şükela:  tümü | bugün
194 entry daha
  • tarkovski "sanatın amacı insanı ölüme hazırlamak, onu iç dünyasının en gizli köşesinden vurmaktır." deyince ooov, noe love'ı çekinçe bııığy.

    çünkü noe, love ile en düz haliyle içinde aşk, seks ve kan olan bir film yapmak istemiş. bazılarının korkusuz olduğundan, bazılarının da korkuları olduğundan bahsetmiş. bunu 2 saat 15 dakikada uzun uzun gözümüze sokarken izleyicisini de korkusuzlar veya korkuları olanlar olmak üzere ikiye ayırıveriyor en baştan. filme getirilen ve getirilecek tüm eleştirilere, "omo bo porno" burun kıvırmalarına da ara ara basit cevaplar vermiş film boyunca. öncelikle pornoyu porno yapan aslında seks üzerinden cinsel şiddet teorisinin kurgulanmasıdır. duyguya yer yoktur, kişiliğe yer vermez, cinsel ilişkiyi insani olmaktan çıkarmayı amaçlar (psikesinema'nın sevmek zamanı sayısında porno ve erotizm üzerine bir yazı var, okuyun bi hele). oysa filmde, yönetmenin karakteri aracılığıyla da açık açık söylediği gibi en gerçek ve düz haliyle bir aşk ilişkisini, uyuşturucu kullanan karakterlerinin huylarının ve ruhsal durumlarının gerektirdiği şekilde anlatıyor. korkusu olanlar ve korkusu olmayanlar üzerinden seyircinin tepkisini gayet net bir şekilde kategorize ediyor. çünkü derecesi kişiden kişiye çiftten çifte değişen ama her aşkın doğasında olan bir cinsellik pratiği, fantezi tarafı ve haz gerçeği var. en basitinden şunu düşünün; sosyal kaygılar, cinsiyetinizin sırtına bindirilmiş roller, yaftalar olmasa muhtemelen her ilişkide taraflardan biri kendi sınırlarının dışına çıkmayı ister. ama malum kaygılar ve korkular sınırınızın ötesindekini değil dile getirebilmeniz aklınızdan geçirmenize bile müsade etmez. kendi kendine yok sayılarak etkisiz hale getirilir. oysa film gerçeği resmediyor; sadece iki kişinin yaşamış olabileceği bir gerçek olabilir; herkes için geçerli olabilir; ya da rol gereği girilen, ardında noe'nin bulunduğu bir kameraya göstermelik bir cinsel ilişkinin olabildiği kadar gerçek olabilir. fakat herkesin bu kadar sevdiği, temel dürtülerinden biri olan seks, en doğal haliyle bir filmde yer alınca niyeyse şeyleşip şeytanlaşıveriyor. yani filmdeki penetrasyon sahneleri yerine birebir sıçma eylemini gösteriyor olsaydı yine böylesi bir yermeye maruz kalırdı. neden? çünkü gerçeğimizi gösteriyor hemen mesafe koyalım düşüncesinden. yani gerçek, pornonun kurguladığı potansiyel şiddet fantezisi ile genel kitle sinemasının ve ahlakının estetize ettiği cinsellik idealinden farklı bir şey. tıpkı bok gibi. hep yapılan, ama gerçek oluşuyla yüzleşmekten kaçınılan bir tabu. o noktada bok*a benzer bir durum var işte. doğan gereği her gün yapıyorsun ama öyle bir şeyin varlığını reddediyorsun.

    filmin kafamda yarattığı bu iki yüzlülük sorguları bir yana filmi sevmeme neden birçok detay var.
    mesela olay akışını kırılma noktalarına bağlamaması, iddialı diyalogların olmaması, vasat oyunculuklar vs hiç de önemli değil. vasat insanlar olarak bizler bir araya geldiğimizde aforizmalı konuşmuyoruz. ayrılıkta hep geçmişi düşünüyoruz, sığınacak bir şeyler arıyoruz... misal filmdeki bazı sahneler, sık sık paranoyak imasında bulunulan murphy'nin uyuşturucu kafasıyla geçmiş olayları zihninde çarptırdığı hissini uyandırdı. parkta dolaşırken "ayrılsaydık çok üzülürdüm" sözünün geçtiği sahne geçmişi kafasında düzeltmeye çalışma çabası gibi geldi bana... birbirlerine hakaret ettikleri kısımlar da diyemeyip demek istediklerini yaşıyormuş gibiydi. görsel olarak bazı detaylar da var ki flashback'lerde gözün murphy'nin kafasının içinden gördüğüyle aslında olup bitmiş olaylar arasında farklar olabilir hissi veriyor. ve de anlatımın reel flashbackler yerine, murphy'nin zihninde belirenlere, akıp gidenlere bağlı olduğu vurgusu da bu çarpıtmanın güçlü bir işareti. şahsen bu belirsizlik çok müthiş.

    ve son olarak;
    1-) love ve nymphomaniac'ı birbiriyle kıyaslamak tam bir mallık. bunu yazmadan geçemeyeceğim.
    2-) soundtrack'ler ha-ri-ka. https://open.spotify.com/…st/5lxvkzhcd5tjnubiclsqz3
285 entry daha