şükela:  tümü | bugün soru sor
3 entry daha
  • grupların davranısları hakkındaki amerika örneği bugün hemen hemen bütün toplum ve devletlere uyarlanabilir:

    ''normal şartlarda, kanıtlar açıkken, ben-severliğimizin yaralanmasının verdiği acıya tahammül ederek değişmemiz gerektiğini kabul ederiz. ama bireylerin olduğu kadar ulusların ben-severliği de normal sınırları aşabilir. böyle bir durumda, ulus, değişmesi gerektiğini kabul etmek yerine kanıtları ortadan kaldırmaya çalışabilir. 1960’larda amerika’nın yaptığı buydu.

    vietnam’daki durum hatalı olduğumuzu ve sınırlarımızı gösterdi. davranışlarımızı baştan sona gözden geçirmektense hatalarımızı ve zayıflığımızı gösteren kanıtları ortadan kaldırmayı tercih ettik. yaptığımız kötüydü. kötülüğü kişinin kendi hastalıklı varlığının bütünlüğünü korumak ya da savunmak amacıyla başkalarını yok etmek için politik güç kullanmak olarak açıklamıştım. vietnam’da ne kadar hatalı olduğumuz anlaşılmıştı. politikamızı değiştirmek yerine savaşın şiddetini artırdık. 1964’te hatamızdan dönebilecekken vietnam halkına zarar vermeyi göze alarak savaşa devam ettik. başta vietnam için doğru olanı yaptığımız iddiası zamanla yerini ulusal onurumuzu korumaya bıraktı. başkan johnson ve yönetimi yaptıklarının kötü olduğunu biliyordu. aksi halde neden bu kadar çok yalan söylesinler? yapılanlar o kadar tuhaf ve kişiliksiz ki kimse o günleri hatırlamak istemiyor.

    başkan johnson’ın kuzey vietnam’ı bombalamadan önce özür dilemesi bir yalandı. bu özür ile kongre’den savaş için bütçeden para ayırma yetkisi aldı. daha sonra başka programlar için ayrılan ödenekleri ve federal çalışanların maaşlarından yapılan kesintileri savaş için kullandı. kötü insanları yalan söylemelerinden tanırız. başkan johnson amerikan halkının vietnam’da olanları öğrenmesini istemiyordu. yaptığının amerikan halkı tarafından onaylanmayacağını biliyordu.
    yaptıklarını gizlemek istemesi yaptıklarının kötü olduğunu kanıtlamakla kalmayıp bunun bilincinde olduğunu da gösteriyor. ama yapılanların bütün sorumluluğunu johnson yönetimine yüklemek yanlış olur. kendimize johnson’a neden kandığımızı sormalıyız. neden bu kadar uzun bir süre kandırılmamıza izin verdik? kanmayanlar vardı. küçük bir azınlık gerçeklerin gizlendiğini, kötü şeyler yapıldığını anlamıştı. ama neden çoğunluk savaşta olup bitenlerden şüphelenmedi, hatta ilgilenmedi? yine insan doğasının tembelliği ve ben-severliğiyle karşılaşıyoruz. hepimiz günlük hayatlarımızla ilgileniyorduk. işimize gidiyor, yeni araba alıyor, evimizi boyuyor ve çocukları okula gönderiyorduk. grupların çoğunda üyeler lidere müdahale etmezler. biz de hükümeti istediği gibi davranması için serbest bırakmıştık. tepki gösterme ihtiyacı duymamıştık. johnson işini yapıyor, biz de
    izliyorduk. üstelik johnson’ın ben-severliğine biz de katıldık. ulusal politika ve yaklaşımımızın asla yanlış olmadığına inanıyorduk. hükümetimizin ne yaptığını bildiğine inanıyorduk. ne de olsa onları biz seçmiştik. onlar “harika” demokratik sistemimizin bir parçasıydı. dolayısıyla mutlaka iyi ve dürüst insanlardı. onların yaptığı her şey mutlaka doğruydu. ne de olsa onlar dünyanın en güçlü ulusunun lideri ve hükümetiydiler.

    bizi kandırmalarına izin vererek biz de johnson yönetiminin kötülüğünün bir parçası olduk. johnson yönetimi vietnam savaşı boyunca yalanlar söyledi ve işlerine geldiği gibi hareket etti. 1968 martında, mylai olayı, bu atmosferde gerçekleşti. barker görev gücü çıldırdığının farkında değildi ama en az onun kadar önemli olan amerika’nın da bilincini kaybettiğinin farkında olmamasıydı. ''
2 entry daha