şükela:  tümü | bugün
753 entry daha
  • gelin size ilginç bir şey anlatayım. böylece ufak da olsa bir şey de öğrenmiş olabiliriz diye düşünüyorum.

    bu olay yaşandı mı yoksa yaşanmadı mı henüz bilinmiyor. çünkü henüz insan hafızasının nasıl işlediğine dair yeterli veriler elimizde yok.

    bundan 109 yıl önce, 1907 yılında hafızanın düşündüğümüzden daha farklı işlediğini ilk fark eden kişi alman psikolog ve sinema kuramcısı munsterberg'ti. munsterberg hafızamızın yani beynimizin her şeyi olduğu gibi kaydetmediğine, arada bulunan boşlukları ise bekletilerimiz ve inançlarımızla doldurduğumuza dair uzun bir araştırma yaptı. bu araştırmanın içerisinde birçok deney de vardı. çok büyük bir salonda, onlarca kişinin önünde yaşanan büyük olaylarda bile orada bulunan insanlar farklı farklı şeyler anlatabiliyordu.

    mesela bir bilim konferansını silahla basan palyaço. orada bulunanların en çok hata yaptığı kısım palyaçonun şapkası idi. herkes farklı tarif etmişti. olayın ilginç kısmı ise palyaçonun şapkasının olmamasıydı. böylesine büyük ve ilginç bir olayda bile, hem de olaydan sadece 20 dakika sonra insanlar olayın ve imgelerin büyük parçalarını bile hatırlayamıyabiliyor, o parçaların yerine kendi beklentisini yerleştirebiliyordu.

    yani kısaca bundan en azından 20 sene öncesinde belki de yaşanmamış bir olayı hepimizin hatırlaması hafızamızın ve beynimizin bize güzel bir oyunu. beyin olmamış bir olayı da aynen olmuş gibi görebiliyor ve bu olay anlatıldıkça beyinde pekiştiriliyor ve gerçek zannediliyor. olay aslında şu ki, zihnimiz her saniye 11 milyon veriyi işlemeye çalışıyor. yani zihnimize tüm duyu organlarımızdan saniyede 11 milyon veri iletiliyor. ve elbette zihin yani beyin enerjisini koruyabilmek adına bu verilerden sadece belli bir kısmını işliyor. gerek gördüğü kısımları. diğer kısımları ise biz inanmak istediğimiz şekilde dolduruyor ve bir süre sonra inanıyoruz da.

    işin ilginç kısmı nerede mi diyorsunuz? munsterberg'te. hafıza ile ilgili bu durumu ilk fark eden insan olan munsterberg'in adı hugo idi.

    hugo munsterberg yani. ah be hugo! ne oynadın yahu 20 senedir beynimizle!!!

    not: peki zihnimiz saniyede gelen bu 11 milyon verinin tamamını işleyip kaydetse ne olurdu dediğinizi duyar gibiyim. kısaca solomon shereshevsky olurdunuz ve halinize herkes acırdı. kim bu adam derseniz kısaca her şeyi hatırlayan adam derim. shereshevsky olmanın neresi kötü olabilir demeyin. shereshevsky biriyle tanıştığında onun her mimiğini, her ses tonunu, her hareketini hafızaya atıyordu istemeden. o kişiyle tekrar karşılaştığında hatırlayabilmesi için o kişiye dair hafızasına attığı her mimiği incelemesi gerekiyordu beyni. yani devasa bir databasete o yüzün o anki halini aramak zorunda kalıyordu. bu yüzden, evet, değişmeyen imgeleri, elbiseleri vb.yi anında hatırlıyordu ama yüzler gibi sık değişen imgelerde büyük sıkıntılar çekiyordu. oldukça tanıdığı birini hatırlaması bile zaman alıyordu. çünkü beyni dev bir çöplüğe dönüşmüştü.

    ayrıca çok uzun bir cümleyi de 20 sene sonra aynen hatırlayabiliyordu. ama sıkıntı şuydu ki şu an söylediğiniz basit bir cümleyi anlaması bile baya zaman alıyordu. çünkü bizlerin beyni kelimelerle değil, o kelimelerin oluşturduğu anlam bütünüyle ilişki kurarken, shereshevsky'nin beyni tek tek kelimelere odaklanıyordu ve birleştirip bir anlam çıkarması zaman alıyordu.

    not 2: munsterberg'ten yıllar sonra amerikalı biliminsanı ulric neisser bir deney yapıyor. amerika tarihinde çok önemli bir yeri olan uzay mekiği challenger'ın infilak edişinin (28 ocak 1986) hemen ertesi günü kampüsteki onlarca öğrenciye olaydan nasıl haberdar olduklarını yazarak anlatmalarını istiyor. herkes sıkıcı küçük hikayelerini anlatıyor. din dersinde duydum, babam anlattı, gazetede gördüm vb.

    olaydan 4 sene sonra hala kampüste olan 40 öğrenciye aynı soruyu tekrar soruyor. bu sefer hemen hepsi inanılmaz heyecanlı bir şekilde anlatıyor olayı. gördüm, kafede otururken bir kız gelip uzay mekiğinin infilak ettiğini bağırdı hemen dışarı koştuk vb. gibi. yani sadece 4 senede böylesine büyük bir olayda bile beyin gerçekleri değiştiririp hemen hikayeleştiriyor. daha ilginç ve anlatılabilir bir hale sokuyor.

    kısaca: bu hikaye artık o kadar çok anlatılıyor ki, bu yüzden bundan yıllar sonra, hugo efsanesi sırasında 3 yaşında olan kişiler bile bu olayı izlemişler gibi anlatacaklar. "olm çocuk resmen gözümüzün önünde senin de amına koyim dedi lan ahahahahffs" diye gülecekler.

    bu yüzdendir ki sevgili dostlar; beynimizin çalışma şekli bize gösteriyor ki; bu olay yaşanmadı.

    (yaşanmadı ama ben izledim lan. valla. çocuk resmen lafı koydu. tolga abinin suratını görmeliydiniz ama. olm resmen kıpkırmızı kaldı. tabi o zaman teknoloji gelişmemiş. hemen reklam giremediler. çok komikti valla ahahahahfffss)
1343 entry daha