şükela:  tümü | bugün
5 entry daha
  • küçükken izleyip, final sahnesinin kafama kazındığı, ama hangi film olduğunu yirmi yıl boyunca hatırlayamamamın ardından, dün arşivimi kurcalarken şans eseri denk geldiğim ve ekranın karşısına oturur oturmaz "işte o film" diye sevindiğim 1994 yapımı john dahl filmidir.

    --- spoiler ---

    bunca yıl, final sahnesi ara ara aklıma düştükçe, "ulan kadın, adamı tecavüze zorladıktan sonra ahizeyi kaldırıp 911'i aradı, adamın ruhu bile duymadı" diye gülerdim. üzerinden uzun yıllar geçtiği için olduğundan daha karikatürize karakterler hatırladığımı düşünürdüm. oysa ki tam da hatırladığım gibiymiş. dolayısıyla, çocuk yaşta "izleyiciyle bu kadar da dalga geçilmez" diye yaptığım tespitin arkasındayım. evet, hakikaten coen'lerin kara mizah yaparken, kara mizahın kendisiyle dalga geçtiklerini düşünüyorum artık.

    bir de son sahnede posta kutusunda yazan isim mevzusu var. bu sahneyi de bunca zaman hafızamdan silmemişim. o isimlik ki, taşralı kurbanın son çıkar yolu...

    --- spoiler ---

    bu arada film, onun kadar iyi olmasa da, lawrence kasdan'ın body heat filmini andırır. onun bi gömlek üstü de blood simple'dır nazarımda. en iyi femme fatale filmi o da değildir bu arada. bence double indemnity ikisine de açık arayla fark atar. neyse, filmleri yarış atı gibi yarıştırmak da doğru değil. hepsinden ayrı bi tat almaya bakmak lazım sanki...
8 entry daha