şükela:  tümü | bugün sorunsallar (6)
13009 entry daha
  • gelin sizle iyi - kötü kavramlarının beyinde nasıl şekillendigini,
    inancın beyinde nasıl oluştuğunu, bilincin kendiliğinden nasıl varlığını sürdürdüğünü ve hayata dair etkilerini bi konuşalım.

    düşünüyorsun değil mi? çünkü düşünebiliriz, evet hepimiz, farkındalık duygusu olan her canlı hatta.

    ne dedim düşünüyorsun değil mi evet düşünebiliriz. çünkü hepimiz ortalama 1400 gr ağırlığa sahip bir organa sahibiz.

    seni sen yapan şey karakterini veren şey evet yaşıyorum şu an evimdeyim ve ismim bu diye sana farkındalık kazandıran şey beyindeki ras, hyphocampus ve frontal korteks, corpus mamillare denilen bölgelerin birlikte çalışması ile gerçekleşmektedir. biz buna assosiation deriz. bu iliskinin yurutulememesi halk arasinda bitkisel hayat diye tabir edilen bir deyim. tıbbi ismi de türkçede komadır. bunlar olmadan bir beden yaşar ama hasta bilinçini yitirmiş kabul edilir. yaşamasının tek sebebi solunum - dolaşım - vucut sıcaklığı düzenlenmesi gibi bilinç dışı faaliyetleri yürüten beyin (serebrum) bölgelerinin halen çalışabiliyor olmasıdır.

    dikkat edersen düşüncelerinin bile daha tartışmaya bile başlamadan varlığı zaten somut olan sana farkındalığı veren ve görüntüleme yöntemleriyle incelenebilir olan nöronların tarafından oluşturulduğunu ve 5 adet duyu organından edindigin verilerle şekillendirilerek üretildiğini görebilirsin. düşünce ilk nasıl üretildi ilk ne düşündük gerçekten düşünce soyut temellere mi dayanır konusuna girmiyorum çünkü cevabı evrenin varoluşuna dek yazmayı gerektiren esasında çok uzun bir alanı kapsamaktadir ama yazmayı düşünüyorum bir gün.

    şöyle örnek verelim konuya, bak burda felsefe yapmiyoruz verilerden konuşuyoruz şimdi dikkatle dinle. sana ne dedim "seni sen yapan sana bilincini veren ve karakterini veren beyin bölgelerin ras, hyphocampus ve frontal kortex bölgeleridir ve bunlar beyinde yakın ilişki halinde bulunur." şimdi seni klonladığımızı farzedelim. klonun ile yan yana duruyorsunuz soruyorum ama "sana soruyorum" diyorum ki ikinizden birini öldurecegim kimi seçeyim. bana diyeceksin "klonu mu elbette öldür neden beni oldureceksin ki !!" niye onu dedin oysaki her seyiniz aynıydı? çünkü klonun senin yaşadıklarını yaşamadı senin sevdiğin kızı sevmedi o sadece bir klon bilinç düzeyi henuz sadece yaşadığını hissediyor çünkü dünyaya bile daha yeni geldi. kör bir insana beyaz rengi nasıl anlatabilirsin? oysaki sen beyninde isimlerini saydığım bu 3 bölge ile hayatı tecrübe ettin ,senin sen olmanı senin sana ait olmani ve bunu bilmeni sağladı. etrafından edindigin çevresel faktörler ile sekillendirdigin kendine ait zevklerinin olmasını sağladı. en sevdiğin renk sevdiğin insanı ilk kez öptüğünde gördüğün gökyüzünden dolayı mavi idi belki de. oysa klonun henüz daha yeni mavinin bir renk bile değil ışığın bir türü olduğunu öğreniyordu.

    şimdi maceramızı burda detaylandıralım.
    bir gün beyin cerrahi mikrocerrahi açısından inanılmaz bir noktaya geldi diye kabul edelim yıl olsun 3000. senin frontal, ras, hypocampus dediğimiz seni sen yapan bölgelerini değil klonuna hiç sevmediğin bir arkadaşına bile operasyonla aktarmayı basarabilirsek ve kimi oldurelim diye tekrar sorarsak vereceğin cevabin kendi bedenini arkadaşının vücuduyla işaret ederek onu öldür tabiki olacağını biliyor musun, artık biliyorsun. sana söyledim farkındalık, bu benim, şu an ağlayan benim, evet bu benim başıma geldi, ismim bu, cinsiyetim bu dediğin beyin bölgelerindi senin. burda şunu düşünmeni beklerim ruh diye tabir ettigimiz şey aslında bir yanılsama mi? düşüncelerim bile beynimdeki nöronlarım ile oluşuyorken ruh kelimesini söylemek için bile nöronlarımı kullaniyorsam o kelimeyi bile icad eden şey nöronlarım ise ve beynimin bu bölümleri olmasaydı bir bitkiden farkım olmayacaksa hiç sevmedigim arkadaşımın bedenine aktarildiginda kendi bedenimi öldür diye işaret edeceksem ruhum nerede gizli varlığı gerçek olabilir mi baska bedende kendim gibi hissedeceksem o nerede ? düşünmeni beklerim.

    uzun yıllar boyunca sen daha doğar doğmaz gelişmeye başlayan, etrafındaki uyarılar, insanlar, çevren, inanç yapısı, sana yapılan iyilik ve kötülükler ile şekillendi o bölgelerin ve seni sen yaptı seni bizden ayırdı karakterini verdi. bir bebek 0 ile 1 yaş arasında annesi tarafından emzirilmezse ve düzgün bakım almazsa özgüven eksikliği olan asosyallikten paranoid sizofreniye kadar ilerleyen bir risk grubuna girer bunu biliyor muydun. çünkü güven duygusunun temelleri hayatın ilk 12 ayında atılır. dışarı çıkmış sekillenmeye hazır bir beyin ve karnı aç bir beden ne yapar. yalnızca ağlar. anne ne yapar emzirir ve bakımını üstlenir bilincinin farkında o yaşta olmasan bile beyin der ki karşılığında hiç bir şey vermiyorum ama benimle ilgilenen biri var bu şey her neyse o benim için her şeyi karşılıksız yapıyor şeklinde öğrenir. bu dönemi sıkıntılı geçiren bir bireyinin paranoid sizofreni olma ihtimalinin arttığı bilimsel çalışma ile literatüre geçmiştir.

    psikiyatride tanrı nedir bu kavram nasıl oluşturulur?

    esasında tanrı kavramı hayatın ilk 2 - 2.5 yılında annedir. her insan tanrıyı annesi olarak bilir çünkü her istediğini yapan her ağladığında her kötü hissettiğinde yanına gelen uzun saçlı gulunce ağzında beyaz beyaz 32 tane şey görülen ve onu sürekli kendi üzerinde taşıyıp besleyen bakan biri vardır. doğumdan itibaren karakter açısından 0 km olan bir beyin 2.5 yil boyunca bu ritueli her gün defalarca yaşar bu nedenle anne onun için kurtarıcı bagislayici sevecen besleyen bir varoluştur. bilinç kazanildikca benlik farkındalığı ve cinsiyet ayrımını iyice fark ettikçe beyin, tanrı olan anne 3.5-4 yaşlarında "anne nedir" sorusunun tam karşılığını alır ve anne olarak beyinde kalıcı yerine oturur ve boşluk oluşur. inanç mekanizması buradan icad olmuştur. sayısız inanç şekli doğmuştur hiç bir bilgi birikimi olmayan bir insan elinde mizrakla gökyüzüne bakıp gök tanrı olsun bari demiştir. bunu hiç bir bilgisi olmadığı için o zamanın şartlarıyla boşluğu doldurmak için arayış içinde olduğu için demiştir. bazısı bunu objelestirip put demiştir. bazısı doğadaki bir hayvanı üstün görüp örneğin fili bundan etkilenmiştir. o zamanlar beyinler bilgi seviyesi yönünden çok kıt ve karanlık en karanlık dönemlerindedir haliyle bu doğal karşılanmalıdır. çok daha zeki olanları ise insanları belli bir düzene getirmek için büyük dinleri oluşturmuştur. düşünün bundan 2000 yıl önceki bir insan beynini düşünün evrende var olan bilgi miktarı ile kiyaslayin o zamanlar ki bilgi miktarını hayal edin ve inanç sistemi oturtulamayan sadece aç kalmadan yasayabilmek için yaşayan çok basic bir beyine sahip yüzbinlerce insan hayal edin bir inanca yönlendirmek ne kadar zor olabilir mantık ile kiyaslayin. günümüzdeki bir reklam şirketi yöneticisinin 2000 yil önce geriye gönderilmesinin apple diye bir din olarak yansımasının hiç de zor olmayacağını hayal edin şu anki zeka ile o an ki zekayi kiyaslayin, zor değil.

    bu yüzden inanç sistemleri doğmuştur. çünkü psikiyatrik anlamda tanrı kavramı olgusunu yitiren annenin yarattığı boşluk oldukça büyüktür. bu yüzden annenin de evren karsisinda hatta dunya karsisinda kuvvetsiz kaldığını fark eden insan yavrusu şu ana kadar sırtını dayadıgı yegane canlının en üst şey olamadığını fark eder. o zaman en zayıf anda kime gidilecektir kimse yokken kimden yardım istenecektir. tabiki hepsi doğadaki bulunan materyallerle tariflenen bir soyutluktan veya buyuk kutsal kitaplarda bizim bilemeyecegimiz bir şey olarak tariflenmis salt bilgilerden. din kümülatif yani birikimli ilerleyen bir icaddir. bu nedenle insan zayıf olduğu bir andan olumlu sonuç ile çıktığında bu hisse daha çok bağlanır veya gizli kötülük yaptiginda başına başına kötülük gelmesidir olayları hep iliskilendirmeye çalışır. bu herkesin günümüzde bile başına gelen şeylerdir. alt küme olarak "kalbim temiz o yüzden mehmetin oğlu surayi kazandi bildim ben" örnek verilebilir. din ile arasındaki tesir değeri farkı çok fazla olmasına rağmen çıkış mekanizmasi açısından tamamiyle aynıdır aslında. şunu demeyin inançsız insanlar o boslugu ne ile dolduruyor peki? burda şunu karıştırıyorsunuz inancsizlik bir inanctir. inanmak kelimesinin sadece din kelimesinin sıfatı olmadığını fark ediniz.

    yani anneden sonraki tanri kavrami boslugu.......... işte burası çok önemli insan inancı, bagnazligi ,kara cahilligi ilerde hüloooğğ deyip demeyecegi tam bu noktada başlar. etrafı çevresi ailesi cahil kaba kötü kalpli düzenbaz alkolik olan bireylerin yetenekleri ve inançları sonsuz olasilikla gideceği yere esnetilir. ilerde çok iyi bir avukat olma potansiyeli olan bir birey kahvede futbol tartismasinin profesoru olabilir. çok iyi cerrah olacak bir beyin eşini 12 yerinden bıçaklayan bir koca olabilir. çok iyi bir borsacı olacak beyin çay parası vermeden gitmenin hesabını yapan bir tip haline gelebilir.

    yüksek ihtimalle türkiyede dindar olur ailesi iyi bireylerden oluşuyorsa dindar olur ve iyi biridir. hepinizin etrafında böyle tipler vardır. aile dindar degil dinci veya icten sapkın , çevre ve alışkanlıkları bozuksa şu anda ülke gündeminin esas sorunlarının kaynağının temeli olur. o yüzden bi çok insanla tartışmak saçmalıktır çünkü ugrastiginiz şey hiç kazanamayacaginiz bir mucadeledir bir beyin uzun yıllarca bu örüntüyü kendine doğru olarak kabul etmiştir ve uygulamistir. artiz ne arar la bazarda diyen veya hüloooğğ diyen teyzeye saygı duyup ömrünü tamamlamasini beklemekten başka seçeneğiniz yoktur. ancak dogal seleksiyonla duzelecektir ama kimin elenecegi de çok tartışmalıdır. işin en kötü yanı bu çağda yaşayan insanlar bu seleksiyona şahit olup bunu çekecek olan 21.yy nesil insanlar olarak şanssız olmamızdır. degismeyecektir o insanlar degisseydi bu yazı yerine başlık şu anda fitratinda var çünkü diye entry girerdim. anlatabildim mi.

    ne demiştik kötülüğün kaynağı nedir?

    sensin, benim, aile, çevren, senin doğmandan itibaren şu ana kadar yaşamış olduğun tüm hayat. beynin ,hücrelerin öyle öğrendin öyle gördün. seytanmis ne şeytanı sana şeytan düşüncesini icad ettiren ve söyleten şey bile somuttur beynindir. şeytan sensin aslında farkında mısın cenneti yaratan da sensin cennet dediğin zaten dünyada olan objelerle tarifledigin bir yerden öte bir şey değil. üzerine sahip olamayacağın hayallerini eklediğin bir yer cennet yaslanmamak gibi.

    etkisiz tepki oluşmaz kötü bir hayat yaşayarak büyütülen, terbiye saygı sevgi ortamında bulunamayan bir çocuk bir beyinde biter her şey tüm yasanacaklar ,yasatilacaklar. aşırı sevgi ihtiyaç karşılanması da çocuğu şımarık asosyal özgüven yoksunu bir birey yapabilir. her şey ters de olabilir yani.

    farkındalık insana üzüntü verir, daha çok düşünen daha çok üzülür. o yüzden ülkemin sosyokültürel seviyesi yüksek gençleri şu an aslında mutsuzlardir. her şey olumsuz gelecek kaygısı üzerine ben kimim sorusuna verilmesi gereken cevapta kendini bulamama gibi bir sürü sorunla cebellesmekte şimdiki genç nesil. mutsuzdur çünkü farkındadır. dağdaki çoban farkında değildir, mutludur. mutsuzdur çünkü farkında olmayan insanlar onların hakkında karar vermektedir. belli bir noktada başarı sahibi olmayan insanların düzenledikleriyle yaşamaya mecbur kalmalarıdır.

    her neyse anlatmaya çalıştığım iyilik kötülük öğrenilen ve yontulan bir kavramdır esasında yoktur. bir toplum kendi kendine bunu öğretir ve öğrenir. zamanla sonuclarini gorerek toplum baskısını ile ahlak düzenini oturtur. ortalamanın üstüne zarar veren davranış kötü atfedilir altı iyi atfedilir. din bir başka evrenin seksi olabilir.

    kaynak yoktur, kötülük biziz biz sekillendirmeye devam edeceğiz, cok ama cok zor bir doğruda ilerlemekte dünya duzeni eski spontan mutluluklar artik daha zor yasanmakta olusturulmakta. o yuzden eskiden taso oynayan, sulugoz cigneyen, msn kullanan nesildik diye capsler dönüyor mesela. çünkü o zamanlar her şey güzeldi hatirlayinca akla ülkemin şu anki durumuna benzer olup hatırlatacak sorunlar eşlik etmiyor çünkü o hatiralara insanlar haklı olarak özlemekte. ruhu bozuldu ülkemin insanlarının çocukluğuna dönmek istiyor herkes anarken gözleri doluyor geçmişi. komşunun balkonundan su içtiği, annesinin maçın ortasında yemeğe cagirmasini, tv de çiçek taksi avrupa yakası parliament sinema kuşağı batman olmasini. su örnek bile huzur yönünden ne kadar kalite farkı olduğunu günümüzde gösteriyor kalite kastım mutluluk ile koreledir ana haberde böcek çıkan pastanenin ilk haber olduğu dönemler işte. survivora her gün bir debe yazıklar olsun. ama üzülmüyorum çünkü siz öyle yetistiniz sizi degistiremem beyin yapınız öyle şekillendi ve uzun yıllarca siz büyürken sizin eğitim duzeniniz manipüle edilerek tam istedikleri kıvama getirildiniz veya öyle olmamis olsanız bile cevrenizden o şekilde egitildiniz.

    sizin için istediğim tek şey,
    umarim farkında olursunuz.

    edit:
    yazının farklı halini başka başlıkta yazmistim içeriğini değiştirdikçe burada kalmasının daha uygun olduğunu düşündüm.

    edit2:
    birkaç ekleme ve imla.
    bir yazarımızın uyarısıyla terminoloji hatasını fark edip düzelttim kendisine burdan teşekkür ederim.
24956 entry daha
hesabın var mı? giriş yap