şükela:  tümü | bugün
21 entry daha
  • ne yazık ki ne anlama geldiğini hiç mi hiç bilmeyen kişilerce üzerine yorum yapılan bir ilke.

    kadın beyanı esastır= "kadın, 'bu adam bana tecavüz etti' derse, adam hemen hapse atılsın demektir" --> hayır, değil.

    kadın beyanı esastır= "kadın her zaman haklıymış gibi sunmaktır" --> hayır, değil.

    kadın beyanı esastır= "feministlerin uydurduğu bir şey" --> hayır, değil.

    kadın beyanı esastır= "bu laf, masumiyet karinesiyle çelişiyor." --> hayır, çelişmiyor.

    peki ne demek bu laf? ne anlama geliyor? "esas" ne demek bir kere? "esas", hüküm anlamında kullanılmıyor "hukuk dili"nde, "başlangıç" anlamında kullanılıyor. yani "böyle beyan edildiyse kadın kesin haklıdır," anlamına değil, "savcının soruşturma başlatması için kadının şikayet etmesi yeterlidir," anlamına geliyor.

    şimdi belki diyeceksiniz ki, "yahu, bu tarz bütün suçlar zaten şikayete bağlı suç, hırsızlık da, kapkaç da şikayet edince soruşturulmaya başlanıyor, bunun farkı ne?"

    farkı şu: dava açılabilmesi için savcıda yeterli şüphe kanaati oluşması lazım. yani siz şikayet edersiniz de, savcı eğer "valla ben yeterince şüphelenmedim" derse gayet sizin talebinizi reddedebilir, dava mava açmayabilir. eee, o zaman ne olacak? olan şu, bilhassa anadolu'da kötüleşen oranlarda, birçok savcı kadınların şikayetlerini "yeterli şüphe yok" diye geri çeviriyor. taciz ve tecavüzde hukuk yoluyla hakkınızı aramanın önüne geçiliyor erkek savcılar marifetiyle. eh, bu toplumun her yeri erkek egemenken herhalde bu toplumun içinden çıkan tüm savcıların çok ileri zihniyetli, çok modern, çok eşitlikçi olmaısnı beklemiyorsunuz?

    bunun ikinci kanadı da karakollar, polisler. bildiğiniz gibi şikayet illa savcıya değil, polislere de yapılabilir. ama sağolsun erkek egemen toplumun ataerkil polisleri, kadınlar şikayete gittiğinde onların şikayetlerini ciddiye almıyor. kocası tarafından tehdit edildiği, şiddet gördüğü halde korunmayıp öldürülen kadınlar; tecavüz için şikayete gittiğinde "kendi isteğinle mi buluştun? alkol almış mıydınız?" gibi mağduru suçlamaya yönelik sorularla bezdirilmeye çalışılan kadınlar bu ülkede yaşıyorlar maalesef. polisler kadınların şikayetlerini dikkate alacakları yerde onlara kendilerini değersiz ve kirli hissettiriyor, "dişi köpek kuyruğunu sallamazsa" muamelesi yapıyor ve onları şikayetten vazgeçirmeye uğraşıyor. kadınlar şikayet edemediğinde de dava açılamıyor. zaten karakol kısmını atlatabilseler bile, bir üstte bahsettiğim gibi, savcıyı "ikna" edebilmeleri gerek. eğer dilekçeleri ataerkil/dinci/gerici/cinsiyetçi bir savcıya denk geldiyse, dava açabilmek için bile bir ton uğraşmaları gerek, ki böylece "hakimi ikna etme" noktasına gelebilsinler... sürekli bir "bölüm sonu canavarı" var yani...

    şimdi buraya kadar okuduysak, "kadın beyanı esastır"ın, "kadın böyle bir şikayetle geldiyse, bu şikayet, soruşturma açılması için yeterlidir," anlamına geldiğini de kavramış olmamız lazım. buradan da anlayabileceğiniz gibi, olayın ne masumiyet karinesiyle alakası var, ne ispat yüküyle, ne hapisle...

    bundan sonrası için sözü hukukçulara bırakayım. (alıntıladığım yazının linki sonda, üşenmeyip yazının tamamını okursanız hem kendiniz adına bilgilenmiş olursunuz, hem de yalan yanlış şekilde çarpıtarak başka insanları yanıltmamış olursunuz.)

    ---------------------------------------------------------

    "beyan, şikâyete bağlı suçların tümünde esastır. ceza muhakemesinde temel olan re’sen araştırma ilkesi iken bazı suçlar bakımından şikâyet öngörülmüştür. bu suçlar arasında vücut dokunulmazlığı, özel hayatın gizliliğinin ihlali, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma sayılabilir. şikâyet savcılığa yapılabildiği gibi karakola da yapılabilir. ancak karakolun kadınlar için pek güvenli bir yer olmadığına şahidiz. genellikle kadınların şikâyete gittiklerinde suçlu konumuna düşürüldüğü ve hak arama yerine uzlaşmaya teşvik edildiğini biliyoruz. uzlaşma bir çözüm yöntemidir ancak mağdurun uzlaşmak zorunda kalacağı koşullar altında değil! şikâyetinde kararlı bir kadın, uzlaştırma girişimlerini aşıp, yargısal yola devam etmek istediğinde ise “yeterli şüphe” konusu gündeme geliyor. çoğunluğu erkeklerden oluşan yargı ve kolluk sisteminde savcı nazarında yeterli şüpheyi yaratmak da ayrı bir engel.

    örneğin kocası tarafından tecavüz edilmiş bir kadın hayal edelim: ne kadar sıklıkla oluyor bu farkında mısınız? polise gidiyor. durumu anlatıyor, polis diyor ki “koca karıya tecavüz mü edermiş, olmaz öyle şey, aynı evde yaşıyorsunuz zaten kadın, ne tecavüzü, aklını başına devşir!” tutanak tutulmuyor, kadın eve yollanıyor. fakat kadın kararlı. savcılığa gidip şikâyet edecek. hazırlıyor şikâyet dilekçesini sunuyor. evine dönüyor. savcı eline almış, bakıyor ve “karı koca arasında tecavüz mü olurmuş? yeterli şüphe yok, zaten böyle bir şey mümkün değil” diyor ve takipsizlik veriyor. şimdi bu savcıya sormak gerekir: yeterli şüpheyi neye dayanarak görmedin? hukuki olarak mı yeterli şüphe yok, delil mi yok? hayır bunlar değil tabii ki. burada yeterli şüphe, savcının yeterli şüphesidir. savcı, bir kocanın aynı evin içinde yaşayan kadına tecavüz etmesinin suç teşkil edebilme ihtimalini baştan kabul etmemektedir. dolayısıyla burada hukuktan, siyasetten değil, tam olarak bir erkeğin, bir kadının uğradığı mağduriyeti kavrayışıyla ilgili bir sorun olduğu görülmeli. erkek savcı burada hukuki bir süreci ya da hukuki verileri işleme koymaz, onun yerine taşıdığı bin yıllık erkek algısını, kadının muhtemel hukuki sürecine yansıtır. kadını engeller. bu anlamda kadının beyanının yargı mensupları bakımından kovuşturmayı başlatmak adına yeterli şüphe olarak görülmesi gerekir. ilke bu anlamıyla değerlendirilmelidir."

    "günümüzde hakkında uzlaşıya varılmış kabul edilen birçok hakkın uzun erimli mücadeleler sonucunda elde edildiğini biliyoruz. “masumiyet karinesi”, “şüpheden sanık yararlanır ilkesi”, “hukuki mücadele araçlarının eşitliği ilkesi”[14, “muhakemesiz ceza olmaz ilkesi”, “hukuka aykırı şekilde delil toplama yasağı” yüzyıllar boyu ceza adaletinin geçirdiği birey özgürlüğüne dönük evrimin bir parçası. bugün bu ilkeler ceza adaletinin omurgasını oluşturmakta ve olmazsa olmazı olarak kabul görmekte. “kadının beyanı esastır” ceza muhakemesinde yerleşik bir ilke olarak kabul görmesi beklenen bir ilke. temel amacı kadına yönelik şiddet suçlarının soruşturulma ve/veya kovuşturulabilmesi açısından kadın beyanının yeterli olduğunu hatırlatmak. bunun yanında soruşturma ve kavuşturmanın her aşamasında kadının kendini en iyi şekilde ifade edeceği imkânları yaratabilmek, kadın olmasından ötürü karşılaşabileceği dezavantajları ortadan kaldırmaktır. herhangi bir iddia gündeme geldiğinde ciddiye alınması beklenen ilk olarak kadının duyduğu rahatsızlıktır, rahatsızlığa neden olan davranış değil."

    http://www.birikimdergisi.com/…-ilkesi#.vnpigfmls70
107 entry daha