şükela:  tümü | bugün
22 entry daha
  • isveç’in tanrısal grubu the haunted’ın 4. stüdyo albümü. öncelikle bir önceki albüm “one kill wonder” ile isveç grammy’sini alan grup, bu albümde de bir önceki albümün altına düşmemek için epeyce uğraş vermiş gibi gözüküyor.
    öncelikle albüm bugüne kadarki the haunted albümlerine göre biraz daha fazla orta tempo parça içeriyor. ilk albümdeki mükemmel vokalist peter dolving’in geri dönmesi ile, grup adeta yeni bir kimlik bulmuş. açıkçası ben marco aro’yu da çok severdim ama dolving’e de kimse hayır diyemez tabii ki. bence dolving’in sesi the haunted müziğine çok iyi oturuyor ve sonuçta peter’ın dönüşü iyi olmuş.
    ayrıca vokal konusunda söylenebilecek bir olay da, the haunted’ın bu albümünde ilk kez oldukça fazla clean vokal kullanmış olması. peter’ın phil anselmo’yu andıran clean vokalleri albüme renk katmış. hatta bazı şarkılarda sanki bir clean, bir de brutal vokalist düet yapıyormuşçasına söylüyor şarkıları. sürekli sesini değiştirerek bir clean, bir brutal yapıyor. bu sayede konserlerde seyircinin eşlik edebileceği melodik vokalli nakaratlar da albümün kimi parçalarında göze çarpıyor.
    gitarlar da daha önce olmadığı kadar çok clean bölüm içeriyor ancak bu kesinlikle bir yumuşama değil, zira clean gitarların çaldığı ritmler de oldukça sert ritmler. albüme kuşku dolu ve uğursuz bir hava katıyorlar ki, bu da heyecan dozunu arttıran güzel bir ayrıntı olmuş.
    albüm no compromise ile açılıyor ve my shadowa kadar bir an bile sıkmıyor, sürüklüyor, dinleyicinin dinlenmesine izin vermiyor. parçaları tek tek açıklamakta gerek görmüyorum ancak ilk dinleyişte dikkat çeken parçalar; açılışı yapan ve vokaliyle bir anda insanı “the haunted" albümü zamanına gönderen “no compromise”, önceden bildiğimiz 99, vokaliyle şaşırtan ve ağır ağır devam eden abysmal, hardcore parçası gibi başlayıp birden bildiğimiz “the haunted”a dönen sabotage, “the haunted”ın tipik evil soundundan biraz uzak, bluesvari gitar rifflerinin hakim olduğu burnt to a shell, özellikle girişiyle yarıp atan kusursuz all against all, “one kill wonder”dan çıkmış gibi duran enerji bombası liquid burns(the world burns...), pek çok farklı vokal kullanımıyla (clean, brutal, scream, konuşmalar) son parça my shadow.
    şarkılar genelde olduğu gibi bu sefer de 3,4-4,5 dakika arasında. yanlızca son parça yaklaşık 7 dakika sürüyor.
    bu albümde solo oranı biraz azalmış gibi ama olan sololar da oldukça güzel yazılmış sololar. sound bakımından da albüm çok başarılı. özellikle en ön plandaki gitarların arkasından, davul tonu çok güzel ayarlanmış.
    sonuç itibariyle, hiç boş albümü olmayan the haunted, yine başarmış. zaten metal piyasasında bir sonraki albümünden kuşku duyulmayan ender gruplardan biri the haunted. zaten bjorler kardeşlerin elinde bugüne kadar (son 10 yıldır) kötü bir iş çıkmadı.
    kanımca yılın sonlarına doğru çıkmış olsa da, revolver 2004’ün en iyi albümlerinden biri olacak gibi görünüyor. en azından ben son derece mutluyum ve önümüzdeki bir kaç ay sürekli dinleyeceğim 2-3 albümden biri kesinlikle bu olacak.
211 entry daha