şükela:  tümü | bugün
49 entry daha
  • diğer yazarlar çeviriden dem vurmuş ki bende katılıyorum bu eleştiriye. tamam tahsin yücel çevirdi ama bari siz birazcık revize edin be kardeşim. artık nerdeyse türkçeleşen “absürd” kelimesinide ne olur “uyumsuz” diye çevirmeyin. bari “saçma” diye çevirseydiniz daha iyi olurdu. neyse…

    kitabın yazarı, bir varoluş problemi ve kendince cevaplanması gerçekten önemli bir sorun olan "intihar" sorununu çözmeye çalışıyor. kitabın ilk cümlesi "intihar" sorunuyla başlıyor ve kitap boyunca bu sorunu çözüme kavuşturmak için çeşitli argümanlar sunuyor. yazar, felsefenin ele aldığı diğer konuları ikincil sayar. çünkü yaşam konusunda karar veremedikten, yaşamı güçlü bir şekilde onaylamadıktan sonra, diğerlerini düşünüp durmanın, kılı kırk yarmanın ne anlamı var? düşüncesinin etrafında durarak sorusunu açıklıkla ortaya koyuyor.

    kitap boyunca yazar, uyumsuz(absürd) kişinin kim olduğunu çeşitli örneklerle anlatmaya, açıklamaya çalışmıştır. bir yerde erdemli birinin öz kız kardeşine göz diktiği varsayımından hareketle bu kişinin uyumsuz olduğunu söyler. çünkü yaşamı boyunca taşıdığı ilkelerle eylemi bir tezat oluşturmuştur. burdan hareketle çevremizde gösterdiğimiz davranışlarımızın hepsinde karşılaştırmalar yaparak zıtlıklar saptanırsa o eylemin uyumsuz olduğu sonucuna varırız der.

    yazar sorunu belirledikten sonra asla şüphe edemeyeceği bir kaç şey sıralar. benliğinde hissettiği belirsiz özlemleri çözme isteği bunun sonucunda da bilincin ortaya çıkması ve uygun olma isteğinden başka herşeyi çürütebileceğini söyler. aynı zamanda eksikliğini hissettiği bu özlemlere en azından şimdilik ulaşamayacağını, dünyayı akla ve mantığa uygun ilkelerle uzlaştırılamayacağınıda kabul eder. insanda yalan ve umut olmasaydı kendisinde varolan bilinç hasebiyle etrafa nasıl uyum sağlayacağı sorununun üstünde durur. eğer insan dışında dünyada herhangi bir nesne olsaydı bu soruların bir anlamı olmadığı tespitini yapar. tiyatro örneğiyle bu savını pekiştirir. tiyatro oyuncusu oyuna kendini kaptırarak sadece kendisine biçilen rolü oynar aynı şekilde izleyicide sadece olan biteni izler. ama oyuncu niçin bu oyuna devam ettiğinin bilincine varırsa ya da seyirci neden orada bulunduğu bilincine varırsa oyuna hayran olmayı bırakarak uyumsuz(absürd) olur. yani bilinçli olmak uyumsuzluğuda beraberinde getirir.

    yazar ölümden 3 sonuç çıkarıyor başkaldırı, tutku ve özgürlük. yazar yapıtının sonunda kitabına da ismini veren sisifos mitinden bahseder. sisifos yaptığı özgür ama kötü eylemlerin cezasını çekmesi için bir kayayı bir tepeye sonsuza kadar çıkarmakla cezalandırılmıştı. ölüm özgürlüğü getiriyorsa sisifos kendi yaptığı eylemlere karşılık zorla cezalandırılması özgürlük müdür? kayayı her çıkarışında tekrar tepeden aşağı düşeceğini bilen ama aynı zamanda rutin işlere başkaldırının getirdiği bilinçle beraber özgürlüğününde olacağını bilen sisifos neden başkaldırmıyor? dünyadayken başkaldırarak bilince sahip olan ama ölüler diyarında bilincinde olup fakat başkaldırmayan sisifos ne kadar tutarlıdır? sisifos'un beyhude çabasına rağmen bir amacı vardır ama özgürlüğü yoktur bu amacı ona yaşama düşüncesini verir ama bilinçli biri önceden biçilen rolleri yaparsa ne kadar uyumsuz olacağını yazar başından beri savunuyor bundan dolayı sisifos'un herşeye rağmen bu şekilde devam etmesi intiharı gerektirirken yazar intiharın gereksiz olduğu sonucuna vararak kanaatimce tutarsız oluyor. ayrıca sisifos'a kayayı tepeye çıkarması için tek bir hak verilseydi ve kayayı yukarı çıkarmayı başarıp başaramamasından bağımsız olarak rastgele bir anda kaya ve kendisinin yok edileceği söylenseydi dünyadaki hayatımız sisifos'unkine benziyor diyebilirdik ama sisifos hikayesinde durum böyle değil ve benzetme de bu sebepten problemli.

    uyumsuzluğunun bilincine varan bir insan kendini kolayca öldürebilir mi? bir insanın kendini her ne sebeple olursa olsun öldürmesi o kadar kolay mıdır? schopenheuer; intiharın bile, yaşamak arzusunun bir reddi olmadığını, reddedilenin sadece acı çekmek ve yaşamın şartları olduğunu söyler. sonsuza kadar acı çekeceğini bilen biri ölümü tercih edemiyorken, sisifos bile absürdlüğüne rağmen yaşamaya devam ederken, felsefesinin götürdüğü yerde cevabını “intihar” olarak bulan bir insan eyleme kolayca geçebilir mi? bence hayır.
86 entry daha