şükela:  tümü | bugün
525 entry daha
  • permanent residence vizemizi bugün itibarı ile almış olduğumuz, gelen onay dokumanlarından birinin "we wish you well and hope you will be happy in your new home" diye başladığı "yeni evimiz".

    işlemlere şubat başında ilk adımı atmıştık ve sadece 3 ay içinde vizeyi aldık. asıl macera bundan sonra başlıyor. bakalım neler olacak...

    sık sorulan sorular üzerine edit:

    - henüz sydney'e yerleşmedik, tahminen ağustos içinde taşınacağız, henüz paylaşabileceğim bir izlenimim yok yani.

    - başvuruyu türkiye'den yaptık. vize işlemlerini avustralyada yaşam aracılığı ile yaptık. işlemlerin 3 ay içinde bitmiş olması tamamen bizim zamanlamalardaki şansımız ile ilgili bir durum. normalde 6-8 aydan önce bitmesini beklememek lazım.

    - başvurduğumuz vize tipi "skilled independent 189" ismindeki sınırsız oturma ve çalışma hakkı veren bir vize. diğer sınırlı veya sınırsız süreli kalma ve çalışma hakkı sağlayan, eyalet sponsorlukları gerektiren farklı vize tipleri ile ilgili malesef bilgim yok.

    - skilled independent için mesleğinizin sol listesinde olması kabul edilmeniz için temel şart. meslek derken mezuniyetiniz değil, iş tecrübenizden bahsediyorum. sonrası özetle meslek denkliği almak, ön başvuru, sisteme gerekli belgeleri yükleme, ana başvuru, kabul bekleme şeklinde ilerliyor. detaylar kişiden kişiye çok şey değiştirebilir. www.border.gov.au adresinden sizi etkileyen detayları araştırmanız gerekiyor.

    - ben makine mühendisiyim ve toplam 9 yıllık iş tecrübemin 6 yılı production engineer pozisyonunda oldu. denklik alırken bu 6 yıllık tecrübem üzerinden işlem yapıldı. mühendis olmak çalışma vizesini almak için genel olarak bir avantaj.

    - vizenin toplam maliyeti danışman ücreti ile birlikte 25.000 tl gibi bir meblağı buluyor. bu da demek oluyor ki olaya başlamadan aylar önce ciddi bir para biriktirme işine girilmesi gerekiyor.

    edit 2:

    - bahsettiğim masrafın açılımı:
    5000 danışman
    3000 meslek denkliği
    12000 vize ücreti
    3000 ielts kursu
    2500 ielts (5 inci girişimde gerekli puanı alabildim)
    500 sağlık raporu
    1000-2000 aklıma şu an gelmeyen diğer masraflar

    ayrıca iş ararken sizi orada 6 ay idare edecek bir paranın da hazır edilmesinde fayda var. bu mebla da yaklaşık 50000 tl (aylık 4000 aud)

    edit 3: ilk izlenimler (17.08.2016)

    - sydney çoook güzel bir şehir. hatta gerçek olamayacak kadar güzel. denizi, havası, düzeni, insanı... türkiye'deyken özlemini duyduğumuz her şey burada fazlasıyla var. insanlar gerçekten mutlu. istanbul gibi bir yerden geldikten sonra süpermarket kasiyerinin aldığım ıvır zıvırın barkodunu okutmaya başlamadan önce gülümseyerek "hi there, how are you?" diye hal hatır sorması, bindiğim belediye otobüsünün şoförünün ben de dahil içeri giren herkese bir şaka yapması ya da laf atması, kaldırımda yürürken göz göze geldiğim tanımadığım insanların selam verip geçmesi, kimsenin yere çöp atmaması, araçların korna çalmaması ve yayalara istisnasız yol vermesi ve medeniyetin genlere işlediğinin ibaresi bir çok başka şeyin içinde olmak insanın gerçekten ruhunu ferahlatıyor.

    - ülke ciddi pahalı arkadaşlar. dışarıda mütevazi bir yemek minimum 13-15 dolar. bir sandviç 7-8 dolar. her köşede bulunan convenience store'larda (bizdeki bakkallar) yarım litrelik su 3 dolar. bu şartlar insanı coles gibi süpermarketlerden ekmek, dilimli peynir, salam alıp onunla idare etmeye zorluyor. buraya iş bulmadan gelmek ciddi manada riskli bir iş.

    - ben buraya türkiye'deyken iş ayarlayıp geldiğim için iş bulmanın ne kadar zor ya da kolay olduğunu bilemiyorum ama türkiye'deyken duyduklarımız biraz efsaneleşmiş hikayeler olabilir. zaten tıp alanından 7-8 dal daha yeni çıktı sol listesinden, 50 tane mesleği de çıkarılabilir diye işaretlemişler link . bu durum iş gücüne eski açlıkları olmadığına, dolayısıyla da göçmenlik şartlarının sınırlanacağı manasına geliyor sanki. mesela benim vizeye başvurmakta kullandığım occupation (plant and production engineering) işaretlenenler arasında. yani gelmeyi düşünenler acele etmeli.

    - araba bu şehirde şart. toplu taşıma seni gitmek istediğin noktalara taşımayabildiği gibi yavaş ulaşım sağlıyor ve pahalı. benzinin litresi yaklaşık 1 dolar iken trenle bir durak gittiğinde verdiğin para 2.36 dolar. 2008 model bir ford fiesta'yı da 3500-4000 dolara alıyorsun. araba hem daha etkin bir ulaşım sağlıyor, hem daha ucuz.

    - burada kış diye bir şey yok. biz şu an kışı yaşıyoruz ve sabah t-shirt üstüne bi hırka ile çıkıyorsun evden. öğlen hırkayı da çıkarıp direk t-shirt ile geziyorsun. akşama hırkayı giyip bir de ceket alıyorsun omzuna. o da havalara alışık olmadığımız için. insanlar hala gündüzleri denize giriyor, sörf yapıyor, tüm gün şortla geziyor.

    - sokakta çok fazla yalınayak gezen insan gördük. bu bir kültürmüş. adam normal giyinik, sadece ayakkabısı yok. yalınayak yürüyor çarşıda. ben de yapıcam bunu.

    edit 4: alışma evresi (17.10.2016)

    - burası bir rüyalar ülkesi değil. türkiye'den bir kaç gömlek üstün olsa da kesinlikle hollanda, belçika, almanya seviyesinde bir medeniyet yok. evet, bazı kurallar (trafik dahil) benimsenmiş ve tüm toplum tarafından riayet ediliyor ve şehri yaşanılır kılıyor fakat kalabalığın, sıkışıklığın ortaya çıktığı anda buranın insanı da adeta fırsatçı bir yavşak evladına dönüşebiliyor.

    - avrupa seviyesinde bir sosyal devlet kesinlikle yok. daha çok amerika'ya yakın bir sistem var. hatta sağlık, eğitim konularında türkiye şu an bile avustralya'dan net bir şekilde daha bir sosyal devlet konumunda. burada paran yoksa çoğu zaman yaprağı yersin. sağlık çoğu klinikte paralı, eğitimin kalitelisi paralı. üstüne bir de ciddi pahalı. ülke zaten hayli pahalı. birikimlerimizi cebimize koyup iş bulmadan gelseymişiz boku yemiş olurmuşuz.

    - iş bulmak öyle süper kolay değil. bir kere permanent residency yoksa uzmanlık alanında iş bulma fikrini unut. yok öyle bir şey. iş yerlerinin avustralya'da ikamet etmeyen birine sponsor olması da bel bağlanamayacak kadar düşük bir ihtimal, hatta piyango. pr yoksa buyuk ihtimalle casual isler yapar karşılığında da yaklaşık saatine 20 dolar kazanırsın. ha bu fena bir para değil, yaşamsal temel ihtiyaçlarını karşılarsın ama tek başınaysan bir ev tutmana yetmez. en az iki ev arkadaşı bulman gerekir. bu arada bu casual işler psikolojik olarak buna hazır olmayan, yüksek beklentilerle gelen kişiyi bir kaç ay içinde depresyona sokacak kadar ağır işler.

    - insanı pek akıllı değil. geneli hayli kültürsüz, umursamaz, cahil ve tüketim manyağı. ağırlık avustralya çomarı denebilir. şimdiye kadar derin bir muhabbet edebileceğim seviyede orijinal bir avustralyalıya rastlamadım. üniversite okuma oranı hayli düşük mesela. sebebi de bence mühendislik gibi işlerden 3 kazanılıyorsa kalifiye olmayı gerektirmeyen işlerden de 2 kazanılabiliyor olması. üniversiteler yabancılarla dolu ve bu yabancıları yolmak üzerine bir sektöre dönüşmüş.

    - hayli milliyetçi bir ülke. marketteki her haltın üzerindeki fiks slogan "proudly australian". bunun sebebi göçmen ülkesi olması yanında ülkede üretim yapmanın çok masraflı olamsı kaynaklı piyasanın ithal ürünlere boğulmuş olması ile alakalı sanırım.

    - ülkede en nefret ettiğim hadise çalışma kültürü. tembellik, işgüzarlık konusunda ortadoğululardan daha beterler. zikiyle iş yapma alışkanlığı burada genele yayılmış pis bir gerçek. üstüne bir de ukalalıkları var ki... mına koduklarım... ha bi de aptallar demiş miydim? orijinal avustralyalı dediğin adamların iq ortalaması 75 (durgun zeka) seviyesinde. en çok hayret ettiğim ve hayal kırıklığına uğradığım şey bu oldu. bu halkla ülkenin ekonomisinin iyi noktalara gelebilmiş olması arabistan gibi madencilik sayesinde olmuş sanırım. bir de allahın siktir ettiği yerde konumlanmış bir ada olduğu için düşmanı olmamış, kaynağı daha zeki istilacılar tarafından yağmalanmaya değer bulunmamış. nüfus da az olunca herkes refaha ulaşabilmiş. jeopolitik konumun kötü olmasının avantajı işte...

    edit 5:

    #66411184
765 entry daha