72076 entry daha
  • sektörün içinde bulunduğum, çoğuyla birebir tanıştığım ve özel hayatlarına, ailelerine şahit olduğum, çoğunun evinde çay içip yemek yediğim yazarları okurlarının tanımasını istemiyorum. özellikle son dönemde cemaat parti kapışmasında saf tutan kelli felli yazarların yüzde doksanı tek bir şeye bakarak saf belirlediler. para. evet bu kadar basit, para. hangisi daha fazla para teklif ettiyse bu müptezeller o tarafta saf tuttular. daha önce çok sevdiğim, yazılarını bir ders gibi takip ettiğim, örnek aldığım beş altı tanesinin sırf para için karakterlerini sattığını, özellikle cemaatin bu işi çok iyi kullandığını ve bu herifleri hiç de inanmadıkları şeyleri savunur hale getirdiğini görünce kitaptan, edepten, insanlıktan tiksindim. 'yaa biz de biliyoruz bu işlerin bir yönetimi ele geçirme sevdası' olduğunu deyip buna rağmen deli gibi cemaatçilik yapan, erdoğan düşmanıymış gibi davranan, demokrasi havarisi kesilen pislikler mi dersiniz. daha bir gece önce, evinde misafir ettiği iki kişiye, ki biri benim, ahmet davutoğlunun dış politikasını göklere çıkaran, onun akademisyenliğini yarım saat yorumlayıp "hem ilmi, hem pratiği bu süreçte çok çok ilerledi, belki de dünyadaki iki önemli kafadan biri" diye anlatan ama iki gün sonra ayda 40 bin lira lafını işitince davutoğluna bile ağza alınmayacak laflar eden... yahu haydi erdoğana vuruyorsun, küfrediyorsun, be hey şerefsiz herif, sen davutoğlunun en yakın arkadaşlarındandın be. bu nasıl bir adilik, bu nasıl bir haysiyet yoksunluğu.
    bu yazar tayfasının içinde gerçekten ilkelerine, dünyayı okuyuşuna göre parasız, amasız, filansız kendi çizgisini belirleyen tek tanıdığım yazar ilber ortaylı oldu. akpartiye eleştirilerini çatır çatır yaparken cemaate de hiç prim vermedi, gülümsemedi, çıkar ilişkisine girmedi.
    bu süreçler akla karanın ortaya çıktığı nadir süreçlerdendir. ben yıllardır gazete okumuyordum ama son iki yıldır yaşananlardan sonra kitaplara da çok soğudum.
105015 entry daha