şükela:  tümü | bugün
177 entry daha
  • son zamanlarda gündemi ve de bittabii bendenizi pek çok meşgul eden zika virüsü ile ilgili üretilen paranoyak çıkarımlar bütünü.

    terbiyesizliğin alemi olmadığından kelli, önce kaynağı bir bırakayım.

    (bkz: proportionality bias)

    şimdi bu homosapiens yönelimi aslında oldukça doğal bi mekanizma. fakat bilimsel metodoloji ve ilerlemenin kan davalısıdır bunlar. mümkün mertebe uzak durmak gerekse de, çok eğlenceli olduklarını da itiraf etmek gerekir.

    zika virüsü üzerinden gidelim. ama nedir bu proportionality bias deyü sorduğunuzu duyuyorum ta buradan.

    bu dostlar, ademoğlunun büyük olaylar için büyük açıklamalar* beklemeye olan eğilimidir. bu sebepten ötürü de, occams razor` olarak bilinen ve biliminsanları tarafından pek sık kullanılan yordam ile taban tabana zıttır.

    bu eğilimi (bkz: bias) cebimize koyalım ve ilerleyelim.

    bilindiği üzere zika virüsü hakkında şu sinek ilacı teorisi çıktı biryerlerden. teoriye göre, mikrosefaliye virüs değil de, larvicide denen bir tarım ilacı sebep oluyor.

    twitter aleminde viral halinde aldı yürüdü. ufak bir örnek, 3 milyon takipçili alyssa milano ablamızdan gelsin.

    yürüyordu teori. washington post gazetesi dahi, bu çılgınlığa alet olmaktan geri durmuyor, ve konuyu aşağıdaki spoiler verdiğim başlıkla gündemine taşıyordu.

    --- spoiler ---

    could chemicals—rather than the zika virus—be to blame for birth defects in brazil?

    --- spoiler ---

    bu noktada, gazetecilik ile ilgili bir sır geliyor. soru işareti ile biten sürmanşetlerin alt içerikleri, genellikle laf salatasıdır.

    komplo teorisini speküle eden arjantinli aktivistler, bu ilacın üreticisi olan firma monsanto ile önceden ve yine çevreci endişeler sebebi ile karşı karşıya gelmiş. yani monsanto zaten kötü çocuk. bunu da cebimize koyalım.

    komplo teorileri üretilmesi şaşılacak bir durum değil. çünkü, biliminsanları henüz mikrosefali ile zika virüsünü kimyasal ve biyolojik temellerde bağlayamadı birbirine.ve evet cidden birçok sayıda belirsizlik mevcut.

    ancak günün sonunda, bu tarım ilacının, çocuklar üzerinde herhangi bir etkisi olmadığı görüldü. kaldı ki zaten bilimsel hiçbir dayanağı yoktu.

    meydan boş kalamazdı. şayet sorumlu bu ilaç değilse, o zaman kesin bilimadamları genetiği ile oynanmış bir sivrisineği insanlığın üzerine salmış olmalıydı. o da değilse, ilaç firmaları daha fazla para uğruna, bağımlılık yaratma amacı ile bu virüsü geliştirmiş olmalılardı. yoksa rockefellers olabilir miydi sorumlu?

    hepsinin cevabı hayır efenim.

    gönülden bu tip komplo teorilerine inananları nasıl ikna edebiliriz peki?

    ancak kusursuz bir çürütme ve madara etme taktiği ile, diyor rob brotherton . bu tip komplo teorisi tabanlı fikirler, tam terslerine (bkz: to the contrary) güçlü kanıtlar olmasına rağmen ısrarla devam ediyor değildirler, ve fakat bu tip tersine deliller gelmeye devam ettiği için ısrarcı olmaya devam ederler aslında.

    buradan, yukarıda proportionality bias olarak bahsettiğim yönelime geliyorum. yani büyük olaylar, büyük açıklamalar gerektirir yanılgısı.

    misalen, kennedy nin öyle alelade bir adam tarafından suikaste uğramış olduğunu kabul etmek çok zor. ya da koskoca amerikanın göbeğinde iki tane dev binaya öyle basitçe uçakla dalıp terör saldırısı yapmak...

    daha komplike, daha gizemli, daha büyük açıklamaları olmalı böylesi büyük olayların.

    aynı mantıkla devam edelim. görünmez, minnoş bir virüs, nasıl olur da aniden, gözle çok net görülebilen küçük kafalı doğma, beynin küçük kalması gibi sendromlara sebep olabilir.

    biz insanlar, böylesi felaketlerde, elle tutulabilir (bkz: tangible) birşeylere, (-birilerine) çok fazla ihtiyaç duyar ki, somut bir hedef olarak algılayabilsin ve nefretini ona yöneltebilsin.

    bu yönelim, meydana gelen şeylerin, şansa, bala göte, tanrı tarafından, doğa güçleri tarafından olduğunu kabul etmekten çok daha evladır.

    ama elde sadece bi virüs varsa. suçlayacak kimse yoktur. ne yazık!

    insan, hükümet ya da büyük firmalardan herhangi bir sebepten ötürü şüphelenmeye başlarsa - ki bu sebepler hukuki dahi olsa - , daha da o şüphelerden kurtulması çok ama çok zordur efenim. zaten bu yüzden felaket durumlarında genellikle hep aynı günah keçileri (bkz: bogeymen) getirilir gündeme.

    (bkz: confirmation bias) denen önyargı yönelim tipini bilmeyeniniz yok eminim. dünyagörüşümüze ya da önceden kafamızda oluşmuş bilişsel ya da değil her türlü önyargıyı evetleyen bilgileri alıp, diğerlerini siktiretmek.

    biaslardan biaslara koşuyoruz ademoğulları olarak. beynin karanlık köşelerinden çıkageliyor ve çıkagelmeye de devam edecek komplo teorileri. çünkü kısayol. beynin refleks olarak ilk tercihi. kısayol, ve yönelimler tarafından kusursuzca kontrol ediliyor.

    elbette ki komplo teorisi refleksine karşı ne yapılması gerektiğini biliyoruz. daha analitik araçlarla donatmalıyız kendimizi. bilinen en etkili analytical tool ise, eleştirel düşünme yöntemi.

    devamında ise, bolca ve tüm nedensellik bağlarının da dahil olduğu hali ile doğru bilgiyi dimağlarımıza sokmalıyız.

    son olarak, olası tüm kavramsal yönelim ve önyargılarımızın (bkz: cognitive bias) farkında olmalıyız. bunun farkındalığı, bilimsel ilerleme ve bilimsel çalışmaların ve üretme sürecinde de hayati önem taşıyor.
41 entry daha