olup olmadığından habersiz bu insan, ama kendinde bu konuda ahkâm kesecek cesareti buluyor? ben kafamı nerelere vursam acep?

    her şey felsefeyle başlar, o sebeple başımızın tacıdır, ama felsefe bilim değil, disiplindir disiplin! aklınız sıra bilim "yücelik" konusunda öyle biricik ki, saygı duyduğunuz her şeye "bilim" demek zorunda hissediyorsunuz kendinizi. efendiler efendiler, bir şeye saygı duymamız için onun bir "bilim" dalı olması gerekmez. felsefe, tarih ve matematik, diğer bilimleri doğuran, onların yapılmasını sağlayan üç yüce disiplindir ki, onlara "bilim" denmesi ancak onların kapsayıcılığını, tabanını daraltmak anlamına gelir. bilakis, bilimler bu disiplinlerden doğarlar. arz ederim.

    tanım: hangisi denirse densin, ancak böyle koftilerin alaka göstereceği sidik yarışına malzeme olan bilim dalıdır.

    hamiş: bir de neden interdisciplinarity, "interdisciplinary studies" gibi terimler var, niçin "bilimlerarası" değil de "disiplinlerarası" denmiş diye bir düşünün isterseniz. ayrıca matematiğin ısrarla bilim olduğunu iddia edenler matematikte uzay, dünya, hayvanlar, insanlık, toplum vs. konularda hangi sorulara cevap aranıyor, hangi hipotezler kurulup deney ve/veya gözlem yapılıyor bana bir anlatabilir mi? bir de tabii mantık ve matematiği tanımlamak için niye "bilim" değil de "formel bilim" tanımlaması geliştirilmiş, haberleri var mı acaba? saygın olan her şeye "bilim" demek zorunda değilsiniz arkadaşlar, merak etmeyin, bir şeyin değerli olması için illa "bilim" olması gerekmiyor. zahmet edip birazcık bakınsanız birçok matematikçinin de matematiği bir "dil" olarak tanımladığını göreceksiniz aslında.

    hızımı alamadım eklemesi: şurada fizik için "en önemliii" diye bağıranlar hasta olduklarında o hastalığa iyi gelecek bir ilacın üretilmesini sağladığı için kimyayı "en önemli" görebilir, dünyada kıtlık başlayınca da ziraat bilimlerinin önemini kavrayabilirler. "en önemli" gibisinden sidik yarışları bu açıdan manasızdır, çünkü neyin önemli olduğu da ihtiyaçlara, bakış açısına, kısaca konjonktüre göre değişir. ha ama fizik gerçekten şahane, o ayrı...

    "bilim nedir?" eklemesi: mesajlar vasıtasıyla dün birçok kişiyle konuşmuş oldum. biraz da burdan ekleyeyim de, toptan cevap olsun. niçin her "düşünme" faaliyeti bilim olmuyor? "bilim"den kasıt nedir? ister doğa bilimleri olsun ister sosyal bilimler, bilim (sırasıyla) "olan"a bakar ve onun "niye, nasıl, neyden dolayı" olduğunu açıklamaya çalışır ve bir illiyet bağı arar ve bu esnada normatif bir duruşu yoktur. neden sonuç ilişkisi içinde tutarlı ve bütünlüklü bir hipotez ortaya atar, sonra uygun gelen yöntemler içinden birini ya da birkaçını seçerek bu hipotezi doğrulamaya-yanlışlamaya uğraşır. örnek vermek gerekirse, "neden yağmur yağar?", "neden yıldız kayar?", "neden devrimler patlak verir?", "neden bazı insanlar sosyopata dönüşür?", "neden insanların tırnakları uzar?" gibi soruların hepsinin ortak noktası, uzayda/doğada/toplumda/insanda halihazırda varolan şeyleri anlama ve mümkünse açıklama çabasıdır. "dünyadaki en iyi yönetim türü hangisidir?" sorusu bilimin konusu değil felsefenin konusudur misal, çünkü bilimin "iyi-kötü" gibi değer bildiren yargılarla işi olmaz. bilim araştırma ile yürür, araştırma da bir çıkış sorusu ile başlar, o soruya yönelik bir öneri ortaya atılmasıyla devam eder ("x oluyor çünkü y" gibi), hipotezin test edilmesiyle (ki burada asla sadece deneyi kastetmiyorum, bilimsel yöntemler çeşit çeşittir ve her araştırma için hangi yöntemin kullanılacağı konuya yönelik belirlenir) sonuçlanır. matematiğin bir "bilim" olmamasının sebebi de aslında burada yatar: matematik doğaya, uzaya, insanlığa dair sorular sormaz; "bu niye böyle oluyor?" demez, "böyle oluyor çünkü şundan şundan dolayı" diye önerme ortaya atmaz ve buna yönelik bir araştırma yürütmez. ama elbette fizik, kimya yahut istatistik içinde bir araç olarak bilimin en büyük yardımcısıdır. ancak buradaki "araç" rolü, onu "olana bakan, neden-sonuç ilişkisi arayan, önerme ortaya atan" haline getiremez. kendi oluşturduğu kurgusal dünyada, kendi dilinde, kendi sembolleriyle konuşarak yaşar matematik. doğaya, insanlığa, şuna buna dair bir "anlama-açıklama" çabası görmeyiz onda; zira onun kendisi bile "doğada" değil, insan imgeleminde vardır. boşuna "insan soyunun yarattığı en yüksek soyutlama düzeyi" demiyoruz onun için.

    son olarak, tarih için neredeyse kimse "bilimdir bu" diye itiraz etmedi, ama felsefe ve matematik için ısrarla "bilim buuu" çığlıkları atılıyor, çünkü onlar nasıl olur da bilim "merhalesine" layık görülemez diye deliriliyor. o kadar acayip ki, bilim sanki bir "anlama çabası" değil, layık olunan bir merhale! bakınız bu bilimi düpedüz fetişleştirmektir. yahu bilim olmayan ve saygıdeğer pek çok şey var, edebiyat gibi, sanat gibi... niçin felsefe ve matematiğe "bilim değil" dediğimizde "saygıda kusur etmiş" insan muamelesi görüyoruz, "tiz kellesi vurula" diye koşuluyor? nedir bu bilim fetişizmi? bilimler felsefeden ayrışmış, felsefenin içindeki bilimsel nüveler gelişmiş ki kendi başlarına birer dal olmuşlar artık; bin yıllar önceki gibi hem matematik, hem fizik, hem siyaset bilimi, hem ahlak felsefesi yapan "filozof"lar devrinde yaşamıyoruz yahu! bilim yapmak istiyorsan buyur, hangi dalı ilgini çekiyorsa çalış. matematikle ilgilenmek istiyorsan gene başımın üstünde yerin var. ama rica ederim yetsin artık şu bilim fetişistliğiniz. çocukluğumdan beri felsefeye ilgi duyar ve iştigal ederim, ama onu "kıymetli" göstermek için "en birinç biliiim" deme ihtiyacı hiç duymadım. ifa ettiğiniz düşünsel eylemi değerli bulmak için illa onu "bilim" diye etiketleme ihtiyacı duyuyorsanız, illa "en birinci" ilan etme gereği hissediyorsanız, o gerçekten sizin probleminiz.
46 entry daha