74501 entry daha
  • insan umudunu kaybediyor be sözlük..

    şu içinde bulunduğumuz durumu kendime itiraf etmek, biraz da kendime serzenişte bulunmak istiyordum uzun zamandır. aklımdakileri yeni toparlayabildim.

    ben gerçekten umudumu kaybediyorum, böyle son demlerindeyim yani. bu ülkeden, bu şehirden, bu insanlardan hiç memnun değilim. ucu biraz politik konulara değiniyor ama ben artık öyle hissediyorum ne yapayım. itiraf yazarken bile kendime yalan söylemek istemiyorum artık. belki de benim gibi düşünen başkaları da vardır ama pek de umrumda değil açıkçası.

    uzun zamandır haberlerdeki başlıkları gördükçe suratınızın ekşidiği hissetmeniz çok normal. her gün “oha lan bu da mı olmuş?” demiyor musunuz? bal gibi de diyorsunuz. her gün şaşırma eşiğimiz bir üst seviyeye çıkıyor. artık belli bir derece vahşet veya rezillik içermeyen gündeme vücut refleks göstermiyor. farklı kişilerin fikirlerinin buluştuğu bir mecra diye sözlüğe bakalım diyoruz fakat doğal olarak aynı rezilliğin farklı farklı yorumlanmış içerikleri ile karşılaşıyoruz. bazen sinir oluyorum iki senedir vodafone arena konuşuluyor sözlükte. bıkmadınız amk yeter beşiktaş beşiktaş diye bunalıyorum ama kadınları aşağılayan cinsiyetçi içeriklerin arttığını görünce “iyi ki vodafone arena varmış amk” diyorum.

    ulan önceden tutti frutti’nin, çarkıfelek’in bile bir tadı vardı. şimdi bu survivor’lar, evlilik programları falan insanın midesi bulanıyor. geçen gün saadettin teksoy’u özledim amk. bir insan saadettin teksoy’u özler mi lan? o kadar vahim bir durumda ki tv kutusu, bak nelere muhtaç olduk. o parmağını sallaya salaya bize uzatırdı, “beeğn saadettin teksoyyy” derdi canım benim.

    sahi lan, geldiğimiz çağa bak. kadın ikinci sınıf vatandaş, bir doğum fabrikası, ev hanımı, aşağılık. toplumda yeri yok edildi. adamlar başımızın üstünden elleriyle aldılar, ayaklarının altında çiğnediler, biz de çok afedersin öküz gibi izledik. şimdi de yeni yeni çırpınmaya başladık bunu durduralım diye. en baştan niye başlamasına izin verdik ki zaten?

    acaba nerede bomba patlayacak yada hangi denyo sinir krizi geçirip beni bıçaklayacak diye merak ediyorum. yani ölmekten korkmuyorum ama bok yoluna gitmek deyimi de benim gibi adama hiç yakışmıyor lan. elim, yüzüm, mizacım çok düzgün, valla bak yakışmaz bana öyle bombayla falan parçalanmak.

    bak ne diyeceğim, geçenlerde hani 1 nisandı ya, sosyal medyada espri döndü reis amerika’da kalp krizi geçirdi diye. ehehehe diye geçiştirip güldükten sonra gelen o ani hüzünü hatırladım. yüzümdeki gülümseme kaybolmadan aynı karanlık bütün ağırlığı ile tekrar çökmüştü. belki size de olmuştur aynısı, belki sadece ben öyle hissettim.

    neyse, ne diyorduk. mutsuzum. etraf suriyeli sığınmacılar ile doldu malum, o küçük yetim çocuklara üzülerek bakıyorum. elini uzatıyor para istiyor, metrobüste kucağına mendil atıp 1 lira vereceksin diye bekliyor, gözünün içine bakıp utangaç utangaç gülümsüyor. soruyor arkadaşım kendilerine lan bu çocuklar el kadar şimdi, büyünce ne olacaklar diye. ben söyleyeyim dostum, astrofizik mühendisi olmayacaklar mesela. o vakit o acınası gözlerle de sana bakmayacak. çekecek bıçağı yolun ortasında, ya malını ya canını diyecek, bazen ikisini de alacak. önce seni gebertecek ve gözün kapanırken yanındakine ne olduğunu bilmeden gideceksin bu dünyadan. film sahnesi gibi amk, böyle yavaş yavaş kararıyor ekran, yerden arkadaşına, eşine bakıyorsun, boğuşuyor falan..

    bizim çocukluğumuzda yoktu yeminle böyle şeyler, en fazla tinerci kovalardık. şimdi tinerci bizi kovalıyor, sayıları o kadar fazla ki. çocukluğum dediğim de 90’lı yıllar falan.

    evleniyorum yakın zamanda mesela ama geleceğe inancım yok lan. ne olacak ileride hiç bir fikrim yok. bizim gibiler için için iş nerede ekmek orada yoksa ege kıyısına organik reçelci açmak artık o kadar da orijinal bir fikir değil. ben yarın çocuk yapsam hangi okula nasıl göndereceğim. devlet okuluna gitsin de bizim gibi mal mı olsun, özel desen dizlerimin bağı çözülüyor, sus ne olur. zaten veriyorsun bir servis şoförüne akşama anca görüyorsun lan çocuğu. neyse.

    şimdi resmen kör karanlıkta ilerliyoruz. ben şahsen bu cahillikten kurtulabileceğimi sanmıyorum sadece olabildiğince az cahil kalayım istiyorum. yada kendimi kandırıyorum lan. bir şekilde içimdeki o entel kişilik ölmesin istiyorum. bilgiye her zaman aç olmak değil belki asıl amacım, belki de tek istediğim gayet o içinde bulunduğumu hissettiğim karizmatik ruhu kaybetmemek. belki de farkına varmadığım derecede denyonun tekiyim. bilmiyorum ki artık ne olduğumu, kendimi kimle, neyle kıyas edeceğimi de şaşırdım. bence mevcut muasır medeniyet seviyesi bizim başarabileceğimizin çok üstünde bir hedef. bize gerçekçi hedefler lazımdı be atam, en azından “adam olun yeter” gibi bir vasiyet bıraksaydın da 200-300 yılda yakalayabileceğimiz bir şey olsaydı. çünkü aha bak 100 yıl olacak hala onu bile beceremedik.

    bir ara ciddi ciddi düşünmeye başlamıştım, ulan gerçekten söyledikleri gibi büyük bir komplonun içinde olabilir miyiz lan diye. nicelik ile nitelik arasında bir bağlam olmadığı aşikar ama bu kadar çoğunluk nasıl haksız olabilirdi, yani acaba biz mi gerçekten o aksini düşündüğümüzden farksızdık. yanılıyor olabilir miydik lan? lan oğlum ya sahiden büyük oyunu görüyorsa adamlar bu bizi çok komik duruma düşürür gerçekten.

    babam 70’lerin siyasi karmaşasının neslinden, o dönemlerin en aktif elemanlarındanmış kerata. ilk gezi parkı protestoları başladığında dahil olmama pek ses çıkarmamıştı. sonuçta o neslin o zamanlar yaşadığı cehennemin yanında gezi parkı olayları lunaparkta atlı karıncaya binmek gibi bir şeydi. fakat ilerleyen zamanlarda bana “siz boşuna uğraşıyorsunuz, türkiye gibi bir ülkede halk devleti deviremez, bizim zamanımızda bu kadar kan ile olmadıysa bu iş şimdi hiç olmaz. oynamanıza izin veriyorlar sadece.” demişti. şimdi şimdi anlıyorum adamın ne demeye çalıştığını ama bir yandan da babamın ümitsizliğine de kızmıştım yani. annemin hala ödü kopuyor zaten başımıza bir şey gelecek diye. kadın histerik oldu, en çok ona üzülüyorum, annem benim.

    yahu ali ismail be, seni daha önce hiç tanımadım ama ara ara aklıma geliyorsun gözlerim doluyor lan. nasıl oluyor bu? küçük kardeşimi kaybetmiş gibiyim senden sonra, ne yaptın sen bize böyle be çocuk.. yani ben böyle hissederken neden diğer çoğunluk tam tersini düşünüyor. sonuçta bir taraf haklı olmalı yani, değil mi? neden bu ayrım?

    adını ne koyarsınız bilmiyorum ama bir mücadele veriyoruz hep beraber. ayrısı gayrısı yok arkadaş, sen de bunun içindesin, o sevmediğin güruh de içinde. ya ben sade bir vatandaşım arkadaş, vergi veririm, oy atarım en fazla ama artık bu toplum benim kafama işliyor işyerimde yanımda oturan adama karşı dolduruyor beni. ben dolduruşa gelmek istemiyorum ama yanımdaki geliyor işte bu sefer.

    ben bu umutsuzluğu yakın zamanda aşabileceğime inanmıyorum benim yeşil ekşi dostum. yoruldum.

    artık tek istediğim sen bari sus, bana öğüt verme. bilimden, sanattan bahset çünkü ben de artık gayrısıyla ilgilenmiyorum.
82909 entry daha