şükela:  tümü | bugün
  • işbu entry,
    yıllar boyunca bir çok kez yaşanmış deneyimlerden derlenenerek halkın hizmetine sunulmuştur.

    evden eve taşınma işi, iki metodla yapılabilir:
    1. bi kamyon ve şoför bulursun. eş dost çağırırsın.
    2. evden eve nakliye şirketi ile bağlantı kurarsın.

    detaylara bakalım...

    tanıdıkları çağırarak yapılan taşınma işleminde;

    taşınma işlemi bütün gün sürer.

    çalışan insanlar olarak taşınma işini hafta sonuna denk getirmeye çalışırsınız.
    nazınızın geçtiği bikaç yeğen, amcaoğlu, arkadaş falan çağırırsınız.
    genelde gönülsüz gelirler. "nerden çıktı pazar pazar amg ?" içsesleri dışarı kadar eko yapar...

    bu 5-10 kişilik gruba yemek falan verirsiniz öğlen, arada çay içilir dinlenerek...uzun sürer bu yüzden.
    ayrıca akraba, eş-dost'tan oluşan bu gruba ısmarlayacağınız yemek masrafı, lahmacun ayran bile ısmarlasanız tahmininizden çok tutacaktır.
    ha yediklerinde gözünüz olmayabilir...afiyet olsundur.
    amma lakin ki öyle değildir !

    en çok eşyayı ve özellikle en ağırlarını ne yazık ki siz taşırsınız.

    taşınmaya aktif olarak katıldığınızdan, birkaç gün her yeriniz ağrıyacaktır.
    muhtemelen tek tatil gününüz pazara denk getirdiğinizden, ağrılarla çalışmak eziyet olur.

    taşıma sırasında tanıdık grubunuzu kesinlikle kontrol edemezsiniz.
    elemanlar yeni eve taşıdıkları şeyleri kafalarına göre koyacaklardır.
    böylece yeni evinizdeki eşyalar yağmadan çıkmış gibi olur. 2 - 3 hafta boyunca toparlanamazsınız.
    günlerce eşyalarınızı odadan odaya taşıyıp yerleştirmeye çalışırsınız.

    evden eve nakliye şirketiyle taşınmada ise neler oluyor bakalım:

    ilk önce;
    birçok şirketi arayın !
    en azından 4-5 tanesini...

    profesyonel şirketlerin işleyiş tarzı, fiyat aralığı çoğu orta halli aile grubunu aştığı için, bu noktada konu dışında bırakılmıştır.

    yurdumda bu şirketlerin çoğunun terkibi şöyledir:
    bir tükkânda telefon+masa+birkaç kamyon, bi patron,
    eşya taşıma konusunda kendi çapında uzmanlaşmış birçok eleman.

    patron genelde dükkânda durup sadece telefonla işleri alır.
    her ekibin başına en akıllı adamı (ki bu genelde akrabasıdır) koyar, muhatabınız bu adam olacaktır.
    parayı bu patron kâhyasına verirsiniz.
    neyse...telefonla arayın !

    adresleri kabaca, hatta semt olarak söyleyin.

    ancak;
    dairenin bulunduğu kat sayılarını ve bina özelliklerini eşya durumunu kesinlikle net olarak bildirin.
    örnek : "üsküdar'dan maltepe'ye 2. kattan 4.kata taşınılacak. iki binanın da merdivenleri geniş, asansör var ama eşya taşınması yasak. yatak ve yemek odası takımları, 3 kanepe, çamaşır, bulaşık makineleri ve buzdolabı var" biçiminde.

    bu kriterler alacağınız fiyatı doğrudan etkiler. yanlış bilgi verirseniz uğraşırsınız.
    eşyanızı olduğundan az söylerseniz, gelen araç küçük olabilir. yine uğraşırsınız.

    mümkünse hafta içi taşının.
    hafta sonu için verilen fiyatlar genelde 1,5 - 2 kat pahalı olacaktır.

    günü seçerken sokağınızda kurulan semt pazarını dikkate almanız gerektiğini söylemeye gerek yok. yine de yazayım dedim.
    aksi durumda gelen arkadaşlarla hep beraber domates soğan falan satarsınız !

    sabah için anlaşın !
    tembellik etmeyin. gün içindeki diğer saatleri seçerseniz, gelecek ekibin, sizden önceki taşınmalarda nakliye şirketinin öngöremediği terslikler yüzünden geç kalacağı garantidir.

    ayrıca bu ekibin taşıyacağı 2. veya 3. ev iseniz yorgun olacakları muhakkaktır. yorgunlukları dikkatsizliğe ve zarara yol açabilir.

    şehirlerarası için edit:

    açık kasa kamyonlar daha ucuza taşıyabilirler. bu, elbette yağışsız mevsimler için bir seçenektir.
    ancak bu kamyonlar evden eve nakliye şirketi değil de "ne olursa taşırım abi"cidirler.
    nitelikli bir taşıma için elemanları, ekibi, araç gereci yoktur.
    bu açık kasa kamyonlar bazen kapak (nakliyeci terimi...kasaya eşyaları yerleştirirken bölümler arasına böyle diyorlar) hesabıyla taşıma yaparlar.
    şöyle ki ; kamyon 4 kapak fakat sizin eşyanız 3 kapak yer kaplıyor. bu durumda aynı şehre bir ev daha çıkarsa bütün kamyonun masrafını karşılamamış olursunuz.
    taşıma elemanlarını genellikle siz bulmak zorunda kalırsınız amele pazarından. önce çıkış şehri için, sonra da varış şehri için olmak üzere.
    mecbur kalmadıkça bunu tercih etmeyin derim.

    ne diyorduk ?
    büyük kamyonlar 2 ev eşyasını alacak büyüklükte olabilir !
    bu durumda aynı şehre tayin olmuş göçebe memur ailesiyle organize olursanız % 20-25 kadar avantaj sahibi olabilirsiniz. hem nakliyeci hem de siz bir taşla iki kuş vurursunuz. birlikten kuvvet doğar.
    nakliye şirketiyle bu konuyu konuşun.

    taşınma öğle saatine denk gelirse;
    elemanların yemek işini hem telefonda hem de gelen ekibin lideri görünen adamla önceden mutlaka ama mutlaka konuşun !

    çoğu uyduruk şirket, elemanlarına sadece yevmiye (günlük ücret) verir. ayrıca yemek parası vermez. elemanlar da sizden medet umar.
    bazı elemanlar yemek parası aldığı halde demagoji yaparlar, patron yemek vermiyor falan derler.
    ikram ederseniz, sizin insafınıza kalmış. ancak bir suyu ne bileyim kola, ayran veya çayı da esirgemezsiniz herhalde.

    yemek ısmarlayacaksanız, mümkünse lahmacun söylemeyin !
    bu taşıyıcı amcalar, lahmacundan kesinlikle bıkmışlardır. çünkü hemen her taşınan, en kolay yöntem olduğu için lahmacun getirtir. ne bileyim köfte ekmek bile farklı gelebiliyor adamlara. yaratıcı olun.

    taşınma gününden önce ;

    eşyalarınızı kendiniz toplayın !
    evet bazı firmalar ambalajlı taşıma yaparlar. siz sanki günlük olarak, bakkala çekirdek almaya gitmiş gibi evden çıkarsınız, onlar da her türlü eşyanızı kutulara felan koyarlar ve diğer evde aldıkları şekilde bırakırlar.

    bu duruma erkekler çok takmayabilir ama bayansanız elbette bu esnada sütyenleriniz, donlarınız, özel eşyalarınız da elden geçecektir. içinizi dışınızı bileceklerdir.

    gerekli malzemeler:
    - düşündüğünüzün 2 katı koli. çeşitli ölçülerde olabilir. her biri işe yarayacaktır.
    (nasıl temin edileceği aşağıda açıklandı)

    - koli bantları (elbette bantları... köşedeki kırtasiyede, nalburda, caddedeki 3,5 liracıda bulunur. 3-5 tane alın.

    - baloncuklu naylon. metre halinde satılır. yapı marketlerde elbette pahalıdır.
    kirli sarı renkli dandik olanları kalitesizdir. küçük dokunmalarla pıss diye söner.
    bu sebeple temiz ve beyaz (şeffaf esasen) olanları tercih edin.

    - dolap kapaklarını bağlamak için biraz kalın ip. (bazı taşımacılar, bazı dolapları sökmeden taşımayı tercih ediyor. konuyla ilgili bir detay aşağıda.)

    - permanent marker kalem. böyle yazınca bi cins durdu.
    koli kalemi deyin verirler. kolilerin, naylonların ve dahî cam gibi sert parlak yüzeylere yazınca, yazısı çıkmayan kalemdir efem)

    - eski gazete. çokca... düşündüğünüzden 5 kat fazla olsun. şaka yapmıyorum.
    eski bulamıyorsanız yeni de olur.
    gazete biriktirmek istiyorsanız, birkaç hafta önceden ve sadece pazar günleri hürriyet gibi gazeteleri 5'er 10'ar alın. zîra pazar günleri yanında ek olarak bi ebemi vermiyorlar !

    - yıldız ve düz uçlu tornavida. elektrikçi bantı. kurbağacık, ayarlı pense gibi bir alet. illâ ki gerekli olacağından eşyaların arasında bi yerlerde değil, elinizin altında bulunsun.

    kolileri nereden temin edebilirsiniz ?
    çok paranız varsa gidip yapı marketten satın alın ! dünya para verin, sonrasında evde saklayamayacağınız için çöpe atın !

    eskiden bakkal muharrem amca'ya söylerdik ayarlardı kolileri...ama günümüzde hep marketler var.

    mahalledeki markette reyon görevlilerine danışın.
    yerel marketlerin çoğunda mallar belirli sabahlar gelir, erkenden yerleştirilir,
    kolileri ilgili adam biriktirip anlaşmalı olduğu çevre dönüşümcüsüne satar !
    (istanbul'da bim markete sormayın, onlar doğal olarak kolileri istanbul büyükşehir belediyesine veriyor ! ne de olsa organik bağları var. hem zaten bimin kolileri genelde yarısına kadar kesik olduğundan işe yaramaz. reyonda koliyle ürün sergilediklerinden :)

    efenim, bu reyoncu yetkili arkadaşla başarılı iletişim kurup rica ederseniz, size ihtiyacınızdan daha çok koli ayarlayabilir. bi sigara paketi ya da bedeli kadar bahşiş verin artık !

    paketleme:
    kırılabilen eşyaları mutlaka gazete kağıtlarında sararak, küçük ıvır zıvırları da bir düzen halinde kolilere koyun.
    gerekli kolilerin üzerine "dikkat kırılır !" yazmayı ihmal etmeyin. kutuların içinde ne olduğunu siz biliyorsunuz, gelen amcalar değil !

    bardak gibi kırılgan nesneleri plastik çamaşır sepetlerinize yerleştirebilirsiniz. koliden daha güvenlidir.

    kolilere ve torbalara o kalın kalemle, büyük harflerle hangi odaya ait olduklarını mutlaka yazın!
    mutfak, yatak odası, salon vb...
    bir de elemanlara yeni taşınılan evde yatak odası, çocuk odası ayrımını yapın, bildirin.
    bir kere söyleyince her kutu, koli, çuval ilgili odaya gidecektir. yazmazsanız siz uğraşırsınız. her seferinde sormak için sizi bulamayabilirler.
    taşınma işlemi çok hızlı gerçekleşir ! unutmayın !

    yorgan yastık ve giysileri koli yerine, özellikle tekstilde kullanılan, çok büyük boy, sağlam taşıma torbalarına koyun. ağız kısımlarını büzgülü olarak ve kolayca tutulabilecek biçimde bantlayın. büyük olsun...en büyüğünden. üzerlerine ait oldukları odaları yazın ! tekrarlatmayın !

    büyük ve ağır olsalar da elemanlar bunları koparma ve silkme dalında bi şampiyonmuş edasıyla taşıyabiliyor !
    bu torbalar kolay kolay yırtılmaz. yarı şeffaf olanları tercih ederseniz, içindekileri görüp yerleştirmeniz kolay olacaktır.
    iri boy, çıkmayan keçeli kalemlerle (marker diyorlar, permanent yazsın üzerinde kalemin, taşınırken silinmez !) bu torbalara da ait oldukları odayı yazın ! höt !

    her türlü dolap kapaklarını sabitleyin ! (elbette taşınabilir ve size ait olanları... elalemin mutfak dolaplarını bağlamayın)
    bunun için kalın paketleme iplerini kullanabilirsiniz.

    aksi durumda bu taşıyıcı amcalar koli bantını alıp dolabın etrafında dönüyorlar. yerleştikten sonra bant izlerini çıkarmanız haftalar alıyor.
    çoğu zaman bant gider izi kalır ! mobilyanın boyasının da yıpranması cabası.

    gardrop gibi şeyleri sökmeye kalkmayın. onlar sizden çok daha pratik yapıyorlar ve zaten fiyata dahildir.
    tüm halıları rulo yapıp koli bantıyla sarın. yerde bişey kalmasın.
    ıvır zıvırları ne kadar toplu tutarsanız taşınma işlemi o kadar kısa sürer. ortalıkta küçük şey bırakmayın.

    paketlemede ne kadar büyük ve iri koliler çuvallar yaparsanız taşınma hızla biter !
    küçük koli ve torbalar, elemanlar tarafından hiç sevilmiyor !
    böyle durumlarda yere kocaman bir örtü serip, tüm küçük ıvır zıvırları söylenerek dolduruyor, fil kadar olan bu devasa kütleyi sırtlayıp kamyona götürüyorlar !

    evet, senin ve amcaoğlu, dayıoğlu, güllüoğlu bütün oğulların bir araya gelse taşıyamayacağı kütleyi kalın halatlarla sarıp hop diye kaldırıp götürüyorlar ! öylece bakakalırsın...

    taşınma sırasında :

    sadece dikkatle izleyin. birşeyleri taşımaya çalışmayın.
    sizin eş-dostla 4 kişi, yarım saatte taşıyabildiğiniz 110 kiloluk no-frostu
    muhtemelen şîvesini beğenmeyeceğiniz bir adamın, battaniye ve palaska kuşağı marifetiyle zerafet içinde,
    4. kattan nasıl geri geri ! inip, 3 dakika içinde kamyona yüklediğini göreceksiniz.

    neyi nasıl taşıyacaklarını, kamyona nasıl yerleştireceklerini sizden çok daha iyi biliyorlardır.
    "önce kanepeyi götürün" felan demeyin, adamların işine karışmayın !

    kitap, ansiklopedi vs taşımak bütün taşıyıcı amcalara çok zor geliyor. çünkü gerçekten küçük ama ağırlar !
    zaten bu kadar bilgi yüklenmeyi göze alsalarda doktor mühendiz felan olurlardı !
    her kitap kolisini alan eleman "öğretmen misiniz ?" diye soracaktır. he deyin geçin.

    insanlara keko, kıro muamelesi yapmayın. her zaman için bir insana nasıl davranırsanız, öyle karşılık görürsünüz.
    onlara bir adım saygıyla yaklaştığınızda, size 5 katı saygı gösterirler. insan olun !

    taşıyıcılar yazın sıcakta kokabilirler...kışın da kokabilirler...
    her ne kadar bu amcaların kokması nakliye işiyle doğrudan bağlantılı olmasa da birkaç saatliğine koku olayına katlanacaksınız artık.
    o kadar eşyayı siz taşısanız siz de kokarsınız.

    çok küçük zararlar yüzünden polemiğe girmeyin. örnek : ampul kırılması...bardak çatlaması...
    üç kuruşluk şey için sinirlerinizi bozmayın, ortamı germeyin !
    eşyanız çok değerliyse tamamen kendiniz taşıyın.

    çoğu eleman, şirketle sözleşmeli, sgklı falan olmayan, bildiğin yevmiye ile serbest çalışan birileri olduğundan "eşyana da sana da ...." biçiminde bir cümle eşliğinde üzerinize yürümesin...gergin ortam yaratıp hayatınızı tehlikeye sokmayın.

    insanlara güleryüzlü, kibar davranırsanız karşılığını iyi hizmet olarak alırsınız. mümkünse emir kipiyle konuşmayın. herşeye karışmayın ! onu öyle tutma, bunu şöyle taşı ! diye müdahale can sıkıcıdır.

    elemanlar kendiliğinden bir "ara" vereceklerdir. dinlenecekleri zamanı kendileri belirler.
    bu sırada, kola, su, çay vs ikram ederseniz hoşnut olurlar.
    bunun için mümkün olduğu kadar plastik bardaklar kullanın. cam bardaklar kırılma tehlikesi, takip edilip, toplanıp yıkanması gibi sebeplerle akılcı değildir.

    her işin bi yolu yordamı var...uyarsanız ne kadar kolay olduğunu görürsünüz.

    not: bir yerlerden bir kamyon, amele pazarından da 3-5 amele tutarak asla daha kârlı olmazsınız. unutun.
    nakliye şirketlerindeki elemanlar eşyayı nasıl taşıyıp istifleyecekleri konusunda deneyimlidir.
    her doğu'lu vatandaşımızın amele olmadığı gerçeği gibi, her amele ev eşyası taşıma konusunda uzman değildir.
    nakliye şirketi elemanları birbirlerini tanır, güç ve yeteneklerini bilir ve uyum içinde çalışırlar.
    hatta çoğu birbiriyle akrabadır.

    eyyorlamam bu kadar. hadi iyi günler.

    edit, günümüzde daha modern (ve tabii ki daha pahalı) nakliye şirketleri eve keşif için personel gönderiyor.
    bu personel eşyanızı görüp, hangi kamyonlarıyla taşınacağına karar verir. bu arada size elindeki tabletten eşyaları nasıl sarıp taşıdıklarına dair fotoğraflar göstereceklerdir.
    bazı firmalar, sanayi tipi kocaman baloncuklu naylonlarla özellikle kanepe, dolap gibi büyük eşyaları sararlar. içine 4 cesetin sığacağı büyüklükteki varillerle sizin büyük sandığınız kolileri doldurup taşırlar...iyi birşeydir. sormayı ihmal etmeyin.

    hadi hayırlı taşınmalar.
1 entry daha