13405 entry daha
  • 6x02, genel olarak yavaş tempolu ama çok önemli olayların yaşandığı bir bölüm oldu.

    --- spoiler ---

    bölümün ve hatta dizinin en önemli olayından başlamak gerekirse, yüzyılın en kötü saklanan sırrının nihayet ortaya çıktığını söyleyebiliriz. benim, şahsi kehanetim dirilme olayının 3. bölümde, tower of joy sahnesiyle paralel olarak olacağına dairdi ama yapımcılar, bunu 2. bölümün sonunda, biraz da bölümün ağır temposuna tezat oluşturacak şekilde yapmayı seçtiler. iyi de ettiler, o ceset biraz daha öyle ortalıkta yatsaydı, belediye ekip yollayacaktı "hacım bu nedir" diye.

    geçen haftaki melisandre konulu entymde (#60179827), diriltme gücünün mel'de değil tanrısında olduğunu ve bunun nasıl olacağının pek önemli olmadığını anlatmaya çalıştıydım ki, diriltme sahnesi de bu dediklerimi onaylayacak şekilde oldu. ne kolyeyi gördük parlarken, ne de mel, jon'a fıstık ezmesi sürüp yalamak gibi fantastik işlere kalkıştı. hatta ritüelin sonunda, mel'in "yok bu çalışmaz artık sanayide parçalarını satın" diyerek ortamdan uzaklaştığını bile gördük. öyle ki, davos'un "sikmişim tanrıları" söylemi ve george martin'in, "tanrılar konusunda skeptik birisiyim" söylemlerini de göz önüne alırsak, jon'un dirişinin bizim tahmin ettiğimizden farklı bir olay olduğunu bile söyleyebiliriz. yani, jon'u geri getiren büyü, mel'in tanrısı lord of light'a değil, başka bir güce bile ait olabilir (others?). bu konuda elimizde fazla bir veri olmadığı için daha fazla spekülasyon yapmaya gerek yok ama nedense "cenab-ı r'hllor'un takdiri" açıklaması bana tatmin edici gelmiyor. işin içinde başka bir iş var bence.

    jon ile ilgili en önemli ayrıntı, diriltme sonrası kendisinin nasıl bir karaktere sahip olacağı. (bununla ilgili detay için #60152412). promo'daki "size tanrı gibi bakıyorlar" lafından çıkarabildiğim kadarıyla, kendisi daha karanlık bir kişilik olacak ki, bu da grrm'in evreniyle örtüşen bir şey. onurlu, yakışıklı, süt oğlan jon'un gidip yerine intikam ateşiyle yanan, hafif sayko bir elemanın gelişi maester aemon tarafından da çok önceden öngörülmüştü: "kill the boy, jon!".

    (gerçi ben, measter aemon'un orospu çocuğu olly'den bahsetmiş olmasını umuyorum. yani jon'un ilk işi "kill the boy" lafını dinleyip, olly'i kazığa oturtmak olursa tadından yenmez amk)

    önümüzdeki bölüm, tower of joy ile beraber, jon'un geçmişinin üzerindeki perde de kalkabilir. kendisinin bir targaryen ve iron throne'un varisi olduğunun ortaya çıkmasının sonuçlarını şu an öngörmek biraz zor. ancak, bu bölümde tyrion'un ejderhalarla muhabbeti kurması beni kıllandırmadı değil. dizi, tyrion'un da bir targaryen olduğu ve daenerys ve jon ile beraber 3 ejderhaya hükmedeceği bir sona gitmiyor de mi lan? çünkü, böyle bir son, biraz fazla tolkienesque olur ve grrm'in "iyiler, kötüleri yenip mutlu mesut yaşadılar" türünden sonlardan hiç hoşlanmadığını biliyoruz.

    tyrion'un, ejderha sahnesi aslında saçmaydı. daha doğrusu, tyrion'u, böyle bir delilik yapmasını gerektirecek altyapı dizide hiç bir şekilde işlenmedi. zaten, tyrion da bunun farkında olsa gerek ki, varys'e "bir daha böyle bir angutluk yaparsam benim ağzıma terlikle vur he mi?" dedi. şu haliyle, tyrion'un şarabı fazla kaçırıp "tut bak şu kadehimi bak ne yapcam şimdi" diyip, gidip ejdarhaya pandik atmaya çalışan ergenden bir farkı yok gözümde. her ne kadar, kitapta, tyrion'un da bir targaryen olabileceğinin ipuçları olsa da, dizi bu konuyu hiç bir şekilde işlemedi. ejderhaların tyrion'u yememiş olması, onu bir targaryen yapmaz ama bu noktadan sonra bu teorinin destekçilerinin gaza geleceğini öngörmek zor değil.

    jon snow, spotları üzerine çekmiş olsa da, geçen hafta dorne'da yapılan darbeden sonra bu hafta da, bolton ve greyjoy yönetimlerinde 28 şubat sürecinin sonuç verdiğini gördük.

    ramsey'nin yaptığı darbe, bana göre, dorne darbesi gibi oldukça temelsiz bir hareket oldu. herşeyden önce, ramsey, roose bolton'un karısı walda frey'i öldürerek, boltonları bulundukları konuma getiren freylere ihanet etmiş oldu. dizide pek işlenmese de, kitapta freyler önemli bir askeri güce hükmediyorlar ve boltonları kuzeyi ellerinde tutabilmelerini biraz da bu güce borçlular. bu hareket kitapta olsaydı, ben bir frey isyanından bahsedebilirdim ancak dizide böyle bir şeyin olmayacağını tahmin ediyorum. ramsey'in, "umber ve karstarklar bize yeter" söyleminden anlıyoruz ki, kendisi ya sayı saymayı bilmiyor yada hala "bana 20 iyi adam yeter" kafasında.

    "jon snow'un geri geldiği ve sansa stark'ın ortaya çıktığı bir ortamda, boltonların piçinin peşinden savaşa gidecek aileler" listesi, tahmin edeceğiniz üzere pek uzun olmayacak. kitapta, kuzey aileleri daha bu olaylar olmadan boltonların altını yavaştan oyuyorlar ama dizi bunu hiç işlemedi. (bu noktada, "bir rickon stark vardı lan ona noldu?" diye soranları tebrik ediyor ve rickon'u en son gördüğümüzde bran tarafından, osha ile birlikte umberların memleketi last heart'a gönderildiğini hatırlatıyorum. eğer osha, bran'ın lafını dinlediyse, ramsey'in güvendiği ailelerden birisinin elinde rickon da olabilir.) dizinin, jon snow vs ramsey bolton savaşına gittiğini trailerlardan biliyoruz ama bu savaşta kim kimi destekleyecek onu hep beraber göreceğiz. kitabın dinamikleri, ihanete uğrayan freylerin ve sansa stark/jon snow ortaya çıkıp roose bolton'un öldüğü bir ortamda, umber ve karstarkların ramsey'i desteklemelerinin mümkün olmamasını gerektiriyor ama dizi biraz daha çekişmeli bir mücadele olsun diye bunu böyle işleyebilir. ramsey, jon'a "siz çok güçlü oldunuz umberlar bizde kalsın" diyebilir.

    mübarek diziyi sanki kenan evren yönetiyor, nereye baksak bir darbe oluyor. 2. haftadaki 3. darbemiz yine başka bir hayırlı akraba tarafından yapıldı. euron greyjoy, gelip abisi balon'un uçan balon olup olmadığını teste tabi tuttu. (özür diliyorum bu espri için). kitapta, balon, köprüden düşüp ölüyor ve ertesi gün euron, memleketine dönüyor ama onun abisini kendi elleriyle öldürüp öldürmediğini bilmiyoruz. ama bu cinayet sonucunda, iron island'ın yeni hükümdarının seçileceği kingsmoot'ta, euron greyjoy'un başa geleceğini biliyoruz. spoiler vermek gibi olmasın ama, hatırlarsanız geçen hafta, daenerys'in gemileri damdan düşmüş gibi yakılmıştı. bu hafta da, alemlerin en güçlü donanmasına yeni bir müdür atandı. üstüne bir de yara greyjoy'un, "biz westeros'u kendi başımıza istila etmek isterken harcanıyoruz" söylemini ekleyin. ne çıktı ortaya? yaaa.

    aynı greyjoylar gibi sahalardan uzun süre uzak kalan bir başka karakter de, bran'dı ve görüyoruz ki kendisi eşşşek kadar adam olmuş. hatta, mağaradan çıkıp meira ile konuştuğu sahnede, hatun arkasını dönüp "tövbestağfırla, nolmuş lan sana?" dicek sandım. ama hatun, kendisi dışarda otururken bran'ın sevimli veletten, sivilceli ergene dönüşmesini normal karşıladı. neyse.

    bu noktada, bran'ın winterfell flashback'i yaptığını gördük ki, önümüzdeki hafta hepimizin hayatına girecek olan lyanna stark ile de tanışmış olduk. tower of joy, öncesi karakter tanıtımıydı burası. hodor'un hodor olmadan önceki yıllarını görmek güzel bir sürprizdi. kendisini hodor'a dönüştüren olayın ne olduğu da cevap bekleyen ilginç sorulardan birisi olmaya devam etti.

    ekleme: 3. bölümün promosunu şimdi izledim ve house umber'dan elemanlar ramsey'e gelip "sana bir hediyemiz var" diyorlar. büyük ihtimal o hediye, yazıda tahmin ettiğim üzere, rickon stark.

    --- spoiler ---
29488 entry daha
hesabın var mı? giriş yap