şükela:  tümü | bugün
2954 entry daha
  • kemoterapi goren babami bursa ali osman sonmez onkoloji hastanesine getiriyoruz, once tahlilleri yapilip sonra kemo icin yukariya, umran sonmez medikal onkoloji merkezine cikiyoruz. tahlil icin sonuclari beklerken, tezcanli ve sicakkanli, tanidigim en sosyal insan olan annem bana birakmadan tum takip islemlerini kendisi yapiyor. bu arada da sirada bekleyen hemen herkesle illa bir konusuyor, tavsiye veriyor, yol gosteriyor, fazla maskelerden cikarip veriyor. babamla ben ise asosyal ve huysuz iki insan olarak oturup anneme bakiyoruz. annemin bu sosyal hallerini icten ice cekemeyip babama diyorum ki "annemin de konusmadigi kalmadi ha" zaten gozlerini annemden ayirmamis olan babam hicbir sey demiyor. sadece dizinde tuttugu elini hafifce kaldirip indiriyor, her zaman ki halleri der gibi.

    hastane bugun pek kalabalik degil, sanki herkes sadece grip olmus gibi davranip konusuyor. belki arada cok azi muthis bir umutsuzluk ve korkunun, hatta acinin verdigi bir ofkeyle dolu oluyor ve oyle davraniyorlar; ama dedigim gibi cok az kisi bu durumda. calisanlar bile gayet guler yuzlu bu hastanede.

    kafamdan bunlar gecerken, hatta hastane ile ilgili guzel bir entry yazayim diye dusunurken, babamin sesiyle irkildim: " kimseyi ayirmiyor, herkesle konusuyor. hic bakmiyor erkek mi kadin mi diye" anneme baktim. babam yaslarinda bir amcayla kafasiyla tasdik ede ede konusuyor. babama baktim, maske bile yuzundeki hafif kiskanc tavri gizleyemiyor. tutamadim kendimi, guldum ve anneme seslenerek: "anne sen buraya gel, ben orada beklerim" dedim. annem itiraz edecek oldu, babami isaret edince yuzunde bir gulumsemeyle ucarak geldi ve babamin yanina oturdu. ben gittim beklemeye basladim ama, kendimi tutamiyorum, habire gulumsuyorum. babam 73, annem 64 yasinda ve hala kiskanclik mevzuu var aralarinda.

    ilk kez, annemle babamin birbirlerini sevdiklerini dusundum. belki de ben aşktan anlamiyordum ya da sevdadan. olamaz mi yani, zaman icerisinde bir orta yol bulabilmektir belki de aşk? ne bilirim ki ben?

    o sira adimiz okundu, ucumuz de girdik muayeneye. doktor yapacaklarimizi ve sonuclari degerlendirdikten sonra annem: "bir de amcaoglunun teni sanki soguk gibi, ben simdiye dek hic dikkat etmemisim, hic bilmiyorum onceden nasildi simdi fark ettim. bunun bir sebebi var midir?"

    doktor gozlerini kaldirdi sorar gibi bana bakti. annem hemen atladi "kizim" diye. doktor ve sekreter basladilar gulmeye "sen bize malzeme veriyorsun teyze"

    annem de, babam da, ben de gulmeye basladik.

    disari ciktik. babam cikisa dogru giderken annem azicik geride kaldi. eksik bir sey var mi diye kontrol ederken, uzaklastigimizi anlayinca seslendi, ama babam duymadi. bir daha seslendi: "hey delikanli" babam birden hizlandi, merdivenleri bir atak cikmaya basladi. gencten birisi de anneme dondu dedi ki "bana mi dedin teyze?" yok amcaogluna seslenmisti annem. olaya sahit olan 5-6 kisi kahkaha atmaya basladilar. kisa zamanli bir kaos ve kahkaha tufani yasadik.

    simdi ise damarlarindan once zehir zerkedilirken iceri girip ciktikca yuzundeki o aydinligi gordugum babam, acikmasin diye sabahin korunde gozleme yapan annem ve elinde telefon ben oturuyoruz iste.

    olacak olacak. babam da iyi olacak tum hastalar da...

    o kotu hastaligin kol gezdigi bu yerde bile bir minik gulumseme nasil da hem umut verip hem de isitiyor kalpleri...
1654 entry daha